AKP SURİYE’DE “KÜRDİSTAN”I TANIDI

AKP SURİYE’DE “KÜRDİSTAN”I TANIDI

AKP SURİYE’DE “KÜRDİSTAN”I TANIDI

Astana Görüşmeleri: AKP’nin kayıtsız şartsız teslim oluşu

Rusya ve İran, Moskova Bildirisi ile AKP’ye beyaz bayrak çektirdiklerini dünyaya ilan etmişlerdi. Şimdi de Suriye’deki strateji çöküşünün yeni aşaması olarak karşımızda Astana Görüşmeleri var. 23 Ocak’ta Kazakistan’ın başkenti Astana’da toplanması beklenen Suriye muhalifleri, Esad hükümeti, Rusya, İran ve Türkiye’nin katılacağı toplantılar Suriye’de savaşı sona erdirecek mi? Henüz belli değil ama Moskova Bildirisi ile Esad’ın yenilmediği zaten tescillenmiş bulunuyor. Bunun AKP açısından karşılığı da Esad’ın düşürülmesini hedefe koyan kendi temel politikasının iflası. Yani artık Rusya ve İran, AKP’ye her istediklerini dikte ettirecek noktadalar.

Fakat Suriye’de etkin olan güçler Rusya ve İran’dan ibaret değil. Daha doğrusu dünyanın genel dengeleri, Moskova-Tahran ekseninin ABD’yi dışarıda bırakarak Suriye için karar vermesine uygun değil.

 

ABD Astana’da: ABD hâlâ büyük patron

AKP’nin bir süredir kullandığı bir söylem var. AKP kendisini yalnız bırakan ABD’ye ve diğer Batılı güçlere kafa tuttuğu iddiasında. Bunu yaparken yeni ve sağlam müttefikler edindiklerini söylüyorlar. Avrasya ekseni, Şanghay Beşlisi gibi isimlerle andıkları alternatif ise gerçekte Türkiye’nin ABD güdümünden çıkıp Rusya eksenine girmesi anlamına geliyor. Acaba bu mümkün mü? Rusya ekseni ABD’ye doğrudan sert tavır alabilecek, cepheleşebilecek bir durumda mı? Öncelikle bu sorunun somut olarak cevaplanması gerek.

ABD, SSCB’nin ve Doğu Bloku’nun dağılmasından beri tek kutuplu dünyanın keyfini sürüyor. Rusya ise ona rakip olma çabası içinde ama bu şimdilik sadece çabadan ibaret. Rusya’nın önce Gürcistan’a ardında da Ukrayna’ya ve Kırım’a müdahaleleri belli oranlarda Batı’yla anlaşmalı çıkışlardı. Pazarlıklar önceden yapılmış, Rusya’nın duracağı noktalar belirli olduğu için ABD ve Batı ittifakı da gerçekte direnmemişti. Bu durum Suriye açısından biraz daha farklı… Rusya ilk kez eski Sovyet alanının dışındaki bir bölgeye müdahil oldu. Bu hamle karşısında ABD doğrudan bir düşmanlık politikası devreye sokmadı ama gerginliği adım adım tırmandırarak Rusya’ya sahada olduğu mesajını verdi. Mesele en sonunda Rus diplomatların ABD’den çıkartılmasına kadar gitti. Rusya ise doğrudan sert bir tepki vermemeyi seçti. Anlaşılan ABD elindeki kartları Rusya’ya masa altından göstererek susmasını sağlamıştı.

Tırmanmaya başlayan ABD-Rusya gerginliği arifesinde olduğumuz Trump dönemiyle beraber hangi noktaya gelir? Şimdilik nokta atışı tahminlerde bulunmak zor. Fakat dünyanın her açıdan daha çatışmalı bir döneme ilerlediğini söyleyebiliriz. Ama bu, Rusya’nın oyuna artık tam anlamıyla ortak olduğu ve eski Soğuk Savaş dönemi gibi bir cepheleşmeye kendisini hazır hissettiği anlamına gelmiyor. Nitekim bunun kanıtı da Rusya’nın Astana Görüşmeleri’ne ABD’yi davet etmek istemesiyle ortaya çıktı. Söylentiler dolaşmaya başladığında ABD yetkilileri böyle bir davet almadıklarını açıkladılar. Sonra davetin göreve gelecek yeni başkan Donald Trump’a yapıldığı ortaya çıktı. Trump’ın Beyaz Saray Sözcüsü olması beklenen Sean Spicer davet edildiklerini ve masada olacaklarını açıkladı. İran ise ABD’nin varlığından rahatsız olduklarını belirtti. Hem Rusya’yla hem de ABD’yle ilişkileri olan İran’ın bu tavrının ne kadar “sahici” olduğunu da önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Rusya’nın tüm iddialı tavrına rağmen Suriye masasına ABD’yi davet etmek zorunda kalmasının iki anlamı var. Birincisi sömürgecilerin genel kuralı: Kavga etseler de kendi aralarında anlaşmaktan asla vazgeçmezler. İkinci anlam ise daha önemli: Sömürgeciliğin büyük patronu hâlâ ABD’dir.

Yani bırakalım bizim “dünya lideri” ile ekibini, sırtlarını dayamaya çalıştıkları Rusya bile ABD’ye doğrudan diklenecek, cephe açabilecek konumda değil.

 

ABD boyunduruğunun yanına Rus prangası eklemek…

Peki, AKP’nin ABD’ye tavır alarak Rusya’ya yaklaşması ne sonuç verebilir? Bunun Türkiye’yi bağımsız kılmasını beklemek zaten tartışılamayacak kadar saçma. Ama buradan çıkan, Türkiye’ye vurulmuş ABD boyunduruğunun yerine Rus boyunduruğu takmak da olmayacak. ABD boyunduruğuna bir de Rus prangası eklenecek!

Astana’ya ABD’nin de davet edilmesi konusunda külliyenin hariciyecisi Mevlüt Çavuşoğlu “Rusya ile hemfikiriz” diyor. Tabii hemfikir olacaksın. Ne olacaktı ki? ABD ile Rusya birbirinin gücünü tartmış. Rusya, Astana’da kendi girişimiyle bir masa kurmuş, ABD de “bensiz olmaz” diyerek bu resti görmüş. Bunun üzerine Ruslar, Amerikalıları dışlayamayacaklarına karar verip davet etmişler. Bunu da sana dikte etmişler. Zaten itiraz etme şansın yok ki! Büyük patronla küçük patron anlaşmış. Olay bitmiş. Sen hâlâ “aynı fikir” şarkısı söyle. Eminim Washington ve Moskova’da birilerine iyi eğlence çıkıyordur. Aktroller dışında bu havaları ciddiye alan pek çıkmaz…

 

Masada bugün ABD var, yarın PYD-YPG de olacak

Çavuşoğlu’nun ısrarla vurguladığı şeylerden diğeriyse masada PYD-YPG’nin olmayacağı. PKK’nın Suriye kanadı olan PYD-YPG Astana’ya davet edilenler arasında görünmüyor, doğru.

Fakat birincisi Rusya PKK’ya tavır almış bir ülke değil ve hiçbir zaman da olmadı.
İkincisi; Astana Görüşmeleri’nin altyapısını oluşturan Moskova Bildirisi’nde PYD terör örgütü olarak tanımlananlar arasında yer almadı.

Üçüncüsü; her ne kadar PKK ya da PYD ile görüşmemeyi kırmızı çizgi gibi ilan etseler de AKP’nin PKK ile görüşme karnesinin ne kadar kötü olduğu Türkiye’de yıllarca hüküm süren açılım süreci dolayısıyla açık.

Ve dördüncüsü de şu: Eğer o masaya ABD oturacaksa PKK zaten bugünden örtülü olarak oturmuş demektir. Yarın da açık olarak oturacaktır. PKK her şeyden önce ve her şeyden çok ABD demektir.

Tüm bunların dışında, AKP bugün PKK ile karşı karşıya gelmiş olsa da genel olarak Kürt bölücüleriyle düşman değil. “Kürdistan” projesi AKP için asla bir kırmızı çizgi olmadı ve olmayacak da. Suriye’de etkin Kürt örgütlerinden ENKS (Suriye Kürt Ulusal Konseyi) Astana davetlileri arasında. ENKS adı verilen örgüt aslında Suriye Kürdistan Demokrat Partisi’nden başka bir şey değil. Yani Barzani’nin Suriye’deki kolu… AKP nasıl Irak’ta Barzani ile müttefikse Suriye’de de müttefik. PKK’nın Türkiye, Irak, İran ve Suriye’den parçalar kopararak “Büyük Kürdistan” kurma amacı var. Bu bilinen bir gerçek. Fakat Barzani’nin ondan bir farkı var mı? Onun da amacı aynı ve Kuzey Irak merkezli olmakla beraber tüm bu ülkelerde kolları var. PKK ile çatışan ama Barzani ile çok iyi geçinen AKP’nin ne Kürtçülüğe ne de “Büyük Kürdistan”a tavır alması beklenmeli.

Aslına bakılırsa Suriye masasında durumu Esad kadar hatta ondan da iyi olan tek kesim Kürtler. Suriye konusunda sömürgecilerin üzerinde anlaştığı iki konu var: Birincisi Esad rejiminin devamı. Ama esas mutabakat konusu Kürt özerkliği ve bir adım sonrasında da bağımsızlığı. Sonuçta “Kürdistan” hem Rusların hem de Batılıların iki yüz yıllık projesi. Ona Esad’ı da AKP’yi de bin kez feda ederler.

Fakat…

Bugün sömürgecilerin her iki cephesi de birkaç asırlık projelerini hayata geçirmeye bu kadar yaklaştılarsa…

Kürtler, hayallerine bir adımlık mesafeye kadar geldilerse…

Türkiye bu kadar rezil olduysa…

ABD boyunduruğuna, Rusya prangası eklendiyse…

Tüm bunların bir sorumlusu olmalı.

O sorumlunun adı da AKP ve onun Türkiye’yi yıkıma sürükleyen delice maceralarıdır.

Irak’ta “Kürdistan” kurduran AKP, şimdi de Suriye’de kurduruyor. Sırada Türkiye var. Asıl tehlike de bu.

Kaya ATABERK
Kaynak: Türksolu.com.tr

 

Not: İktibas etmeye değer bulduğumuz yazıdaki fikirler yazara ait olup, Adımlar’ın ideolojik ve siyasi anlayışına zıt görüşler sitemizi bağlamaz. -Adımlar-

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: