“HEPİMİZ FRANSIZIZ!”

“HEPİMİZ FRANSIZIZ!”

Dün meydana gelen Hesaplaşma Saldırısı‘nda Allah Resûlü’ne hakaret eden karikatür kampanyasını başlatan Charlie Hebdo adlı müsvedde yayın organı basılarak, aralarında müsveddenin güdücülerinin de bulunduğu 12 kişi öldürüldü.

Daha saldırının üzerinden 24 saat geçmeden gelen tepkiler, Batı’nın halâ aynı “Çadır Tiyatrosu”nu sürdürme gayreti içinde olduğu hissini uyandırıyor.

Gözüme çarpan bir kaç tepkiye şöyle bir göz gezdirelim:

– AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker: “Biz Avrupalılar olarak bugün hepimiz Fransızız!” Juncker ayrıca bu saldırı ile ilgili şu ifâdeleri de kullandı: “Bu barbarlık tüm insanlığı ve Avrupalıları hedef alıyor.

– NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, yazılı açıklamasında, “Bu barbarca bir eylemdir” dedi.

– Fransa’nın önemli ekonomi gazetelerinden Les Echos ise “Barbarlık Karşısında” başlığını attı. Fransa’nın dünyaca meşhur spor gazetesi L’Equipe ise manşetinde “Özgürlük 0 – 12 Barbarlık” ifâdelerini kullanırken, 20 Minutes Gazetesi “Barbarlık” yorumunu yaptı.

– Ünlü İspanyol aktör Willy Toledo’nun harika yorumu; “Siz hiç gürültü çıkartmadan günde milyonlarca kişiyi öldürüyorsunuz, onların bu olaylar karşısında sessiz mi kalacağını düşündünüz

 

Bu ifâdelere, özellikle Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Ali Osman Zor’un Amerikan CNN International, Alman DerSpiegel Dergisi ve Fransız Gazeteci Anne Andlauer’e verdiği röportajlar ışığında bakmakta fayda var.

Batı’nın, coğrafyamızla ilgili her türlü bütünlüğü parçalayıcı bir şekilde kullandığı politik dil, kendi içinde daima bütünlüğünü kollamıştır… Bizi, Türk-Arab-Kürt, Sünnî-Şiî-Alevî ve sair biçimlerde bölen ve parçaları konuşan Avrupa dili, herhangi bir parçasına karşı yapılan saldırıyı bir bütün olarak göğüsleyecek tavrı alıyor: Hepimiz Fransızız!

Aynı biçimde Batı’nın kendi işgâlciliğini, saldırganlığını, katliam ve soykırımcı barbarlığını elçabukluğuyla örtüp(!), kısas hakkını kullananları “Barbarlık“la suçlaması ucuzluğu…

Ve yine birkaç ölüsü için dünyayı sarsan Batı’nın, -meselâ- bir Tomahawk füzesiyle tam da Willy Toledo’nun dediği gibi, gürültü çıkartmadan yaptığı toplu katliamlar…

Sözü uzatmayıp, tam da bu SİNSİ DİL’e dikkat çeken Genel Yayın Yönetmenimizin verdiği röportajlardan ilgili bölümleri istifâdenize sunuyoruz:

 

 

ADIMLAR Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Ali Osman Zor’un, CNN International’a 15 Ekim 2014 tarihinde verdiği röportajdan:

 

CNN International: Sizce IŞİD’in kullandığı metodlar kabul edilebilir mi?

Ali Osman Zor: Edilir! Amerika’nın kullandığı metodlar kabul edilemez bizim için. IŞİD bir adamı nasıl öldürdüğünü gösterdiğinden dolayı IŞİD üzerinden “şeytanlaştırma” operasyonu yapılırken, Amerika’nın bir mahalleyi yok edecek Tomahawk füzesiyle yaptığı iş, sadece insanlar görmüyor diye, IŞİD’dan daha mı iyi sayılıyor? O Tomahawk füzeleri altında insanların nasıl katledildiğini biliyor musunuz? İnsanın bir zerresi dahi kalmıyor; yanıyor! Bu şeyden sorarsanız; ben yaparım veya yapmam, tasdik ederim yada etmem, o ayrı. Ama hiç olmazsa IŞİD’den cenazenizi alabiliyorsunuz. Bir de, IŞİD’ın savaş içerisinde öldürdüğü adam sayısıyla 91 ve 2003’ten beri Amerika’nın bölgede öldürdüğü adam sayısının hesabını tutan var mı? Bugün en iyimser rakamlar 1 milyon ile 3 milyon arasında gidiyor. Ebu Gureyb Cezaevi’nde yapılanları kimse unutmadı. Ve IŞİD dediğiniz örgütler bu katliamların üzerine çıkan örgütlerdir. Yani bugün, sanki IŞİD durup dururken çıkmış da, insanları katlediyormuş gibi bir hava estirilmek isteniyor Amerikan kaynaklı. Hayır, Türkler bunu yemiyor, amiyâne tabirle onu söyleyeyim ben size. Yani Türkler; hem müslümanlar, hem milliyetçiler, hem de antiemperyalist unsurlar artık bizim bölgemizde ne olup bittiğini biliyorlar.

(……..)

CNN International: Yine de IŞİD’in politikalarının önemli bir parçası, Alevilere ve Şiîlere karşı olan bir politika. Ve onları kâfir olarak gören ayrımcı bir politika izliyorlar.

Ali Osman Zor: Eğer böyle bir politika izliyorlarsa dahi, bu Amerikalıları ilgilendirmez. Çünkü bu, bölgenin dinamikleriyle alâkalı bir durumdur. IŞİD bugün o politikayı izliyorsa, 2003’ten beri Amerika ile işbirliği yapan oradaki Maliki Hükümeti’nin ve Irak’ın Kuzeyi’ndeki Peşmergelerin Sünni bölgesinde yaptıkları zulümleri, uygulamaları gözardı ederek: “IŞİD şu ân niye Şiîlerle savaşıyor?” demek. IŞİD şu ân Şiîlerle savaşmıyor. IŞİD Amerikan İşbirlikçileriyle savaşıyor!.. Yani biz bu kavramları illâ Batılıların istediği gibi kullanmak zorunda değiliz. Burada, zaten bizim insanımız üzerinde yapılan saldırı bu aslında, Türkiye ile alâkalı. Siz meseleyi böyle koyduğunuz zaman, sanki bölücü IŞİD’mış gibi oluyor. Hâlbuki  burada bölücü olan Amerika ve Koalisyon Güçleri. Yani bir terör örgütü varsa, burada bizim için Terör Örgütü Amerika’nın başını çektiği NATO’dur!.. Şöyle bir şey düşünebiliyor musunuz; meselâ, İngiltere ile İrlanda arasındaki problemden biz İrlandalıları tutarak, Türkiye’nin başını çektiği bir İslâm Koalisyonu kurup İngiltere’ye savaş açıyoruz. Veya Amerika ile Zenciler arasındaki problemi gözünüzün önüne getirin; Zencileri tutarak, biz Orta Doğu ülkeleri, Türkiye’nin liderliğinde toplanarak, bir koalisyon gücü oluşturarak, New York’u bombalamaya başlıyoruz. Bir Batılı nasıl ki böyle bir şeyi düşünemiyorsa… Peki, düşünemediği şeyi normal ve haklıymış gibi burada nasıl söyleyebiliyor? Nasıl bizim kabul etmemizi bekliyor bunu?.. 11 Eylül olduğu zaman Fransız Gazeteleri manşet atmıştı, “Hepimiz Amerikalıyız!” diye. Değil mi? Bildiğiniz üzere Fransa ile Amerika mezhebî olarak da birbirlerine çok yakın değildir; dinî olarak. Ve Avrupa’da dinin en zayıf olduğu yer de Fransa’dır. Ama işte o Hristiyan Birliği içerisinde çok rahat Fransız Gazeteleri “Hepimiz Amerikalıyız!” diyerek 11 Eylül’e karşı durmuşlardı. Batı kendi içerisinde bu birliktelikleri gayet rahat kurarken, Doğu’da, meselâ biz “IŞİD Sen Oradan, Biz Buradan!” veya “Hepimiz Arabız!” dediğimizde ise “terör örgütünü destekliyor” oluyoruz. Hâlbuki, bu da İslâm Birliği içerisinde, İslâm Milletinin bütünlüğü içerisinde bizim kendi dayanışmamızdır! Dolayısıyla, IŞİD’ın veya bu topraklardaki başka bir örgütün bizimle arasındaki ideolojik farklılık; o bizi ilgilendirir. Bu “ayrılık”, Batılı Güçlere müdahale hakkını vermez!

(………….)

CNN International: Peki El Bağdadi’yi halifeniz olarak kabul ediyor musunuz?

Ali Osman Zor: Bizim Halifemiz Salih Mirzabeyoğlu’dur! Biz Salih Mirzabeyoğlu’na bağlıyız. Salih Mirzbeyoğlu’na da biatlıyız!.. Bizim ilişkimiz, “bütün müslümanlar kardeştir” ve bu Allah’ın bir emridir. Bu kardeşlik hukuku içerisinde Bağdadî’yi tanımasam da kardeşimizdir, Afganistan’da Molla Ömer’i tanımasak da kardeşimizdir. Bu anlaşılmayacak bir şey değil. Demin misâlini verdim; Hıristiyan bütünlüğü içerisinde nasıl ki Fransız gazeteleri “Hepimiz Amerikalıyız!” diye 11 Eylül’de manşet atabiliyorsa, bir saldırı karşısında “kardeş” olduklarını hemen hatırlıyorlarsa, bu mânâda da Batı Saldırganlığı karşısında da Bağdat’la İstanbul’un bir farkı yoktur bizim için! Biz, İslâm Ümmeti içerisinde, İslâm Milleti içerisinde bizim anlayışımız Anadoluculuktur! Coğrafî olarak bu Anadolu’nun içerisinde Suriye de vardır, Irak da vardır, Suudî Arabistan da vardır; bütün İslâm Coğrafyası vardır! Bu Anadoluculuk anlayışı içerisinde de, Kürt de, Türk de, Arab da, Laz da, Çerkez de, Süryani de, hepsi yerli yerini bulur.

(/ali-osman-zor-cnn-international-roportajinin-tam-metni/)

**

 

Alman Der Spiegel Dergisi yazarı Maximilian Popp’un Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Ali Osman ZOR ile 5 Kasım 2014 tarihinde ADIMLAR Dergisi bürosunda gerçekleştirdiği, dergimizin Aralık 2014 sayısında yayınlanan röportajından:

 

 

Der Spiegel: İslâm Devleti’nin bu mücadelesinde uyguladığı yöntemler oldukça vahşi. Siz kullandığı bu yöntemleri destekliyor musunuz?

Ali Osman ZOR: Ben Amerika’nın kullandığı yöntemleri desteklemiyorum!

 

Der Spiegel: Peki, İslâm Devleti’nin uyguladığı yöntemleri?

Ali Osman ZOR: Ortada bir savaş var. İslâm Devleti de savaşıyor, Amerika da savaşıyor. 91 savaşından sonra uygulanan Birleşmiş milletler ambargosuyla Irak’a klor verilmedi. Ve temizlenemeyen pis suları içerek bir milyon çocuk öldü, bebek öldü Irak’ta! 2003 İşgâli’nden sonra Ebu Gureyb cezaevlerinde işkenceye, tecavüze uğrayanlar…

 

Der Spiegel: Ben Amerika’nın yaptığı işkencelerden değil, şu ân IŞİD’in insanların kafasını kesmesinden, şu ân yaptıklarıyla ilgili görüşlerinizi merak ediyorum ben.

Ali Osman ZOR: Ben de diyorum ki, Amerika’nın veya Avrupa’nın, diyelim ki Almanya’nın Irak’a sattığı zehirli gazları bilmeden, bunları hesap etmeden IŞİD’i değerlendiremeyiz! Yani ilk önce siz Avrupalı olarak bunlara karşı çıkacaksınız ki, ondan sonra IŞİD’i oturup, konuşalım. Benim anlatmaya çalıştığım, IŞİD, bütün bu yapılanların arkasından gelmiş bir harekettir. Ve burada, şu sahtekârlığı yapmamak lazım: Ortada bir savaş var ama, bu savaşta, bizim bölgemize ait bir İslâmcı veya değil, işgâle karşı savaşan bir örgüt söz konusu olduğunda onların yaptıkları “katliam”, “terör”, “vahşet”, fakat Batı gücü söz konusu olduğunda ise onun yaptığı “savaş”! Batı, Heredot’tan beri bunu yapıyor: Kendisine biri saldırdığı zaman “Barbarlar!” saldırmış oluyor -bugün “teröristler!” oluyor onlar tabiî-, kendisi birilerine saldırdığı zaman da “Barbarların üzerine gitmiş” oluyor. İşte o “barbar” ve “teröristler”in yaptığı herşey bugün “vahşet”, “katliam”, “terör”. Biz bu hinliği kabul etmiyoruz!.. “IŞİD’in yöntemleri” dediğiniz, savaş yöntemleridir. Batı, niye Ebu Gureyb’de ayağa kalkmadı da iki tâne gazetecinin kafası kesilince ayağa kalktı?

 

Der Spiegel: Bu doğru değil. Ebu Gureyb ile ilgili Batı’da itirazlar oldu.

Ali Osman ZOR: “Oldu” da, bize ne faydası oldu? Bölgeye ne faydası oldu? Ebu Gureyb’e ne faydası oldu?!. 1991 yılında Amerika, Saddam Hüseyin, Kuveyt’i işgâl ettiğinden dolayı, Birleşmiş Milletler’de karar çıkartarak Irak’a saldırdı. Burada gerekçe ne idi? “Irak’ın Birleşmiş milletler üyesi olan Kuveyt’e saldırması”ydı. Ve Birleşmiş Milletler de harekete geçerek, kendi üyesi olan bir ülkeye yapılan saldırıya karşı Irak’a saldırdı. 2003’te ise, Amerika Irak’a hiçbir gerekçe olmadan saldırdı! Ve Birleşmiş milletler bu saldırıya “olur” vermedi. Yasadışı saldırdığına göre Amerika, aynı 91’de Saddam’ın Kuveyt’e saldırması gibi, o zaman, Birleşmiş Milletler’in bir araya gelip, karar çıkartıp; Birleşmiş Milletler üyesi olan Irak’a Amerika’nın yasadışı saldırısından dolayı Washington’u bombalaması gerekmez miydi? Bunların hiçbiri yapılmadı. Ve 2003 Yasadışı Saldırısı hâlen devam ediyor.

 

Der Spiegel: Bu mesajı aldım!

Ali Osman ZOR: Son olarak da başka bir mesajım daha var size: Biz, sizi bölgemizde istemiyoruz artık! Siz derken, Batı gücünün… Bizim evimize karışmanızı istemiyoruz. Kendimizi nasıl yöneteceğimizi söylemenizden bıktık artık! Yani Amerika’nın ve onun yerli ve yabancı işbirlikçilerinin artık evimizden defolup gitmesini istiyoruz! Biz, kendi aramızdaki sorunları, kendimiz hâllederiz. Bizim aramızda sorun çıkmasının sebebi, Batı Gücü’nün gelip buraya karışması, bizim evimize karışması. Batı bunu anlamadı! Bizim “git!” dememizi anlamadı. Onun için IŞİD gibi örgütler çıktı şimdi. Size garanti veririm, IŞİD gibi örgütler İslâm Coğrafyasının her tarafında çıkacak Batı’ya karşı! Çünkü buradaki halklar, milletler; Türk, Kürt, Arap, Fars farketmez, sizi istemiyor! “Evimizden gidin, elinizi çekin!” Artık Batı’nın, bizim bu isteğimizi anlaması lâzım. Yoksa bu savaş Hamburg’u, Londra’yı, hattâ Washington’u, Paris’i de vuracak bu savaş. Yani siz zannediyor musunuz, bizim şehirlerimiz yıkılırken sizin şehirleriniz sağlam kalacak?!. Sizin şehirleriniz de yıkılacak!

(/adimlar-5-kasim-2014-bu-savas-parisi-de-vuracak/)

 

**

 

ADIMLAR Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Ali Osman ZOR’un, 19 Ekim 2014 Pazar günü, “bağımsız” bir Fransız gazeteci olan Anne ANDLAUER’e Belçika ve İsviçre Medyası için verdiği röportajından:

 

Anne ANDLAUER: Bunlar yeni bir amaçla dışarıdan tetikleniyor mu diyorsunuz?

Ali Osman ZOR: Tabiî ki o iki gün tetiklendi. Niye durdu birdenbire? Niye devam etmiyor? 76 milyonluk bir ülkede, o tür olaylar, birden bire bıçakla keser gibi, durabilir mi hiç? Niye durdu?.. IŞİD mevzuuna gelirsek. Biz IŞİD’çı filân değiliz. Biz İBDA Fikir ve Aksiyon Hareketi’ne bağlıyız. Ve bu hareket de Türkiye’deki tek “Millî Hareket”tir! Bu hareketin ilk kurucusu Necip Fazıl Kısakürek’tir. İlk Mimarı. Daha sonra da, O’ndan bayrağı devralan, Salih Mirzabeyoğlu’dur. Salih Mirzbeyoğlu 16 seneden beri cezevindeydi. Geçen 22 Temmuz’da, Ramazan Ayı’nda çıktı. 16 sene boyunca da Zihin Kontrolü İşkencesi’ne maruz kaldı, bugün de bu işkence devam etmektedir. Bu işkencenin sebebi olarak biz, Salih Mirzabeyoğlu’nun, bugün Batı’da da ihtiyacı hissedilen bir İdeolocya, bir Dünya Görüşü sunmasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Çünkü bugün, Batı akademik çevrelerinde de tartışılan bir konu olarak “ilimlerin bütünlüğü” kayboldu. Yani Batı’nın bugün yeni bir Platon’a ihtiyacı var. Kendileri de bunu hissediyor zaten, fikir adamları bunu söylüyor. İhtisaslaşma, bütünlüğün aleyhine olarak artıyor. Ve bugün Batı’da bu bütünlüğü kurabilecek ikinci bir Hegel çıkmadı meselâ! Batı’nın beklediği bu insan, bu topraklardan çıktı! Ve bunu ideolocya olarak, 58-60 tâne eseriyle koydu ortaya. Ve 16 seneden beri -hani o “İslâmcı Hükümet” diyorsunuz ya- İslâmcı Hükümetin iktidarında cezaevindeydi. 22 Temmuz’da da çıktı. Dolayısıyla bizim çizgimiz, bizim hareketimiz belli. Bizim hareketimiz bugünün hareketi değil. Meselâ on sene cezaevinde yattım. IŞİD o mânâda dün çıktı. Ama meselâ ben, 1991 yılında “Irak Casusu” diye cezaevinde yattım. İlk Körfez Savaşı’nda. Hâliyle bize “IŞİD’çı”, “IŞİD’i bilmem ne yapıyor”  filân değil. Burada mesele başka. Nasıl ki 11 Eylül’de Fransız gazeteleri “Hepimiz Amerikalıyız!” diye manşet atmışlardı, bugün de biz, hepimiz Arabız!

 

(……..)

Anne ANDLAUER: IŞİD çıkınca korku yaratılıyor. Avrupalı korkuyor mu diyorsunuz?..

Ali Osman ZOR: Korkuyor! Bir daha Osmanlı gbi bir Devlet olmasın diye, elinden gelen herşeyi yapıyor. Bunun için de bütün propaganda araçlarını, askerî araçlarını; hepsini kullanıyor. Ama biz ne yaparsak yapalım, bugün Amerika ve Avrupa ne yaparsa yapsın, mevcut sistem, mevcut düzen, dünya sistemi çökmüştür! Bunu biz söylemiyoruz, bunu Amerikalı sosyologlar söylüyor, siyaset bilimcileri söylüyor. Aydınları söylüyor, fikir adamları, ilim adamları söylüyor. Ve bugün, bizim bölgemizde yaşanan savaşlar, aslında yeni bir sistemin habercisi niteliğinde savaşlar. “Ama ne çıkacak bu sistemden?” Daha kimse bilmiyor. Yani bunlar, öyle laf olsun diye yapılan savaşlar değil. Çünkü, bütün dünyanın ihtiyacı hâlinde kendisini gösteriyor bu sistem. Herkesin “sistem”e ihtiyacı var bugün. Amerikanın da var. Çünkü mevcut ekonomik, iktisadî, siyasî sistemle veya uluslararası sistemle işler yürümüyor artık. İşte bir IŞİD çıktı bakın; sistem dışı bir hareket çıkınca, sistemin bütün unsurlarının hesabını bozdu! Dolayısıyla, bugün Amerika’nın ve müttefiklerinin, bizim için yasadışı müttefiklerinin, yasadışı ordularıyla buraya saldırması, aslında kendilerini muhafaza, mevcudu, mevcut düzeni koruma amaçlı. Anlatabildim mi?

 

Anne ANDLAUER: Anladım.

Ali Osman ZOR: Dolayısıyla sistem teklifi hâlinde biz, Başyücelik Devleti olarak kendi teklifimizi sunuyoruz. Yani bu, bizim teklifimizdir. Yani İBDA ile IŞİD yada diğer İslâmcı hareketler arasındaki farkı bilmek lâzım. Yoksa, meselâ Fransa destekliyor Amerika’nın operasyonlarını. Ama Fransa ile Amerika arasında da bir fark var. Dini olarak, o Katolik, o Protestan; o laik, o seküler, o daha ulusal, o daha federal filân, farklar var. Dolayısıyla Fransa ile Amerika arasındaki bu farkı bilmeden doğru tahlil yapamayız. Bu izâhı onun için yaptım.

(/bagimsiz-fransiz-gazeteciyle-roportaj-tam-metin/)

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: