EMPERYALİZM ÇİZGİSİNDE “ERMENİ”LERDEN ÖZÜR!

Başbakan Erdoğan “24 Nisan Ermeni Tehcirin”de yaşanan olayların 99.  Yıldönümünde, bizce pek şaşırtıcı olmayan bir açıklamada bulundu. Başbakanlık resmi internet sayfasından 9 dilde yapılan yazılı bir açıklamayla “siyasî sonuçlar doğuracak bir özrün yolu da” açılmış oldu.

“1915’te ne oldu? Sorusundan önce, “1915’e nasıl gelindi” sorusunu sormak lâzım: 1915’e gelene kadar, yaklaşık 40 yıl boyunca Doğu Anadolu’da Rusların ve İngilizlerin kışkırtmasıyla başlayan ve 1,5 milyon Müslümanın katleden “Taşnaksutyun (Hay Heğapohagan Taşnaktsutün),  2. Abdulhamid Han nezninde Bin yıllık Müslüman Türk iktidarına son veren İttihat ve Terakki’yle ittifak ederek iktidara geldi. 1908 yılındaki seçimlerde 14 Taşnak adayı İttihat ve Terakki’nin listesinden meclise girer. Bütün bunlar olurken, Doğu’daki Ermeni çeteleri kıtır kıtır Müslüman Türk hatta çoğunluğu Müslüman Kürt kesmektedir. 2 Abdulhamid Han, Anadolu Birliğinin siyasi tehlikeden korumak için Kürtlerin Beyler Beyi ve Salih Mirzabeyoğlu’nun büyük dedesi Hacı Musa Bey önderliğinde “Hamidiye Alayları”nı kurar ve böylece Anadolu İslam Birliği bir kez daha temeline oturtulmuş olur.

TAŞNAK- İttihat ve Terakki birlikteliği 1915’e kadar devam eder. 1914 yılında başlayan 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda, İngiliz-Rus güdümünde, Osmanlı’yı arkadan vurmaya devam eden ve böylece, Anadolu işgal edildiğinde, 1000 yıllık Müslüman Türk-Kürt vatanı Anadolu’yu parçalayıp, milyonlarca müslümanı katledip, sürgüne gönderip,  hristıyan Ermenilere yurt yapma projesinin başı TAŞNAK ve örgütü başta, ihanet eden Ermeniler Anadolu’dan geçici olarak gönderilir.  Tarihe “Ermeni Tehciri” olarak geçen hadise vukubulur ve Anadolu’nun bir çok yerinden kimine göre 1,5, kimine göre ise 900 bin Ermeni tehcir edilir.

Aslında bu savaşın çıkacağını ve Batı ile Rusya’nın, Anadolu’yu Ermenilere vereceğini çok önceden anlayan 2. Abdulhamid Han, Ermenilerin tehcirini bizzat kendisi, günü geldiğinde uygulamak üzere, bizzat planlamıştır. Bu işin uygulanması da İttihat ve Terakki’ye kalmıştır. Tehcir esnasında çok acı yaşanmıştır, kan akmıştır, bu da bir hakikattir. Ama unutmayalım ki, yedi Düvele karşı savaşan bir devleti arkadan vuran, Batı işbirlikçisi bir topluluk vardır. Ve bu topluluk, tam 40 yıl boyunca da, 1,5 milyon Müslümanı katletmiştir.

Gelgelelim 99 yıl sonra, bu işi yerli işbirlikçilerine çözdürmeye azmetmiş emperyalizmin ve Irak, Afganistan, Libya ve Suriye’yi işgal eden, milyonlarca Müslümanı katleden Haçlı-Siyonist kapitalist emperyalizme peşkeş çeken AKP iktidarının niyetine!

BOP Eşbaşkanı Erdoğan, 17 Aralık sonrası “İstiklâl mücadelesi veriyoruz” deyip, ardından Japonya’da ”Türkiye’nin bölgesel ve küresel güç olmak gibi bir hedefi yok. Türkiye sadece üzerine düşen görevi yapmak suretiyle bir yere oturtuluyor.” Diyerek, gerçek niyetini bir kez daha belli etti. 12 Yıllık iktidarını sürekli, Müslüman halkın hislerini istismar etme ve millete yalan söyleme temeline oturtan Erdoğan,  düne kadar iktidarı paylaştığı “Cemaati” iktidardan atmak için bu milli-İslamî kavramı utanmadan kullanabilmiştir. İstiklâl kelimesini, emperyalizme karşı mı, yoksa diğer bir emperyalizm işbirlikçisi cemaate karşı mı kullandığı apaçık görülmektedir. Tokyo’da söylediği “Türkiye sadece üzerine düşen görevi yapmak suretiyle bir yere oturtuluyor” sözüyle, göbekten bağlı bulunduğu Haçlı-Siyonist kapitalist emperyalizme “vereceğiniz görevi yapmaya hazırım”  diyerek, açık bir mesaj vermiştir.

Bu vesileyle, Anadolu/Türkiye toprakları üzerindeki asırlık hesabını bir türlü halledememiş olan emperyalizm, şu an revaçta olan ve kendi işgal ve katliamlarını gizleyerek meşrulaştırdığı, bizim “insan hakları emperyalizmi,” meşhur gazeteci Pepe Escobar’ın ise “insancıl emperyalizm” dediği bir psikolojik harekât ve propaganda yoluyla, 100 yıl önce, kendisinin sorumlu olduğu bir olaydan dolayı bu milleti bir kez daha kıskaca almak istemektedir. Bunun için dün, İşbirlikçi, Batıcı vatan satan ulusalcı kesimi kullanırken, bugün ise, İşbirlikçi Batıcı ılımlı İslamcılar ile işbirlikçi Batıcı Kürtlerin oluşturduğu ittifakı kullanmaktadır. Orta Doğu’ya “ABD gibi bakıyoruz” diyen Ahmet Türk’ün sembolize ettiği Batıcı Kürt hareketi, BOP eşbaşkanı olmakla iftihar ettiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, Anadolu topraklarını, 100 yıl sonra Batı emperyalizmine peşkeş çekmenin hazırlığını yapmaktadırlar. Nitekim Haçlı-kapitalist emperyalizmin başı ABD Dışişleri Bakanı John Kerry: “Başbakan Erdoğan’ın 1915 ile ilgili çarpıcı açıklaması küresel ilkeleri teyit ediyor” diyerek, muradını açıkça ifade etmiştir.

 

Irak’ı “işgal eden ABD askerli için, “evlerine sağ salim dönsünler diye dua ediyorum” diyen; Afganistan’daki emperyalist işgal için” teröre karşı bir mücadele” sözlerini kullanan, Libya’nın işgali için; “harekâtı  NATO’daki dostlarımızla birlikte organize ediyoruz” ifadesini kullanan; Suriye’nin dış destekli bir iç savaşa sürüklenmesi içinse,  “EYY ABD; AB, bize Arapların içişlerine niye karışıyorsunuz diyenlere sesleniyorum; Suriye’yle ilgili olduğu zaman neden destek istediniz? Suriye Arab değil miydi?” diyerek, işbirlikçiliğini kendi ağzıyla bir kez daha itiraf eden Erdoğan’ın, “istiklâl” mücadelesinin aslında kendisinin “istikbâl” mücadelesi olduğu anlaşılıyor.

 

Şimdi kalkmış, ““Hepimizin ortak acısı.” Diyor. Erdoğan, Cumhuriyet tarihinde ilk kez, 1915 olaylarına ilişkin Başbakan düzeyinde Ermenilere taziye mesajı yayınladı. Başbakan Erdoğan, ‘1. Dünya Savaşı’nda yaşanan hadiseler hepimizin ortak acısıdır. 20. Yüzyıl’ın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz.” Diyor

Peki soralım o zaman: Bu ortak acı içerisinde, Milyonlarca müslümanı katleden, vatanlarını işgal eden Haçlı-Siyonist sürülerinden hesap sormak var mı? Hâlen katledilemeye devam edne milyonlarca Müslümanın acısı var mı?

Batıcı komitacıların desteği, Rusya’nın işgalleri neticesi, katledilen, vatanlarını kaybeden 5 milyon Müslüman Türkün, Boşnak’ın acısı var mı? Sadece Cezayir’de katledilen milyonlarca müslümanın acısı var mı?

Dikkatinizi çekerim, buralardaki halklar, milletler;  emperyalistler tarafından vatanları işgal edilip, kendileri katledilen, sürgüne gönderilen müslümanlar, dönemin Ermenileri gibi, emperyalist Batı’yla ittifak ederek, yaşadıkları topraklara ve insanlarına ihanet edip, katliamlar gerçekleştiren bir halklar değil, bilakis toprakların öz sahipleridir.

Emperyalizm dünden bugüne, Müslüman ve masum Afrika-Doğu milletlerini katletmeye devam ederken, öte yandan, dün kendisinin faili olduğu hadiseler için yine bizi suçluyor. Niye? Çünkü Anadolu’yu büsbütün elegeçirip, bölmek, parçalamak ve bu Müslüman milleti vatansız bırakmak için!

Yoksa başbakana söyleyelim: Sen NATO’dan çık gerçek bağımsızlığını kazan, Ermeniler de gerçek bağımsız bir ülke olsun, “Ermeni meselesi” karşılıklı olarak, tartışılır, konuşulur ve çözülür ve de emperyalizmin bunu bir maşa olarak kullanmasına müsaade edilmez.

Bütün mesele, senin devlet olarak, Batı’nın esareti, hegomonyası altında bulunmandır!

Dün, Anadolu birliğini sağlayan Kürt Beylerbeyi Hacı Musa Bey’i yemeye göze almış Batı, bugün de, onun torunu ve dolayısıyla,2. Abdulhamid Han’ın gerçek varisi Salih Mirzabeyoğlu’nu, işbirlikçi ılımlı İslamcılar ve Batıcı laik Kürtler eliyle hapse atarak, ademe mâhkum ederek, Anadolu’yu bölüp, parçalamanın hesabını yürütmektedir.

Mirzabeyoğlu, dün batıcı işbirlikçi laikler tarafından bugünse, Batıcı-işbirlikçi ılımlı İslamcılar ve Batıcı Kürler tarafından en büyük düşman olarak görülmektedir. Hacı Musa Bey’e küfredip, Ermenicilik propagandası yapan birçok Batıcı Kürt vardır.

 

Oğuzhan GÖZCÜ

ADIMLAR DERGİSİ

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: