HANGİ DEVLET?

HANGİ DEVLET?

Bugün Türkiye’de insanların farklı tutumlarıAnadolu tarlasına buğday tanesi gibi savruluyor. Tutumlar farklı olsa da mekânaynı: Anadolu. Yaşadığımız topraklarda taraflar birbirini ihanetle suçlamaktanimtina etmiyorlar. Bir kesim devleti hamaseten kutsarken bir kesim de selameteerişmesi için olmayan devleti inşa derdinde. Tarih boyu insanlık adaleti teminiçin devlete muhtaç olmuştur. Adaletsizliğin, intiharın ve işsizliğin bu kadaryaygın olduğu bir devlete, “devlet” denebilir mi? İnsanımızın kendini yaktığıbir devirde devlet nasıl yaşar? Şeyh Edebalı’nın “İnsanı yaşat ki devletyaşasın” nasihatini iktidarın yerine getirmediğine inanıyoruz. 

Adımlar Platformu Genel Başkanımız Sayın AliOsman Zor “Bop İslamcılığı İslâm’dan Kaçıştır” başlıklı videosunda (1), ülke vemilletimiz için gerekli olan dahildeki uzlaşma ve birliği sağlamanın, “sen dedoğrusun, sen de iyisin” ikilemelerinden ziyade, Mutlak Fikir etrafında gerçekleşebileceğiniçerçevelemiştir. Bağımsızlığın siyasî bir meseleden öte, fikrî bir mevzuuolduğunu ilk defa duyup hayranlıkla şaşıran bir kardeşiniz olarak üç serihalindeki bu röportajları izlemenizi tavsiye ederim.

Yaşadığımız çağın suçunu insanımızda değilsiyasîlerde aramalıyız. Evvela iktidar, sonra muhalefet odaklı tenkitlerimizisıralayabilmeliyiz. İlk sorumuz, “iktidar ve muhalefet bizi yönetme hakkına,liyakatine ve yönetme meşruiyetine sahip midir?” olmalı. Cemiyetin şuur süzgecive istidadı ileriki safhalarda cevabını arayacağımız sorular… İktidar yahutmuhalefet, insanımızın çatışmasına nasıl yaklaşıyor? Sayın Ali Osman Zor’unbahsettiği uzlaşmaya giden yollara vakıflar mı?

Bakalım siyasîler bizi idare etme meşruiyetinesahipler mi? Diyanet’in resmi sayfasından, evvela meali sonra tefsiri sizlerlepaylaşacağım.

Ulu Allah’ımız Hucurat Suresi 9. ayetindemealen şöyle buyurmuştur (2):

“Eğer müminlerden iki grup birbiriyle kavgayatutuşursa hemen aralarını düzeltin; ikisinden biri diğerinin hakkına tecavüzetmiş olursa -Allah’ın emrine geri dönünceye kadar- haksızlığa sapanlara karşısavaşın; dönerlerse aralarındaki anlaşmazlığı adaletle çözüme bağlayın veherkese hakkını verin. Allah hakkı yerine getirenleri sever.”

Tefsiri: İslâm’dan önce Arap kabileleriarasında sık sık anlaşmazlıklar ve çatışmalar olur, çözüm ise adaletten çok,güce dayanır, gücü ve arkası olanlar istediklerini alırlardı. Allah’ınisimlerinden biri “Hak”, diğeri de “Âdil”dir, Kur’ân hakkı hâkim kılmak içingönderilmiş, dine “hak din” ve “hak dini” denilmiş; ümmete de hakkı yerinegetirmek, haksızlıkları önlemek (emri bi’l-ma’rûf nehiy ani’l-münker) ödeviverilmiştir. Toplu hayatta fertler ve gruplar arasında anlaşmazlıkların ortayaçıkması, karşılıklı taleplerin haklısı yanında haksızının da bulunması, haksızolanların kuvvete başvurmaları, –istenmemekle beraber– nâdir olaylardandeğildir. Nitekim İslâm, hem bütün insanların kök itibariyle kardeş hem demüminlerin aynı dine mensup, aynı hukuk, ahlâk ve değerler sistemine bağlıbulundukları için kardeş olduklarını ilân ettiği halde müminler arasında daanlaşmazlıklar çıkmış, anlaşmazlığın tarafları birbirine saldırmış, dalaşma veçatışmalar olmuştur. Hz. Peygamber’den sonra birinci halife Hz. Ebû Bekirzamanında zekât yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve devletin memurlarını kovanbazı gruplara karşı askerî tedbire dahi başvurulmuştur. Üçüncü halife Hz. Osmanzamanında iç karışıklıklar ve halifeye karşı isyan hareketi ortaya çıkmış,ancak Hz. Osman askerî tedbire başvurmamayı tercih etmiştir. Hz. Ali’ninhalifeliğinde Hz. Muâviye ve çevresindekiler, halifeye biat etmeyip Hz.Osman’ın katillerini yakalayarak kendilerine teslim etmesini biat şartı olarakileri sürmüşler, Hz. Ali müzakere ve nasihatle yola gelmeyen muhaliflerinekarşı savaşmak mecburiyetinde kalmış ve meşhur Sıffîn Savaşı yapılmıştır. Hz.Âişe, Hz. Talha, Hz. Zübeyir gibi önemli kişilerin Hz. Ali’ye karşı olantarafta yer aldıkları Cemel Savaşı da siyasî ihtilâf ve itaatsizlik sebebinedayalı bir iç savaştır. 9. âyet haksız yere devlete baş kaldıran gruplar iledevlet arasındaki savaştan değil, halk arasında meydana gelen anlaşmazlık vekavgalardan, bunlara karşı güçlü çoğunluğun, halkın geri kalanlarının adalet vehakkaniyet ölçüleri içinde tarafları anlaştırma, aralarını bulma ve gerekirsegüce başvurarak haksızlığı önleme yükümlülüğünden bahsetmektedir. Devlete başkaldıran, hukuka boyun eğmeyen âsi gruplar (bâğîler), halkın geri kalanınakarşı da haksız yere savaş ilân etmiş oldukları ve zarar verdikleri içinmüctehidlerce bu âyetin kapsamına alınmışlar; –bazı istisnalar dışında– aynıhükme ve muameleye tâbi tutulmuşlardır. Fıkıh kitaplarının “bağiy ve cihad”bölümlerinde bu konu detaylarıyla işlenmiştir. Özet olarak İslâm toplumu, hemdışarıda hem içeride meydana gelen haksız çatışmalar karşısında ilgisiz veduyarsız kalamaz, barış ve adaletin gerçekleşmesi için elinden geleni yapmaklayükümlüdür. (3)

Ayetten ve tefsirinden şunu anlıyoruz: Uzlaşmamefhumu, gücü, yahut kalabalığı değil hakkı ve adaleti esas alır. Türkiye’degüç odakları ve bunlara tapanların egemen olduğu hukuk sistemini görünce,aklıma, devletin siyasetini ortaya koyan Platon’un “Devlet” isimli eserindekiiki cümlesi geldi. Şöyle diyor Platon (Eflatun): Gücün haklı çıktığı yerde,adalet bekleme. Güce tapan insanların olduğu yerde huzur bekleme.

Devlet idare etmek ahlâk ve adalet gibi ikitemele dayandığı için tarih boyunca âlimler, devlet adamlarını ikaz etmişler,yazdıkları eserlerle onlara nasihat ve tavsiyelerde bulunmuşlardır. Bu türeserlerin en meşhurlarından biri de yarım asırlık devlet adamlığı tecrübesinesahip Selçuklu veziri Nizamülmülk’ün Siyasetnâme’sidir. Vefatının üzerindenasırlar geçse de yaptığı tavsiyeler ve nasihatler hâlâ devlet idaresinde olmazsaolmazları bizlere aktarıyor:

1.           Devlet,kolay kolay herkese nasip olmayacak büyük bir nimettir. Bu nimete sahip olankimse, âhirette büyük bir külfetle de karşı karşıya olduğunu bilmelidir. Fırsateldeyken devletin malını devlet için harcamalı, dünyalık yığmak yerine âhiretiçin hazırlık yapmalıdır. Kendisi son derece rahat yaşarken halkı yoksullukçeken devlet adamını çetin bir hesabın beklediği çok açıktır. Hazret-i Ömer(r.a.) dahi bu azaptan korkuyorsa, diğerlerinin vay haline!

2.           Devletişlerinde vazife yapanlar, başkalarının hakkına çok kolay ulaşabildikleri,bütün gücü kendilerinde gördükleri için, yaptıkları her iş kayıt altında olmakzorundadır.  Devletin vazifelendirdiğibirisi, mazlumun, yetim ve fukaranın hakkını yerse, vay o devletin haline!

3.           Herkesliyakatine göre değerlendirilmelidir. Kişide aranması gereken şey mal mülkdeğil hünerdir. Soyu sopu belli olan kimseler varken devlet vazifesi ne idüğübelirsiz olanlara verilmemelidir. Devletin bekası için, ehil olmayan kimselereiş buyrulmamalıdır. Bir kişiye birden fazla iş yükleyip, onlarca kişiyi işsizbırakmak akıl kârı değildir. Devlet adamı bunun dengesini gözettiği sürece iyibir devlet adamıdır. Aksi takdirde saltanatının zeval bulması çok yakınolacaktır.

4.           Devletişlerinde, Allah korkusu olan, haram yemekten kaçınan bir yardımcıyı herkesister. Ancak aksi durumda, yardımcı yerine bir casus beslenmiş olur. Bu da devletinbekâsını temelinden sarsacak mahiyette bir olumsuzluktur.

5.           Devletişlerinde vazife yapanlar, iyi ya da kötü olabilirler. Halk, iyileri hayırlaanarken kötüleri nefretle yâd eder. Sevilen bir devlet adamı olmak varken,arkasından kin duyulan biri olmak akıllı kimsenin yapacağı iş değildir. Ziramakam mevki geçicidir, kalıcı olan insanlık ve hayırseverliktir.

6.           Devletadamı zulmetmemeli, zulmetmiyorsa bile vazifelendirdiği adamların zulmedipetmediğini bilmelidir. Yoksa mazlumların ettiği ah, eninde sonunda dönüpkendisini bulacaktır.

7.           Merhametson derece güzel bir haslettir. İnsanoğlu yeri geldiği zaman merhametli olmayıda bilmelidir. Acıma duygusu Allah korkusuyla birleşince, adaletli bir devletadamı ortaya çıkacaktır. Tarih kitapları, taş kalpli nice devlet adamınınkalıcı olmadığını ısrarla yazarken bu gerçeğe işaret etmektedir.

Allah sıratı mustakim üzere adımlarımızıatmayı nasip etsin.

Mehmet ŞENTÜRK

1 https://www.youtube.com/watch?v=KKS1kN9Aook

2 https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Hucur%C3%A2t-suresi/4621/9-ayet-tefsiri

3 Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 92-93

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: