DER SPİEGEL: EİNE ZEİT DES ZERFALLS / (TÜRKİYE İÇİN) DAĞILMA ZAMANI -2

DER SPİEGEL: EİNE ZEİT DES ZERFALLS / (TÜRKİYE İÇİN) DAĞILMA ZAMANI -2

Ahmet Tan’ın bu değerlendirmelerine bir hafıza tazelemesi olark şunları da ekleyelim:

AKP 2002 yılında iktidara getiriliyor…

Ama burada AKP’ye haksızlık etmeyelim; çünkü AKP bu işin başlangıç noktası değil bitiş noktasıdır.

Kısaca özetlemeye çalışayım:

(I. Dünya Savaşı sırasında, 29 Nisan 1916’da Kut’ül Ammare Kuşatması sonrasında İngiliz kuvvetlerinin Osmanlı 6. Ordusu karşısında mağlup olarak bütüyle teslim olmasından 17 gün sonra 16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ve Fransa arasında yapılan ve Osmanlı Devleti’nin Orta Doğu topraklarının paylaşılmasını öngören Sykes-Picot Anlaşması ile başlayan süreç, , II. Dünya Savaşı sırasında 4 Şubat 1945 – 11 Şubat 1945 tarihleri arasında SSCB’nin Yalta kentinde ve Churchill ( Başbakanı), Roosevelt(ABD Başkanı) ve Stalin (Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri ve SSCB Halk Komiserleri Kurulu Başkanı) olmak üzere savaşın “Üç Büyük”ünün katıldığı konferans. Polonya topraklarının değişimi, Almanya’nın bölünmesi konusunda mutabık kalınarak devam etmiş ve 2. Dünya Savaşı’nın galibi 2 büyük devleti olan ABD ve SSCB’nin İngiltere’yi devredışı bırakarak bir dizi gizli ve açık mutabakatla Dünyayı paylaşmışlar ve özellikle de Osmanlı toprakları üzerinde İngiliz aklıyla kurulmuş devletçikler üzerinde bir hegemonya tesisi konusunda anlaşmaları sonucu adına “Soğuk savaş dönemi denilen” iki kutuplu bir kuvvet dengesi kuruluyor. Macera tam da bu sırada TC’nin, İngiliz hegemonyasından, yeni patron ABD’nin hegemonya alanına aktarılırken başlıyor: CHP parçalanarak DP kuruluyor ve tek başına iktidara getiriliyor. )

DP iktidarı döneminde önce tam bir haçlı ordusu olan NATO’ya sokuluyoruz. Sonra Ortadoğu’nun kalbine bir terör üssü olarak sokulan korsan devlet İsrail’i dünya’da ilk tanıyan ülkelerden biri oluyoruz. Haritada yerini bile bilmediğimiz Kore iç savaşına, bugünkü Suriye iç kargaşasına atladığımız gibi ABD çıkarlarını korumak için balıklama atlıyoruz. Binlerce evladımızı ABD çıkarları için Kore’de kurban ediyoruz.

Yani, CHP’nin 27 Aralık 1947’de imzaladığı “Fulbright Antlaşması” [ 2 ] ile açtığı kapıdan giren ABD, DP’ye bizi bir sömürge haline getirecek gizli açık bir sürü anlaşmalar imzalatıyor.

Gerisi her 10 yılda bir TSK’ya yaptırılan NATO darbeleriyle perçinleniyor.

27 Mayıs Morrison Süleyman liderliğinde AP’yi iktidara taşıyor.

12 Eylül NATO darbesi neoliberal sömürge dönemine uyum sağlayacak Özal’lı ANAP’ı.

28 Şubat da BOP’a taşeronluk yapacak “eşbaşkan” Tayyip Erdoğan’a iktidar kapılarını açıyor.

O dönemin Genel Kurmay Başkanı’nın -muhtemelen NATO’nun ricasıyla- gece yarısı yayınladığı 27 Nisan bildirisi yeni taşeron AKP’nin bu iktidarını sağlamlaştırılıyor.

ANAP ile Irak ve Afganistan, AKP ile Libya ve Suriye parça pinçik edilirken, aynı tezgâh için Mısır’da iktidara getirilen “BOP’un Kuzey Afrika’dan sorumlu eşbaşkanı” Mursi’li İhvan iktidarı ordunun basireti sayesinde ülke kanlı bir iç savaşla parçalama aşamasına geçmeden durduruluyor.

Türkiye’nin kaderi ise 1 Kasım seçimleri sonrası daha netleşecek. Ya AKP ile kanlı bir kaos sonucu parçalanma veya…

“Veya”sı şu anda meçhul olmakla birlikte…

Bir de “görünen köy” gerçekleri var…

Meclise girebilecek diğer 3 partinin de AB-D ve NATO’ya karşı hiç bir tavırları yok. Aksine AKP’nin düşeceği taşeronluk koltuğuna oturmak için can atıyor gibiler…

Özellikle CHP “ABD’nin Türkiye’deki yeni partner”i olduğunu Genel Başkanlarının ağzından deklare etmiş durumda…

HDP ise AB-D’ye biatını gizleme gereği bile duymuyor. Bilakis haçlı AB-D uçakları Suriye’yi bombalarken açıkça “Biji serok Obama” sloganları atıyorlar.

Geriye iki şık kalıyor ya Meclise giren partilerdeki vatansever insanlar her türlü etnik, dinî, mezhebî ve felsefî ayırım, aykırılık” ve ayrılıkları bir kenara atıp yeni bir parti çatısı altında toplanıp iktidar olurlar ve bu kötü gidişe dur diyecek tedbirleri süratle alırlar (Bu çok zayıf bir ihtimal)…

Veya…

“Veyası” irfanınıza havâle…

“Veya şıkkı” da gerçekleşmezse ne olur” diyecekler içinse, bugünkü Rusya’nın başarılı dış siyasetini belirleyen büyük akıllardan biri olan Aleksandr Dugin’in 3 yıl önce yaptığı şu değerlendirmeye gözatmalarını tavsiye ederim:

[Rusya’nın ünlü jeopolitik uzmanlarından Avrasya Hareketi lideri Aleksandr Dugin, Türkiye’nin dış politikasını sert bir dille eleştirerek bu siyasetin Türkiye’nin sonu olacağı uyarısında bulundu

Rus uzman Dugin, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Atlantik eksenli Batı ittifakının çıkarlarını savunduğunu öne söyleyerek, bu yaklaşımın Türkiye’nin apaçık zararından başka bir sonuç doğurmayacağını ifade etti.

Türkiye’nin, izlediği dış politikayla kendi kuyusunu kazdığını savunan Dugin, “Zira ABD’nin yeni Ortadoğu haritasında Türkiye’ye bir pay bırakılmamış. Tam tersi Türkiye’nin topraklarında büyük Kürdistan ve Ermenistan’a yer verilmiş. Türk dış politikasının yanlış bir müttefik seçmesi Türkiye’nin bir ülke olarak dünya haritasından silinmesine yol açacak” dedi.

Birkaç yıl önce Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerini bozarak İran’a yaklaşması sayesinde İslam dünyasındaki imajını hızlı bir şekilde yükselttiğini belirten Dugin, şunları söyledi: “Maalesef Türkiye’nin Atlantik eksenli Batı ittifakından Avrasyacı yaklaşıma kayıyor gibi verdiği görünüm Türkiye’nin Suriye konusunda ortaya koyduğu yaklaşımla kayboldu. Türkiye’nin İran ile ilişkilerini iyileştirmesinin ABD talimatı doğrultusunda yapıldığı, İsrail ile ilişkilerini bozmasının ise daha çok İsrail’in işine geldiği anlaşıldı.

Şöyle ki İsrail bu durumdan yararlanarak Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile yaklaştı ve gerektiğinde bu ülkelerde askeri tesislerini de kurabilmesi için tüm sorunları çözmüş oldu. Türkiye’nin Katar ve Suudi Arabistan gibi çok farklı siyasi sistemlere sahip ülkelerin seviyesine inerek Suriye’ye karşı ortak cephede yer alması Türk dış politikasının en büyük hatasıdır. Ayrıca, Kürt sorunu derinleşti. Çok yakında Türkiye’de ülke içi durumun gerginleşeceğini tahmin ediyorum.”

Türkiye yalnızlaşıyor

Türkiye’nin Suriye yaklaşımının Rusya ve İran ile ilişkilerini olumsuz etkilediğini kaydeden Dugin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Elbette, Türkiye’nin tutumundan ikili ilişkilerimiz zarar görüyor. Ayrıca, Türkiye yalnızlaşıyor, giderek izole oluyor. Yakın gelecek için benim tahminim şu: Kürt sorunu daha da gerginleşecek, terörizm artacak. Bu durum Türkiye’nin içinde sosyal parçalanmaya neden olabilir. Zira halkın yarısı böyle bir dış politikayı benimsemiyor. Bu politikayı destekleyenlerin bile yarısı bunun ortaya çıkaracağı sonucunu kestiremiyor. Dolayısıyla bu durum yakında toplu protesto gösterilerine sebep olabilir. Dolayısıyla Türkiye’nin Atlantik eksenli Batı ittifakına yönelik politika izlemesi ülkede siyasi krize sebep olabilir.”] [3]

“Stratejik derinlik” işte budur…

Kürsülerde atılan ucuz hamaset nutuklarıyla “Yeni Osmanlı” kurulamayacağını aksine elimizdeki son vatan parçası Türkiye’nin de bu politikalarla paramparça olacağını Dugin 3 yıl önce görmüş ve söylemiş.

Şimdi NATO müttefikimiz Alman Basını Türkiye için “Dağılma zamanı” tabirini açıkça kullanıyorlar. Benzer değerlendirmeler diğer NATO müttefikimiz ABD’nin stratejik düşünebilen uzmanlarınca da ifade ediliyor.

Bizimkilerse 400 milletvekili almak için ülkeyi kan gölüne çevirmekten bile çekinmeyecek kadar korku ve panik içindeler.

Seçimi erteletmek için Suriye’yi istilaya kalkma planları yaptıklarını iddia eden Fuat Avni’in söylediklerinin doğru olma ihtimâlini hiç de yabana atmamak gerekiyor.

Çünkü bunların AB-D’nin gücüne imanları o kadar büyük ve sarsılmaz olmalı ki, bu imanla öyle pervasız davranmışlar; içte Yüce Divan dışta ise Uluslarası Savaş Suçları mahkemesi’ne mahkûmiyetleri için yeterli deliller ortalıkta uçuşup duruyor…

Bunlardaki bu korku ve panik bu uçuşan delillerin doğru olduğunun ispatı gibi…

Daha vahimi ise AKP çizgisinde gelen ve uzun süre havuz medyasında çalıştıktan sonra hipnozdan kurtularak gerçekleri görmeye başlayan ve gördüğü gerçekleri de dobra dobra ifade eden gazeteci Levent Gültekin’in şu iddialarının içinde gizli:

[ Bugün Tv’de katıldığı ‘Özgür İfade’ programında konuşan Levent Gültekin, “Benim Tayyip Bey’e söylemekten utandığım sözleri yeminle söylüyorum AKP’de Genel Başkan Yardımcısı düzeyinde bir yönetici bana söyledi. ‘Sen Tayyip Bey’in yanlış yaptığını zannediyorsun. Tayyip Bey ülkeyi bölmeye çalışıyor, siz farkında değilsiniz’ dedi” iddiasında bulundu.

Levent Gültekin’in canlı yayında yaptığı açıklamaları şöyle:

“AK Parti içerisinde bir tane haysiyetli adam yokmuş. O başka. Kişiliği olmuş olan bir adam olsaydı şunu derdi: “Bayrak da açmıyorum, muhalefet de etmiyorum. Ama ben bunları kabul etmiyorum.” Bu kadar, işte. İnanmıyorlar mı? Öyle konuşmalar duyuyorum ki… Benim Tayyip Bey’e söylemeye imtina ettiğim şeyleri, ben AKP’de Genel Başkan Yardımcısı düzeyinde bir yöneticiden dinledim. O arkadaş, hala partide ve genel başkan düzeyinde. “Tayip Bey’in politikalarını eleştiriyorsun, yanlış yapıyor diye. Sen yanlış yaptığını zannediyorsun, Tayyip Bey ülkeyi bölmeye çalışıyor. Yeminle söylüyorum. Farkında değilsin, Tayyip Bey’in derdi ülkeyi bölmek.” “Sen ne yapıyorsun?” dedim, “Kurtulmanın yolunu arıyorum.” Dedi] [4 ]

Bir AKP Genel Başkan Yardımcısı, AKP kökenli bir gazeteciye “Tayyip Bey ülkeyi bölmeye çalışıyor. Yeminle söylüyorum. Farkında değilsin, Tayyip Bey’in derdi ülkeyi bölmek” Diyor…

Burada söz bitiyor…

İşin vahametini izah için kelimeler yetmiyor…

İşin bundan da vahimi, bu vahim açıklamadan sonra hiçbir savcı harekete geçip soruşturma açma zahmetine bile girmiyor…

Bu durum ülkeyi bölmeye çalışmamım olağan, yasal, normal bir iş olarak görülmesi demek değil midir?

Siyaseti, adaleti ve halkı bu hâle gelmiş bir ülke paramparça olmaz da ne olur?

Dipnotlar:
[2] Bakınız: Amerikancı Eğitim Düzeni – Fulbright Anlaşması, Ahmet Efeoğlu,http://entellektuel.s4.bizhat.com/viewtopic.php?p=2269&mforum=entellektuel#2269 
[3] Aleksandr Dugin: “Türkiye, izlediği dış politikayla kendi kuyusunu kazıyor” 
16 Ağustos 2012, Yeni Mesaj gazetesi. 
[4] Levent Gültekin,”Yeminle söylüyorum Erdoğan hakkında bunu bana AKP’li yönetici söyledi”, 16 Ekim 2015, T24

(Devam edecek)

Kaynak ve bu yazı dizisinin diğer bölümleri için: http://entellektuel.s4.bizhat.com/viewtopic.php?p=6858&mforum=entellektuel#6858

Ali Haydar CAN

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: