BUNUN ADI ZULÜMDÜR! BİZ DE ZALİMİ ALKIŞLAMAYIZ!

BUNUN ADI ZULÜMDÜR! BİZ DE ZALİMİ ALKIŞLAMAYIZ!

Sosyal medyada yaptığımız bir paylaşım üzerine Zaman Gazetesi önünde yaşanan hadiseler ve başörtülü hanımlara uygulanan şiddetle alâkalı Adımlar Dergisi’nden bir değerlendirme yapmamız talep edildi. Biz de Adımlar Platformu çatısı altında faaliyet gösteren gurubumuz adına sosyal paylaşım sayfamızda yaptığımız paylaşımı tekrar gözden geçirip göndereceğimizi, eğer yapacağımız bu değerlendirmeyi Adımlar yayınlamazsa kendi sosyal medya sayfamızda yayınlayacağımızı ifâde ettik. Gurubumuzdaki tüm hanımların onayıyla mesele hakkındaki görüşlerimiz şöyle;

akp-turban-4Fethullah Cemaatine mensup kadınlara yapılan muameleyi sözde siyaset adına alkışlayan kadın ve erkeklerden misiniz?

Biz “ben zulüm gördüm, o da görsün” anlayışına mensup değiliz. Veya “bana zulmedene ben de zulmederim, yapılan zulmü de alkışlarım” anlayışına da mensup değiliz…

Biz bizatihi her türlü zulmü ve zalimi ortadan kaldıracağını açıkça ortaya koyan, ilan eden bir anlayışa mensubuz.

Anlaşılıyor ki bazıları zulmetmekle hainleri cezalandırmayı birbirine karıştırıyor.

Gücü eline geçir, haini cezalandır… Hain haindir, ister Erdoğan Cemaati’ne, isterse de Fethullah Cemaati’ne mensup olsun…

Ama zalimin zulmünü alkışlamak ve bu zulümden nemalanmaya çalışmak, tatmin olmak da ne?!. İnanın bu ruh halini anlayamıyorum; anlayamadığım gibi, bu vandallık beni korkutuyor.

“Cezalandırmak”, “işkence yapmak”, “öldürmek”, “zulmetmek” bunlar farklı farklı kavramlar…

Yanlış anlaşılmasın ben “mağdurlar” filân demiyorum…

Kendilerinin de mensup olduğu, bugüne kadar yaşaması için her türlü katkıyı sağladıkları Hristiyan-Yahudi laik Batıcı düzenin yaptıklarına ek olarak yapılan bir zulümden bahsediyorum… Zulmü gören kafir de olsa fikrim değişmez.

Cemaatin güdücü ve ihanet batağına batmış üst kadrosuyla kim nasıl hesaplaşıyorsa hesaplaşsın. Ama bu iktidar zamanında nasıl ki tesettürden başka her şeye benzeyen TÜRBAN şekline gözlerimizi alıştırdılarsa ve ortaya başı türbanlı ama altı Batılı bir kadından daha BATICI bir kadın tipi saldılarsa, şimdi de TÜRBANLI KADINLARIN POLİSLER TARAFINDAN AĞIZLARININ, BURUNLARININ KIRILMASINA ALIŞTIRIYORLAR… Bu hususu sakın gözden uzak tutmayın!

akp-turban-3Sırtını ABD’ye dayamış ve İsrail’in dostu olan hem Erdoğan hem de Fethullah Cemaatinden, zulmü alkışlayanların ne farkı var?

Hiçbir “ahlâkî” prensibe tabi olma kaygısı taşımadıktan sonra, düşmanlık güttüğünüz tarafla sizin ayrıştığınız nokta neresidir?

Bugün yaşadığımız sorunların temelinde ne siyaset, ne ekonomi, ne şu ve ne bu, sadece “ahlâk” vardır! Verilen mücadele de “ahlâk” davasından başka bir şey değildir.

Devlet uygulamalarında ahlâkın kendini gösterdiği yer “teamüller” olduğundan, devlet işleyişi “teamüller” üzerine kuruludur. Hangi iktidar olursa olsun “TÜRBANLI HANIMA” müsamaha gösterme teamülü hep vardı. Burada söz konusu olan başörtülü hanım olduğundan sadece türbanlıları mevzu yapıyorum, yoksa asker olarak cephede elinde silahla karşınıza çıkıp öldürerek düşmanlık yapmadıktan sonra, görüşü ve inanışı ne olursa olsun hiçbir hanıma bu muamele revâ görülemez.

Bugüne kadar 28 Şubat dönemimde bile başörtülü kadınlara böyle cüretkâr şiddet uygulanmadı. Oysa artık bu gelenek-teamül AKP eliyle yıkılmıştır.

AKP iktidarı yarın yıkıldığında, misâl yerine “X iktidarı” geldiğinde ve toplumsal bir olayda artık başörtüsü ayrımı yapılmadan bu ve benzeri şiddet uygulandığında, sadece o dönem bunu uygulayan değil, bugün Türbanlı kadına jopla saldırma teamülünü başlatan AKP iktidarı da bunun günahından payını alacak; ve, günün birinde AKP’li başörtülü hanımlara uygulanacak muhtemel bir şiddetin de günahını taşıyacaklar.

Zaman Gazetesi önünde uygulanan bu şiddetle artık, başörtülü kadınlara “müsamaha” gösterme teamülü ayaklar altına alınmıştır.

Çünkü bizde “devlet” demek “teamül” demektir.

Bazıları anlaşılıyor ki bu iktidarı ebedi sanıyorlar. Kaldı ki, öyle olsa bile bağlı olunması gereken ahlâki ölçüler nerede?

Yarın bir gün meselâ zevk için İBDA Yayınlarına el koysalar, bu gün ortada olan hukuksuz uygulamaları alkışlayanların söyleyecek sözü olacak mı?

İktidar yalakalığıyla “ahlâk mücadelesi” verildiği nerede görülmüş?

28 Şubat zulmünden dem vuranlar, bugün yaşananların benzer örneğini o günlerden gösterebilirler mi?

2akp-turban-28 Şubat’ta ne kimsenin mal varlığına el konuldu, ne de başörtülü hanımlara bugün yapılan muamelenin benzerine cesaret edilebildi.

Ama bundan sonra benzer yeni bir süreç yaşanırsa ne kimsenin mal varlığı, ne de iffet, namus ve hürriyet timsali TÜRBANı emniyet içinde olmayacak. Çünkü dedik ya, devlet teamül demektir; bu yeni teamül artık başlamıştır.

Meselâ yarın AKİT Gazetesi’nin mal varlığına yeni bir 28 Şubat süreci el koyduğu zaman, bu kararı verenler kadar, bu teamülü bugün başlatan AKP iktidarı da bundan mesul olacak.

Başörtülü hanımlara saldırmakla, mal varlığına el koyma meselesinin böyle bir iç içeliği var: Bugüne kadar Batıcı Laiklerin cesaret edemediği iki yeni teamüldür bunlar…

Hatırlayın o günlerde bir kadın polis başörtülü bir hanımın türbanını çekerek saçının açılmasına sebep olmuştu da, kıyamet kopmuştu…

O en katı 28 Şubat günlerinde bile başörtülü hanımlara erkek polis eli değmiyor, buna cüret edilemiyordu. Artık AKP eliyle devlet içinde bu gelenek de yıkılmıştır.

Bizim açımızdan artık bu mesele “Fethullahçılık” meselesini aşarak, bildiğin başörtüsüne mevcut yaklaşımı ayaklar altına alan yeni bir TÜRBAN davasına doğru evrilmiştir.

Eturban-akp-1ğer buna bu açıdan bakmaz ve sadece “Fetullah” meselesi olarak bakarsak, meselâ yarın Fetullahçı hanımların OKUDUĞU BİR KUR’AN’IN DA YERE ATILMASINA ses çıkarmamak ve “o Fetullahçılara aitti” diye bakmak gerekir. Yahut o nüsha onların elinde diye -haşâ!- nasıl hedef olur?

Başörtüsü meselesi de bir nevi böyle… Burada ayaklar altına alınan bizzat başörtüsünün kendisi ve başörtülü kadına şiddet uygulanmasının alıştırılması ve meşrulaştırılması…

Dikkat edin NATO karşıtı Türk subayları yerlerde sürüklenerek cezaevlerine konulurken, Fethullah’ın kucağında “Ergenekon aşağı Ergenekon yukarı” diyerek sövenlerle, şimdi Ergenekon’un kucağında “Fetö aşağı Fetö yukarı” diye sövenler aynı…

Vicdanlarımızı nerede düşürdükse, tekrar oraya dönüp arayalım; ve, başlığı “ADALET MUTLAK’A – MUTLAK ADALET” olan konferansın ruhuna sadık kalalım.

Tanıdığım nice insan var ki bir tokadı, bir kötü sözü bugüne kadar davaları için göze alamadılar ama, bugün yanlış davaları için bir şeyler yapmaya gayret eden hanımlara yapılan zulmü coşkuyla alkışlıyorlar…

“Yok onlar önceden şunu yapmış, şunu demiş” filan…

İnanacağımız, gerçekten hissettiğiniz, adalet duygunuzu gösterecek başka sebepler söyleyin… GERÇEKTEN ÖFKELİ VE İNTİKAM HİSSİ ZİRVE YAPMIŞ KADIN VE ERKEK TAVRINA BÜRÜNÜN!

Sanki Fethullah’a tüm ihanetlerinden dolayı bir hamle yapmışlar gibi…

Fethullahçı hanımlara yapılanların kat be kat fazlasını 26 seneden beri yaşamış İBDA MENSUBU BİR HANIM olarak hislerim ve düşüncelerim budur.

ÜNSAL ZOR’un bir sene önce “Fırat’ın kenarındaki koyunun hesabı”nı(!) yapan bu iktidar zamanında şehit edildiğini ne çabuk unuttunuz.

MALAYANİLİĞİ (lüzumsuz işle uğraşmak, boş konuşmak, gayri ciddi tavır, söz ve davranış içinde bulunmak) bırakıp, biraz ciddi olabilsek…

Kumandan Mirzabeyoğlu sizce TÜRBANLI hanımların kan revan içindeki görüntülerini gördüğünde ne hissetmiştir?

Ne hissedebileceğini ben biliyorum ama, herkes biraz bunu düşünsün…

Emel Zor

Güldenizde Elifler Grubu

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: