DİRENİŞ, ZAFER ve ÖZGÜRLÜK

DİRENİŞ, ZAFER ve ÖZGÜRLÜK

Arkadaşlarımızla daha önceden kararlaştırdığımız ve yıllardır hazırlandığımız şekilde bölük bölük yola koyulduğumuzda, bütün arkadaşlarımızın yüzünde onlarca yıl önceki heyecan, bağlılık ve özlem bire bir okunuyordu… Doğrusu hiç değişmemişiz…

Önce 1991 yılında, sonra da 1998 yılından bu yana tam 17 koca yıl ayrı düştüğümüz Kumandanımız, manevi babamız, ruh ve fikir dünyamızın mimarı, beton duvarları yara yara geliyordu sonunda.

Aylardır, tüm olumlu veya olumsuz şartlara karşı “Bolu merkezli” ve “Bolu planlı” hazır bekleyişimize rağmen, Bolu’daki resmi görevlilerin önce “yarın çıkacak” demeleri ve hemen peşinden Kumandan’ı sessizce ve çaktırmadan tahliye etmeleri, küçük bir gecikmeye sebep olsa da, tüm arkadaşlarımız hızla hareket ederek kısa sürede Bolu’ya vardık.

Bizden önce Bolu’ya yetişen gönüldaşlar ve Belediye Başkan Yardımcısı İhsan Ağcan Bey, bir grup İBDA bağlısının karşılama merasimi sonrası Kumandan’ı alarak bir tesiste iftar yemeği yemişler,  sonrasında da Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Osman Zor’a haber vererek, Kumandan’ı evlatlarıyla kavuşturmak için Sapanca’da buluşmak üzere yola çıkmışlardı.

Kumandanımızı taşıyan araç göründüğünde Sapanca gişelerinde İstanbul’dan gelen yaklaşık 20-25 araç olarak beklemekteydik, bir o sayıda arkadaşımız da yoldaydı. Kumandanımızı misafir eden araç  geldiğinde,  birkaç heyecanlı ve düşüncesiz kişinin taşkınlığı görülse de, tüm İBDA bağlıları, bir nizam içerisinde Kumandan’ı ve İhsan Bey’i, Avukat Hasan Ağabey’in aracına alarak, yine Hasan Ölçer Ağabey’in daha önceden ayarlamış olduğu, Sapanca’nın yeşillikleri arasındaki güzel bir tesise doğru, Kumandan’ın, ziyaretçileri ve İBDACILARI kabul etmesi için hareket ettik.

Tam da bu noktada, başta Avukat Hasan Ölçer olmak üzere, Avukat Güven Yılmaz, Avukat  Zafer Şahin, Avukat Ahmet Arslan, Avukat Ali Rıza Yaman, Avukat Mehmet Tığlı, Avukat Ahmet Cengiz ve Avukat Hasan Solak’a, verdikleri yıllarca süren hukuk savaşından dolayı teşekkür ediyoruz.

Avukat ve hukukçu kimliğinin yanında, yaklaşık 30 yıldır, hem Kumandan’ın yanında, hem de diğer İBDACILARIN yanında hak, hakikat ve adalet mücadelesi veren ve tam da tahliye saatinde yüzlerce kilometre öteden tesis ayarlayıp, yüzlerce misafiri çayından yemeğine kadar (gelip gidenlerle birlikte 1000 kişiyi aşan bir kalabalık) ağırlayan Hasan Ağabey’e hassaten teşekkür ediyoruz.

Tesise ilk geldiğimizde, Kumandanımız tesisin yeşillikler içerisindeki bahçesinde oturarak, gönüldaşları ve sayıları sürekli artan misafirleri kabul ederek, her biriyle ayrı ayrı ilgilendi.

Arkadaşlarımızın, ziyaretçilere hiçbir tedirginlik hissi yaşatmamaya özen göstererek gruplar halinde ayrılarak kontrol altında tuttukları tesiste Kumandanımıza, Avukat Hasan Ölçer, Mevlüt Koç, Nazif Keskin refakat etti. Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Osman Zor, Kemal Şişman, Mehmet Tarakçı ve bir grup arkadaşımız da Kumandanımızın yanında sürekli hazır bulundu.

Daha sonra bazı TV kanalları, haber ajansları ve gazetecilerin röportaj ricalarını kabul eden Kumandanımız, canlı yayın bağlantıları ve röportajlar için, tesisin kapalı olan bölümüne geçti.

Canlı yayın ve röportaj esnasında Kumandan’ın bulunduğu kapalı mekana girmeye çalışarak taşkınlık yapmaya kalkışan birkaç kişi, İBDACILARIN müdahalesi ile susturuldu. Bu tip birkaç münferit ve kısa süren hadise vesilesiyle, artık işlerin değiştiği, Kumandan’ın artık dışarıda olduğu; yıllardır süren nizamsızlık, başıbozukluk, ben yaptım olduculuk gibi şeylere bundan böyle zerre kadar izin verilmeyeceği de ihtar edildi. Bundan böyle de Kumandan’ın yanında, yöresinde, sağında, solunda yaşanabilecek en ufak edepsizlik, taşkınlık, nizamsızlık ve başıbozukluğa kesinlikle izin verilmeyeceği, bu tip hadiseler yaşanması durumunda İBDACILARIN en sert şekilde ve ne pahasına olursa olsun müdahale edeceği dosta ve düşmana yeniden hatırlatıldı.

17 yıldır süren zindan hayatı, hatta zindan içinde zindan olan hücre hayatı ve telegram işkencesine rağmen, Kumandanımız gerek ziyaretçileri kabulde, gerekse basın mensuplarını kabulde, her zamanki gibi dimdik ve her şeye hakimdi. Basın mensupları, O konuşurken büyülenmiş gibi izliyorlar, O’nun her kelimesinden fikir süzülen cümleleri karşısında soracak soru bulmakta zorlanıyorlardı.

Kumandanımız röportajlar esnasında sık sık, cezaevinde hukuksuz bir şekilde tutulan diğer arkadaşları da hatırlattı.

Saatlerin nasıl geçtiği belli olmadan sahur vakti yaklaştığında, Kumandanımızın isteği üzerine hızla araç hazırlandı. O esnada da taşkınlık yaparak sesini yükselten birkaç kişi, çevreyi sarmış durumdaki arkadaşlarımız tarafından kalabalığın arasından anında çekilip alındı. Yayın yönetmenimiz Ali Osman Zor ve arkadaşlarının kontrolü altındaki aracına geçen Kumandanımız, konvoy halindeki bir yolculuğun ardından yuvasına ve ailesine kavuştuktan sonra, kendisinin isteği üzerine herkes sabahın ilk ışıklarıyla beraber şehre dağılarak kayboldu.

1999 yılında yaşanan devrim; O‘nu, eserlerini, duruşunu, direncini, direnişini, mücadelesini ve muradını az da olsa anlayanlara, bu gün artık daha net olarak görünüyor.

ADIMLAR

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: