ÖLÜM ODASI -B YEDİ- (279) SALİH MİRZABEYOĞLU

ÖLÜM ODASI -B YEDİ- (279) SALİH MİRZABEYOĞLU

ŞEHÎD

(HADİS-İ ŞERİF)

LEVHA: 8 Eylül 2015… Büyük bir ihtimalle MUDANYA olduğunu zannettiğim bir yerdeyiz. Denize yüksek bir tepeden bakıyorum. Tepenin üst taraflarında kaldığımız denize nazır bir ev; bizim kaldığımız veya kalacağımız evmiş. Fakat ev minyatür gibi duruyor. Ben bu eve dikkatle bakıyorum; evin üzerinde, -nasılsa!- bütün cebheyi örten küçük bir etiket var. Etiketin üzerinde de, çocukların defter ve kitablarına yapıştırdıkları etiketlerin üzerindeki minik çiçek resimleri ve ona benzer şeyler… Toprak rengi bir fon üzerine çok güzel pastel renklerde çizilmiş… Etiketin sol alt tarafı boş. Bu etiketi ELİF yapıştırmış ve bu BOŞ bölüme veciz bir söz yazmış, sadece ilk kelimesini okuyabiliyorum: “Şehîd”. (Hayran Erdiş)

MUDANYA-Bursa’nın sahil kasabası: 1111= 112: MAARIZ-Bir sözü söyleyip başka bir şeyi murad etme… MİA-Bağırsak. “Faydalıyı tutup zararlıyı atan”: 112: SALİH İzzet Erdiş… NESEB-Vuslat: 112: VAHŞUR-P eygamber. (Allah Sevgilisi: Derviş Muhammed, varlığın ta kendisi, varlık O’nun yüzüsuyu hürmetine varoldu)… HADİS-İ ŞERİF: 1112: TE’SİR-Bir şeyde eser ve işaret bırakmak. Vasıfları ve hâlleri değiştirme. İşleme, dokuma. İçe işleme. (Bütün Fikrin Gerekliliği: 2154= 156: Ninum-Sümerce, “Bir dokuma tezgâhı”… İbranice, Ykum-Kâinat: 156: Gazyuno Qeso-Süryanice’de, Ölüm Odası)… MİKAİL-Rezzakiyet arşının hamlesi olan 4 büyük melekten biri. (Rezzak-Bütün varlıklara maddi manevi rızıklarını veren Allah’ın 99 güzel isminden biri. “Kamer menzillerinde, Se harfi ve Bitkiler mertebesi ile ilgili”: 308: Arvasî): 112: VELİYULLAH-Allah’ın veli kulu. “Derviş Muhammed”… NESEB-Baba soyu. (Hâlid bin Velid Hazretleri’nin bir kılıcının ismi, Kurtubî: 1321: Mirzabeyoğlu… Musa Mirzabeyoğlu: 1418: Necib Fazıl Kısakürek. Musiye: Vasiyet eden, varis): 112: İSLAK-Düzenleme, sıraya koyma. Yola getirme. Diziye geçirme. (Halid bin Velid Hazretleri’nin mensub olduğu Kureyş’in Mahzumoğulları kabilesi, diğer kabileler içinde iaşe ve ikmâl, sefere hazırlık, haraç ve harç işlerine bakardı)… ZER-RİŞTE-Altun tel. Sırma. Sarı. (Allah Sevgilisi’nin en sevdiği renk, sarı… Sabir: Altun ismi… Sarı, “Yemen-i şiranî” denilen Güney yıldızının sembolüdür; “Kelbi ekber-Büyük köpek” denilen Burc’un ve semanın en parlak yıldızıdır… Ebu Halid: Kurt. Kelb. Canavar. “İz süren, çevreyi iyi tanıyan”… Sarı renk, AIIah’ın “Hakk” isminin nuruna işaret eder): 113= 1112: BAKÎ-Da’va Cetveli’nde Be harfinin sayı değeridir. (Be harfi, Allah’ın Lâtif ismine “Cinler-Gizliler, gizlilikler” mertebesine ve Kamer menzillerinden “Mukaddem min-ed delâl”e işaret eder; öne alınmış Takdim’e… Noktalı harflerle, Kaptan Kusto Müslüman: 1302: Mirzabeyoğlu… Noktasız harflerle, Derviş Muhammed: 302: Sabir Kefil. Yağmursuz beyaz bulut… Beyaz mücerredin rengidir; Boğa Burcu ve Terazi Burcu’nda görünen “Zühre-Tarık-Çolpan” yıldızının sembolüdür. Allah’ın “Hu zamirinin-Hüviyet sıfatının” nuruna işaret eder)

DERYA-Deniz. (Dery: Bilmek. İlim… Hudure: Kökü derin ot… Hudara: Karanlık gece. Siyah bulut… Siyah: Siyah renk, Zuhal yıldızı ile ilgilidir. Allah’ın “Kayyum-Her şey O’nunla Kaim” ismine işaret eder… Hudare: Deniz. İlim… Hudara: Allah için, Allah aşkına): 215: KAMEA-Büyük gök sinek. (Mavi, Zühre yıldızı ile ilgilidir; Kelime-i Tevhid nuruna işaret eder… Tısyar-Sivrisinek. Aslan. “Pire, nokta. Aslan Burcu’nun yıldızı Güneş, simya’da Sindirim safhası”: 720: Halife-Birinin yerine geçen, ardından gelen… Rüya’da görünen; Musa Anter isimli bir sahabi… Anter-Gök sinek: 652: Mevsuk-Kendisine inanılır olan. Sağlam vesikalı… İstiska-Bir şeyi inceden inceye araştırma, künhüne varmaya çalışma: 652: Mütezehhir-Çiçekli, çiçeklenen. Parıldayan): 215: AKİLE-Baba tarafından akraba. Her şeyin iyisi… BERUZ-Kavga. Savaş. (Dad-Bir harf. Allah’ın Alim ismine, 2. Sema mertebesine, Kamer menzillerinden “Sa’du’l Bul-Değirmen taşının tane dökülen yeri”ne işaret eder. Harfin ebcedi: 800: Kültür Davamız): 215: BERUZ-Zahir olmak, zuhur etmek, görünmek. (Kültür Davamız hakkında, Üstad’ım: “Bu kitap Cumhuriyet devrinin kavruk nesilleri içinde ilk ciddi fikir sesi ve ilk çileli nefs murakabesi eseridir”… Zuhur: Meydana çıkmak. Ansızın meydana gelmek. Süryanice’de mehdo. Galib olmak… Zuhre: İhtiyaç zamanı için saklanan şey. Zâhire. Salih amel… Zuhurat: Sünühat. Birden oluveren şeyler. Hesabta olmayan umulmadık hâdiseler. Ahiret için yapılan hazırlık… Zühur: Parlaklık, parlama. Zühüret, çiçekler. Tarık yıldızı… Tarık yıldızı: Karanlıkları delen nur mânâsında  ve Allah’ın üzerine yemin ettiği bir yıldız)… NASLI-HAN-Ayetle teyid edilmiş: 822: ETİKET… Süryanice, TIBELOYO HAD SUVOLO-Dünya Çapında Bir Hâdise. “Takdim yazımın alt balığı”: 1832: DERVİŞ MUHAMMED… Süryanice, ŞFİCUTO D’MUŞHO MUBARYUTO-İfrat Hâlde Tecrid: 832: HAFIKAN-Dogu  ve Bati… Süryanice, TATEL-Gölgelendirmek: 832: EŞİTO MALYUTO URİTO-Süryanice, “Dolmabahçe Sarayı”. (Derviş Muhammed 442 mührünün bulunduğu yer… Kısakürek: 1441: Salih Mirzabeyoğlu)… Süryanice, SOHTE-Şehid. Şahid’in mübalağalısı: 720: HALİFE. (Davud Aleyhisselâm, kendisinde “Kâmil hilâfet ve Vücudî hikmet” tecelli eden Peygamber… İnsanî Hakikat’in Gayb Perdelerinde, O’nun gaybı sarı; ve Çarşamba günü ile alâkalı… İnsan, AlIah’ın Halifesi; en başta Peygamberler… Ve hepsi şeksiz şübhesiz, “Allah’ın rızası neyse o olsun!” diyebilmenin Mutlak teslimiyetindedirler… Şehîdlik, “en üstün makam” olmakla, topyekûn varlıkta tecelli edenlerin sırrını toplamakta; en başta Peygamberler… Allah Sevgilisi’nin Halife nasbetmeden vefatındaki sırrı da burada; Peygamberlik, Allah’ın Vahhab ismi gereği çalışmakla kazanılır bir şey değil de, O’nun hiç karşılıksız bir eseri olduğu gibi, Allah’ın ve Resûlü’nün Halifeleri de bu soydan. Ve bu hikmet, Halifeliği de yüceltici)

NECİB FAZIL KISAKÜREK: 1417: ETODBAH-Süryanice, “Şehîd”. (Yevmiye: Efendi Hazretleri’nin yanında bir mesele konuşuluyor. Kâfirlerin cana tehditleri karşısında, zâhiren İmânını inkâr olsa ne olur… Buna cevaz var… Ama inkâr etmeyen şehîd olur… Ben, “böyle bir durumda benim hâlim ne olur?” deme cüretinde bulundum. Eflatun, hocası Sokrat için, “şöyle Aslan gibi başını çevirdi!” der… Öyle başını çevirdi bana, “sen şehîd olursun!” dedi. Çok şükür, onu da ihsan etti bana!). Süryanice, BAR RUZO-Sır ortağı: 1417: MUSA Mirzabeyoğlu. (Musa Mirzabeyoğlu: 428: Salih Mirzabeyoğlu)… Süryanice LO MAHNYONO METKARĞONUTO-Bomboş devir. “Fırsat devri”. (Şatrancı Urefa tablosunda Üstadım, Fırsat karesinden yukarı, Fikir ve Celâl karelerinden geçerek Tecrübe karesine uçan bir “ok-kuş” çizmiş; takib etmiş… Yevmiye: Tarihçi Toynbee, “Tecrübe etmediğimiz bir İslâm kaldı!” der): 2417: HAUSO ROMO UHDONO-Süryanice, “Başyücelik Devleti”

Süryanice, MESTANDONO-Şehîd: 858= 1857: SEYYİD MUHAMMED SALİH-Seyyid Fehim Hazretleri, yolu Seyyid Taha’dan alırken, ondan da bir hisse sahibi… DERViŞ MUHAMMED MÜHRÜ: 857: EL-KUBTAN KUSTO MÜSLİM-Arabça, “Kaptan Kusto Müslüman”… Süryanice, KOŞIT HELO-Kum Yığını. (Naka-Kumdan meydana gelmiş tepe. “Naka-i Salih mucizesini hatırla”: 151: Naka-Dişi deve. Sivilce, ben. Bir yıldız ismi… Nazar-Mecazî aşktan, esrara, esrardan maksada eren: 1150: Naka-Temizlik. Salihlik. Aynı ebcedle, Mehdî Muhammed): 857: YATMUT-İbranice, “Öksüzlük”. (Üstadım’ın “Çocuk” isimli şiirinden: “Allah diyor ki: Geçti Gazabımı rahmetim! / Bir merhamet heykeli, mahzun bakışlı yetim!”… Kamer menzillerinden, Gafr. “Sad. Örtmek. Kapamak”; Re harfi, Allah’ın Musavvir ismi, 5. Sema mertebesi ile ilgili)… Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nin mühür olarak kullandığı yüzüğün üzerinde bulunan yazı, MANZUR-U NAZAR-I PİRAN-I KİRAM-Keremli pirlerin nazar ettiği belde: 2854= 856: TLİTOY-Süryanice, “Üç. Üçlü. Üçleştiren”… Süryanice, AFADNO MALYO U İTO-Dolmabahçe Sarayı. (Dolmabahçe: 100: Sad, yüz sayısı. “Belde. Rüya”… Miat-Yüz sayıları: 441: Tahattüm-Allah’ın ariflerin kalbine vurduğu mühür. Hatem, yüzük takınmak… Mükaşif-Keşifte bulunan: 441: Teslis-Üçleme… Sarayı-Gaffar. Günahları örten, bağışlayan: 1281: Furag-Işık, ziya, pırıltı. “Mavi ışık. Kelime-i Tevhid nuru”… Dolmabahçe Sarayı: 382: Segaf-Yürek kabı. Yüreği çevreleyen nazik deri. Bir nesneyi çevirip kaplamak): 856: VEMİZ-Bulut arasından görünen Güneş. (Ezheran: Ay ve Güneş… Ezher: Ay, kamer. Pek beyaz ve parlak. Cuma günü. Vahşî sığır. “Fikir Kahramanı. Maviye”… Adin: Otlakta bulunan dişi deve… Adine: Cuma günü… Adan: Sahil. “Mudanya”… Azîne: Cuma veya Bayram günü… Azin: Kaide, kanun. Süs, zinet… Azin: KefiI. Birinin yerine kefalet eden. İzin)… MAZBUT-Zaptolunmuş, ele geçirilmiş. Sağlam. Yazılmış. Kaydedilmiş. Hatırda tutulmuş. Derli toplu. Muhafazalı, korunmuş. Belirtilmiş, belli: 856: ZÜKUM-Çeneler. (Çene-Tutan. Kesen. Koparan: 59: Mehdî… Zükum: Zü-Kum… Zü-Sahib: 706: Fikir Kahramanı… Kum-“Kalk” mânâsında emir. “Kavm kelimesinden gelir”: 146: Rahman Süresi, 19. âyet-Meâli: Kabaran iki denizin birleşmesi… Allâme-Meşhur mütefekkir: 146: Musa-Vasiyet olunmuş mal. Sanat, marifet. Fayda… Gusne-Tek dal: 1145= 146: Âmile-Bacak. Ayak. “Yürümek”… Ayak: 1112: Salih İzzet Erdiş… Kumi-“Kalk” mânâsıyla emir: 150: Meslek-Sistem. Yol. Usul. Gidiş. Sanat. Nakşî)

MEŞHUDE-Cuma. Şehadet edilen. Allah Sevgilisi’nin bir ismi. Göz ile görülmüş. Kıyamet günü. (Tammat-Kıyamet günü: 451: Salih Mirzabeyoğlu): 355: QROBO TİBELOYO TRAVONO-Süryanice, “İkinci Dünya Savaşı”. (İkinci Dünya Savaşı, Almanya’nın Polonya’ya saldırması ile 1939 senesinde, 1 EylüI Cuma günü başladı)… Süryanice, ZRİQO SİNO-Mavi Ay: 355: MAHZUMOĞULLARI-Hâlid bin Velid’in kabilesi… Süryanice, YUM CRUBTO-Cuma günü: 673: MEHDÎ DERVİŞ MUHAMMED… Süryanice, RİŞ QUKLOYO-Vidabaşı. Nurbat: 673: RÜYA TABİR ETMEK… TECRİS-Sağlam fikirli etmek: 673: SETORO-Süryanice, “Muhafız. Muhafaza eden”… ŞATRANC-I UREFA: Ariflerin satrancı: 912: HADASET-Yenilik. Yeni. Tazelik. Gençlik.

ŞATRANCI UREFA’nın YÜZ KARESİ’nin TOPLAMI: 48625: BET ARKE-Süryanice, “Kütübhane”. (Üstadım: “Bu iş nasıl olur?” dersen, herkesin ayağa kalkması ile olur. “O nasıl olur?” dersen, o da kütübhâneler dolusu iş!)… MIRFEŞE-Kürek. “Sandala ve gemiye yol aldıran”: 625: MUTEFAKKIH-Fakîh. İslâma muhatab anlayış sahibi. Doğu ve Batı’yı bilip hadleri tâyin eden… TEDARÜK-Araştırıp bulmak. Ele geçirmek. Hazırlanmak. Ardı ardına eriştirmek: 673: HUYUT-İpler. Teller. Lifler… İBYİYAZ-Beyazlama. Ağarma. (Beyaz renk, ism-i câmi olan “Hu-Hüviyet” zamirinin Nuru’na işaret eder; yıldızlardan Merih ile alâkalıdır… Koç Burcu, unsuru Ateş, yıldızı “Merih-Mirruh”, vücutta tesir yeri “Kafa”, simya’da Kül etme safhası… Seyyid Abdulhakîm Arvasi: 566: Fürfur-Beran. Yağmur. Koç… Üstadım’dan: Allah, Resûl aşkıyla yandım bittim kül oldum / Öyle zaif düştüm ki, sonunda Herkül oldum): 1624= 625: TÜRK… ŞATRANC-I UREFA’nın YÜZ KARESİ’nin TOPLAMI: 48625= 673: MEHDÎ DERVİŞ MUHAMMED.

 

TÂBİR

(İDAM’DAN İDAME’YE)

LEVHA: 10 Aralık 2003… Haydarpaşa Hastahanesi’nin oraya benziyor. Beni İDAM’a götürüyorlar. Yürürken beni müthiş bir YÜCELİK duygusu basıyor. Vakit GECE. Karşı taraftan tek sıra hâlinde idama götürülenler ve muhafızlar geliyor; yanımdan geçerken, o gençlere tebessümle ve heyecanla, “Dik durun, dik!” diyorum. Yolda aklıma FİRAR etmek geliyor. Ama nasıl? O sıkıntı içinde iken, durduğumuz bir yerde bir ânlık boşluktan faydalanarak orada bulunanların arasına karışıp kaçıyorum. Birkaç yüz metre ileride, bina olmayan yol kenarı küçük bir tepeciğin kenarındayım; yanımda, bana yardım için Faik ve Neclâ. Ama ne yapacağımızı bilemiyoruz. Para da yok. O sırada yanımıza Selim Gürselgil geliyor ve MONT giydiriyor. Sonra, bilmem ne kadar ettiğini söyleyerek, küçük bir GÜMÜŞ YÜZÜK veriyor. O işlemeli yüzüğün parmağıma olmayacağını söyleyerek geri vermek istiyorum; o, “Bozdurursun, bu kıymetli bir yüzük!” diyor. Durumu izâh ederken, yüzük, kaşlı bir ALTUN YÜZÜK oluyor. (Altun imiş). Rengi de ESMER’e çalıyor. Üzerinde 15 gibi bir rakam okuduğum MÜHRÜ andıran yüzüğü alıyorum. Haydarpaşa Garı’nın, vagon ve depolar bulunan bir bölümü. Üstüste yığılmış PAMUK balyalarının bulunduğu bir yerde, solcu gençler, bir Hoca’yı yakalamış, “yakacağız!” diye gösteri yapıyorlar. Aramızda ünsiyet var, bize kaçmamız için yön de gösteriyorlar. Sonra resmi bir dairenin içinde, -nasılsa çıplakım!- bir odada acele giyinmeye çalışıyorum; kıyafet değişimi. Benimle ilgili olup olmadığını bilmediğim koşuşturmalar oluyor. YENİCAMİ önündeyim. Ardından vapur iskelesinde bilet almaya çalışıyorum.

SATRANC-I UREFA’nin Karelerinin ve VUSLAT Hedefinin Ebced Toplamı: 48751: TERAFU-Duruşmaya girmek… HINAK-İdama giderken boyna geçirilen ip. (Süryanice, Mahnuğito-İdam ipi: 676: Telegram): 751: HANKAN-Boğmak suretiyle, boğarak… İSTİTRAF-Hiç görülmemiş bir şey sayma: 676: MARISTAN-Hastahâne… ARAFET-Atâ, ihsan, hediye. (Veli sözü: Ne garib taifedir şu Nakşiler / Kafileyi gizli yollardan götürürler!): 751: DERVİŞ MUHAMMED-442 mührü. (Meğer 1984’de peşin verilmiş de bilmemişim; tahliyemin ardından 2014’te, evde farkedişim veya farkettirilişim!)… Süryanice, QETLO-İdam etme. (Katla-Öldürülmüş kimseler: 1540: Ma’lat-Derin ve yüksek fikir. Ululuk, şeref, iftihar): 442: TAMGA-Karaçay Malkar Lûgatı’nda, “Damga. İşaret. Arma”… Süryanice, YARHO D’İYOR-Mayıs ayı. (Üstadım’ın doğumu ve vefatı, benim doğum günüm): 442: TAEM-Süryanice, “İkiz doğurmak”… Arnavutça, METE-Kalan. “Taşkın”: 442: SALİH Mirzabeyoğlu… Süryanice, SAİKO ZABYO-Bomboş Devir. (Yevmiye: Bomboş bir devirdeyiz bomboş): 442: KOHE ARDHHSHAME-Arnavutça, “İstikbal. Karşılanan”… Süryanice, HVOYUTO-Kâinat. Logos. Dil. Kâinat nizamı: 442: HELTO-Tez. (Mehdo-Tez. Birdenbire. Tecelli. Aniden: 59: Mehdî)… Süryanice, QURQO-İdam ipi: 222: MÜNKALİB-İnkilâb eden… HNAQ-İdam: 64: MEHDİYYE-Mehdî’ye âit, armağan, hediye… QTAL-İdam: 436: TELECCÜC-Geminin denizin derin yerine varması… HNOQO-İdam: 75: SEBİCE-Gecelik. Habcâme… MİNAFAN-Süryanice, “Cam mavisi; Kelime-i Tevhid nuruna işaret eder: 202: QURFO-Süryanice, “İdam ipi”. (Ezrak-Saf ve temiz su. Mavi: 308: Arvasî. Arnavutça BE-İp. “Akl. Dinin ipi. Ölüm. Feyz”: 3: Be-İngilizce, “ol” demek… Be harfi, Allah’ın Lâtif ismi, “Cinler-Gizliler, gizlilikler” mertebesi, Kamer menzillerinden “Mukaddem min-ed delâl”: öne alınmış Takdim)… HINAK-İdama giderken boyna geçirilen ip: 750: ÜZN-Kulak. “İşiten ve beyne götüren ulak, ulaştıran”. (Usmuh-Kulak. Kulak deliği: 737: Halid bin Velid: 737: Üstadım’ın “çocuk” isimli şiirinin toplam ebcedi… Son beyit: İnsanlık zincirinin ebediyet halkası / Çocukların kalbinde işler zaman rakkası)… İ’DAM-Vücudu ortadan kaldırmak, öldürmek. (İdam: Muvafık kılmak. Uygun etmek… İdam: Ekmeğe yanında katık gibi, asla katık): 116: MÜBDİ’-İcâdeden. İbda hareketi. Sistem. (HUD-Kendisinde “Ehadiyet” hikmeti tecelli eden Peygamber. “Aynı ebcedle Davud Aleyhisselâm”: 15: BD-İBDA)… VESEN-Uyku ile uyanıklık arası: 116: AVN-İ SERİAT-“İdame ettiren”… Nelerin ne ve neye döndüğüne dikkat, İNTİHAR-İdam-ı nefs. (Hnaq-İdam: 64: Ümdüha-Medhe lâyık iş): 661: KERAMAT-Kerametler ve sahiblerine vesile.

DERVİŞ MUHAMMED: 612: ÖTÜR-Karaçay Malkar Lûgatı’nda, “Delmek, delik açmak”… RİBAT-İp, bağ. Sağlam bina. Han gibi konaklanacak yer. Tekke: 612: TABİR-İfâde etmek, anlatma. Söz. Mânâlı söz. Kavram. Deyim. Terim. Rüyâ yorma. Herhangi bir şeyden ve hâdiseden, başka bir hak ve faydalı mânâya intikal etmek. (Ta’bir-i samedani: Allah a mahsus tâbir. Kur’an’da beyan buyurulan tâbir… Allah Sevgilisi’ni diğer Peygamberlerden ayıran hasletlerden biri, “Kelâm ve mânâ toplayıcılığı”; yâni, Kelâm hikmeti O’nda toplu, eşsiz… Hadîs: “Ben tam bir Arabım. Ben Kureyş kabilesindenim. Benim lisânım, -Arabça’yı en fasih konuşan- Benî Sa’d lisanıdır… Bir gün Hazret-i Ömer Kâinat’ın Efendisi’ne dedi: “Ey Allah’ın Resûlü ne halettir ki, sen bizim aramızdan çıkıp fasahatte, güzel söz söylemekte hepimize galibsin!”… Allah Resûlü buyurdu: “İsmail Peygamber’in lûgatı kaybolup gitmişti, Cebrail onu bana getirdi!”… Bir not: Yusuf Aleyhisselâm’da tecelli eden hikmet, “Nurî”;  ve rüyâ tâbiri ilmi O’na verilmiştir. Bütün Peygamberler’de tecelli eden hikmetlerin hepsi, hiçbirinde görülmemiş şekilde O’nda toplu. Kur’ân’ın, bütün Semavî kitabların lübbü olmasi gibi… Ve Sahabîler… Allah Sevgilisi, uzaktan Hazret-i Ali’yi görür ve “İşte Arabın Efendisi” buyurur. Hazret-i Aişe, “O sen değil misin ya Resûlullah?” diye sorması üzerine, “Ben insanların Efendisiyim!” cevabını veriyor… Muhyiddin-i Arabî: Arab, “en iyi tâbir eden” demektir.)

MUSA MİRZABEYOĞLU: 1418: TAZİ-Arablar. “Tabirciler”. (Arabî: Tazı. İz süren. Av kopeği: 282: Arabî: Kendini ifâde eden… Selufî-Tazı: 1186: İslâm’a muhatab anlayış… Sulûkiyye-Tazı: 506: Vakt. “Aynı ebcedle, Vakt, Nakşbend, Erdiş”: Esde-Tazı: 465: Serdar-Kumandan. Askerin başı… Mutehayyiz-Tahayyuz eden, yer tutan. İtibarlı, mühim: 465: Tavattun-Yer tutan. Bir yeri vatan edinmek)… NECİB FAZIL KISAKÜREK. (Üstad: 1466: Mehdî Muhammed Mirzabeyoğlu… Men’uş-Tabuta konulmuş. Yukarı kaldırılmış. Fakir olduktan sonra sevindirilmiş. “Kabr: 1302: Mirzabeyoğlu”… Server-Seyyid. Reis: 466: Mutkee-Turunç. “Rengi, Celâliyye nuruna işaret eder”… Tunî-Külhanbeyi. Ebu Süleyman. “Kelb-i muallem: Tâlim görmüş, tâlimli”… Esteh-çekirdek. Kemik. Azm. “İskelet”: 466: Şüfefa-Kab dibinde kalan su): 1417: ETEDBAH-Şehîd. (Kökler’den, Dedi ki: Kelâmın bir cemali vardır ki, Allah onu inayet ettiklerine gösterir… Zevk-i Dil: Tecellinin aynı, harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaratan’ı)

KELBÎ-Tag-ı sağir. Dil, kalb ve gönül. İz süren. Erişen, ısıran, yakalayan, maksuda eren. Sag-ı Takir, koluna bilezik takan, yüksek derecelere meyleden. Tabirci: 62: MEHDÎ… LEVHA: (…) Mayıs 2000… Ailece HALİÇ içindeyiz. Su çok temiz, içi görünüyor. Yeryüzü güneşli, gökyüzü gece lâciverdi. Yıldız gibi parlak İP benzeri bir cisim. Onunla gökyüzüne İMZA atılmış. Biz şaşkınlıkla bakıp, “Her şeyi gördük de, bu nasıl iş?” diye hayretler içindeyiz. MAHMUD Efendi Hazretleri, “Size onu tabir edeyim mi?” diyor. ŞEHADET parmağıyla onu işaret ederek, “O, Salih Mehdî’dir!” buyurduktan sonra, başını üzüldüğünü belli eder şekilde yana yatırıp, “Biz her ne kadar onun yanında olamasak da, manen hep birlikteyiz!” diyor. (İstihareci-Zeyneb Ustaosmanoğlu)

İktibas: Baran Dergisi

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: