ANADOLU NE Mİ DÜŞÜNÜYOR?!

ANADOLU NE Mİ DÜŞÜNÜYOR?!

Büyük Doğu’yu kurma palavrası ile yola çıkan Davutoğlu ve AKP yalanının ampulünün sönme zamanı geldi.
Bu kadar net konuşuyoruz, çünkü dün Anadolu’nun dört bir köşesinde olduğu gibi Maraş’ta da her seferinde AKP’ye oy vermiş birçok kişi, Davutoğlu’nun Allah Resulü’ne hakaret edenlere destek olmak üzere Paris’e gitmiş olması üzerine, bir daha asla AKP’ye oy vermeyeceklerini ikili münasebetlerimiz esnasında ilân ediyorlar.
Bu öyle sıradan bir ilân değil, öyle yakası açılmadık küfürler eşliğinde ifâde ediliyor ki, o küfürleri buraya almamızın imkânı yok.
Hükümet konuyla ilgili Anadolu insanının nabzını yoklamak amacıyla anketler yapmaya başlamış bile.
Ortak görüş: “Bu imân davasıdır, bunda taviz, kıvırma olmaz! Kıvıran imânsız kâfirdir!”
Müslüman Anadolu ahâlisinin ekseriyeti böyle düşünüp, bunları söylüyor. AKP yöneticilerinin Allah Resulü’ne hakaret edenlere yaranmak adına kıvrım kıvrım kıvırıp, büklüm büklüm bükülmeleri karşısında, millet, “Dünya lideri böyle olmaz!” diye hükmünü basıveriyor.
Diğer yandan, Allah ve Resulü’nün hakkını savunmak üzere Taksim’e çıkan Akıncılar’a, AKP polisi müdahale ediyor. Sebep? Allah Resulü’ne hakaret edenlerin çıkıp bağırıp çağırması serbest ama Allah ve Resulü’nün hakkını savunmak yasak… Çünkü AKP, tarafını, Allah ve Resulü’ne hakaret edenlerden yana ortaya koydu. Çünkü Allah ve Resulü’ne sövenlere yaranmak, onlara hoş gözükebilmek için hasta olduğunu söyleyerek bütün programlarını iptal eden Davutoğlu, bir anda iyileşiverdi ve koşa koşa Paris’in yolunu tuttu.
İşte, Anadolu’yu kurtaracak ruh ve hamle, Taksim’e çıkan yiğit Akıncıların temsil ettiği mânâdadır. Onlar, “gayesine ermemiş savaş bitmemiştir!” diyerek, Kurtuluş Savaşımızın gerçek mihrakını işaretlemiş oldular ki böylece bu davanın sahtekârlarını, sahte kahramanları da deşifre etmiş oldular.
Emperyalistlerin çıkardıkları çizmeleri giyenler kimlermiş, Allah ve Resulü’nü kendi dünya menfaatleri için kullananlar kimlermiş, din pazarlayıp karşılığında oy toplayan, gemicikler yüzdüren, ayakkabı kutuları dolduran, emperyalizmin içimize soktuğu ajan yapılanma ne demekmiş, Taksim-Paris hattında apaçık ortaya çıktı.
Gerçek İstiklâl Mücadelesi… Ne demek “istiklâl”? Hürriyet, bağımsızlık, yani hakka esaret demek ya, Fransa’ya koşarak gitme ihtiyacı hissedecek kadar köleleşmiş ruhlar, daha kendi hürriyetlerini, zihnî ve ruhî hürriyetlerini sağlayamamışken, milleti kurtaracakları palavradan başka bir şey olabilir mi?
Gerçek hürriyeti temsil edenler Taksim’deydi… Emperyalizme ve yerli uşaklarına, işbirlikçilerine, efendilerinin çıkardığı çizmeleri giyenlere karşı Taksim’den atılan işaret fişeği, bütün ülkeye kurtuluşun adresini de göstermiş oldu.
Efendilerinin çıkardığı çizmeleri giyenler, koşa koşa efendilerini yanına, Paris’e gittiler.
Onlara karşı olanlar ise, bu hainleri korumakla görevli polisler tarafından Taksim’e çıktıkları için gözaltına alındılar.
Emperyalistlerin çıkardıkları çizmeleri giymek, onların menfaatlerini onlar adına korumak ve kollamaktır. AKP, ne zaman Emperyalizmin, Hıristiyan-Yahudi Haçlı Batı barbarlığının stratejik bir menfaati söz konusuysa onların safında yer almış, onlarla birlikte müslümanlara, bu toprakların asıl sahiplerine karşı olmuştur. Bu topraklardan emperyalizme karşı yükselen tepkiyi önleyemediği zaman da, o tepkinin sahibi gibi görünerek, İstiklâl Savaşı’nın prestijini kendinde toplamaya, bu prestiji kitleler nezdinde istismar ederek oya tahvil etmeye ve nihayetinde de Batıcı rejime Müslümanları payanda kılma vazifesini icra etmeye bakmıştır. Onun, engelleyemediği tepkileri sahiplenmesi, avcı kekliği rolünü oynayabilmesi için de iyi bir malzeme teşkil etmektedir.
İşte, bakın, bu gün AKP ile Fetullah çizgisi bu konuda aynı şeyleri söylüyor, emperyalizmin stratejik menfaatleri söz konusu olduğunda aralarında ne ayrılık kalıyor, ne de gayrılık. İkisi de oturmuş, Allah Resulü’ne hakaret edenlerin ardından ortak ağıt yakıp, “Müslümanlıkta böyle şey olmaz!” diyerek, Müslümanlığı Haçlılara yamamaya çabalıyorlar. İkisi de, “Vallaha billaha biz bunu kınıyoruz!” diyerek, efendilerinin gözüne girebilmek için bir yerlerini yırtmada yarıştıklarını görüyoruz.
Hadi bakalım, alçaldıkça alçalın, satın şehidlerin kanlarını, inkâr edin: “Biz onlardan değiliz!” diye…
Biz de sizden değiliz, sizden olmadığımız için Taksim’deydik.

Baki Aytemiz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: