TERÖRLE YAŞAMAYA ALIŞMALI MIYIZ?

TERÖRLE YAŞAMAYA ALIŞMALI MIYIZ?

Ve bugün sabah saatlerinde İstanbul-Taksim İstiklâl Caddesinde bir saldırı daha gerçekleşti!.. “Kontrolsüz” ve “erken” gerçekleştiği düşünülen saldırıda 4 kişinin öldüğü gelen ilk bilgiler arasında… Saldırı, geçtiğimiz hafta Ankara’da gerçekleşen Sivillere yönelik katliamın hemen ardından canlı yayında yapılan bir açıklamayı hatırlattı bize…

Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi, Amerikan piyadelerinin gerçekleştirdiği son bombalı saldırı akabinde, saldırıya uğrayan Türk milletine, saldırıyı gerçekleştiren Amerika’nın NATO Militanları adına telkinde bulunuyordu: “Terörle yaşamaya alışmalıyız!”…

Ne demektir bu?

Şimdi, bu ifadelerin ne demek olduğunu deşmeye geçmeden önce, Selvi kimdir, onu tesbit etmek gerekir. Zira kimi laf vardır, kendisi önemlidir, kimi laf vardır, söyleyen önemlidir.

Türk siyasetinde, iktidara gelen kişi ve muhitinin gündem hakkında ne düşündüğünü yansıtan gazeteciler olagelmiştir. Bu gazeteciler, lidere gayet yakın ve liderin düşüncelerini aksettiren kimselerdir.

Liderin borazanı olma misyonunu üstlenen gazeteciler arasında benim şahit olduklarım arasında en meşhuru, Demirel’in yanında Yavuz Donat olmuştur. Donat, daha sonra bu işi Mesut Yılmaz’a yamanarak yapmak istemiş olsa da Yılmaz’ın Donat’tan gıcık kaptığı ama Donat’ın yüzsüzlüğü ile Yılmaz’ın yanından ayrılmamaya gayret ettiği bilinir.

Sonra, bir Mehmet Barlas vardır mesela, o da her devrin yalakası ve iktidar borazanı olmayı başarmıştır. Barlas’ın yanaştığı asıl kişi ise Özal’dır. Yıldızı, Özal’a verdiği hizmetle parlamıştır.

Şimdi, Erdoğan devrinde öne çıkan kişi bu gün Selvi’dir ve iktidar kademelerindeki politikaları, eğilimleri kitlelere aktarma misyonu şu ân kendisinde gözükmektedir.

O hâlde, Selvi’nin söyledikleri, herhangi bir gazetecinin deli saçması zırvaları değil, önemle üzerinde durulması gereken ve AKP içindeki temayülü yansıtan bir değerlendirmedir. Ki, zaten bu söylenenler, aynı zamanda pratiğe de uygundur.

“Terörle yaşamaya alışmak” demek, bombalar patlamaya, insanlar ölmeye devam edecek ama AKP bunu engelle(ye)meyecek demektir.

Asıl problem de şurada ki, AKP, bu saldırıları engellemek istememektedir. Engellemek için yapılması gerekenleri yapmaya cesareti ve gücü yoktur. Yapılması gerekeni, düşman saldırısına karşı cevabı olması gerektiği gibi vermez, saldırının şiddeti ve hedeflerine orantılı olarak misliyle mukabele etmezseniz, saldırıya cevap vermiş olmaz, bilakis saldırılar karşısında korkakça davranmış ve düşmanı daha da cesaretlendirmiş olursunuz.

Yani aslında, AKP, bu saldırılar karşısında ne yapılması gerektiğini biliyor olmasına rağmen, yapılması gerekeni yapabilecek cesaretten yoksundur ve onun bu hali düşmanı daha da cesaretlendirmektedir.

Nedir o yapılması gereken?

Saldırının kaynağı PYD-PKK olduğuna göre, yapılması gereken, kaynağı hedef almaktır. Doğrudan doğruya PYD’yi ve arkasındaki güçlere yönelmektir.

AKP ise ne PYD’yi hedef alabilir, ne de arkasındaki güçleri.

Zira bizzat AKP, PYD’nin arkasındaki güçtür.

Teröristleri destekleyen ve besleyen AKP’dir.

PYD, bu gün Haçlı terörizminin elebaşı ABD adına Amerika’nın kara gücü olarak görev yapmaktadır. Bunu da ABD başta olmak üzere Haçlı koalisyonunun kendilerine verdiği destek sayesinde yapabilmektedir. ABD, PYD’ye, İncirlik’i kullanarak destek vermekte olup, Haçlı düşman Amerika PYD’yi koruyabilsin diye, İncirlik’i, Amerika ve diğer Haçlı teröristlere tahsis eden AKP’dir. AKP’ye bu ihanet yetmediği gibi bizzat PYD’yi korumak için kurulan bu Haçlı koalisyonunda aktif görev alan yine AKP’dir. Kobani’de (Ayn-El Arap) Etnik Kürtçülere attığı can simidi de, bugün vatanın güneydoğusunda etkisini göstermektedir.

Düşmanı kendi eliyle korurken, tabiri caizse bataklığı kurutmamak için elinden geleni yaparken, diğer yandan da “terörle mücadele ediyoruz” diye, sivrisinek avına çıkan ve böylece bizi terörle mücadele ettiğine inandırmaya çalışan AKP’dir.

Evet, asker ve polis, sahada sivrisineklere karşı mücadele etmektedir ama asıl bataklığı kurutma işi iktidarın önünde vazife olarak dururken, kurutmak bir yana, bataklığın kurumaması için her istenileni yapan AKP’dir.

AKP, “Çözüm Süreci” dediği terörü şahlandırma süreci ile ilk vazifesini yaptıktan sonra, şimdi de güya mücadele ediyorum diye, aslında terörün bölgemizdeki yürütücüsü Amerika Terör Örgütü’nü ve NATO’yu cesaretlendirmektedir. Asker ve polisin tesirsiz hale getirdiği sivrisinekler ne kadar çok olursa olsun, bunlar ancak taktiksel şeylerdir. Asker ve polisin bu başarısı, stratejik olarak beslenmezse, yani asıl bataklık kurutulacak şekilde tavır alınmaz, cesur adımlar atılmazsa, bu taktik başarıların bir hükmü kalmayacak neticeler doğacaktır. Çözülme süreci akabinde yaşanan bu taktik çatışmalar, Türk milletinin düşmanlarının stratejik plânlarını hedef almadığı için, düşmanın yenilmesi söz konusu olamayacağı gibi, nihayetinde NATO destekli terörle yeniden masaya oturmak ve federasyon adı altındaki parçalanmayı kabul etmek, uzun süren ve bıkkınlık veren bir savaşın ardından, “madem yenişemiyoruz, o zaman anlaşalım” şeklinde bir “çözülme” olarak yeniden gündeme gelecektir.

AKP, Haçlı ordusuna verdiği desteği kesmez ve Haçlı ordusunu İncirlikten atmaya cesaret gösteremezse -ki gösteremez, zira iktidara getiriliş sebebi bu-, işte bu sebepten dolayı biz daha birçok terör saldırısına maruz kalmaya devam edeceğiz.

Veya el ele vererek işbirlikçi iktidardan kurtulup, bütün unsurlarıyla düşmanları vatanımızdan kovacağız ki, düşman, bizi içimizden vurmaya devam edemesin.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: