İSLÂMA MUHATAP ANLAYIŞ ÖLÇÜLERİ

İSLÂMA MUHATAP ANLAYIŞ ÖLÇÜLERİ

Şimdi biraz da İslâma Muhatap Anlayış’tan söz edelim. Onun temel özelliklerinden, ana çizgilerinden…

İslâma göre en üstün idrak ve şuur, Nübüvvettir; yani peygamberlik… O, kazanılmış, edinilmiş, zihnî veya başka türlü bir beşerî çabayla elde edilmiş bir şey değil, doğrudan doğruya İlâhî bağıştır. Nübüvvet, doğrudan doğruya Allah’ın ihsanıyla kullarından bazılarına geçer.

Nübüvvet, bütün idrak biçimlerini, bütün ilimleri kendinde toplar. Merkez odur. İdrakın hakikati Nübüvveti idrak kadardır. Nübüvveti inkâr, idrakın sakatlığıdır. Dahası, idrakın aslını bilmemek, her türlü idrakın Nübüvvetten geldiğini de anlamamaktır.

Nübüvvete bağlı bir diğer idrak biçimi de Sahabettir; Sahabelerin idrakı… Onlar, idrakı doğrudan doğruya Nübüvvete imân yoluyla elde ederler. Başka hiçbir idrak, bu doğrudan imân yoluyla elde edilen idraka ulaşamaz. Öyle ki, “en büyük veli en küçük sahanenin atının burnuna kaçan toz kadar olamaz” denilmiştir.

Sahabeti inkâr da idrakın bir sakatlığı, hastalığı ve sapkınlığıdır. Çünkü Sahabeti inkâr, bizzat Nübüvveti inkâr anlamına gelir.

Sahabetten sonra bir çeşit idrak vardır ki, bütün ilimlerin üstünde ve bütün ilimlerin özü gibidir. Bu da bizzat din ilmidir, dinden hüküm çıkarmak ilmidir. İstinbattır, içtihaddır, kıyastır. Bu öyle şanlı bir ilim ve idraktır ki, velilerin en büyüğü olan İmam-ı Rabbanî Hazretleri şöyle söylemiştir:

“Ebu Hanife, İmam Şafiî, İmam Malik ve İmam Hanbel, Kitap ve Sünnetten hangi hükmü çıkardılarsa din adına ebediyyen geçerli olan odur. Senin ve benim anlayışımın kıymeti yoktur.”

Bundan sonra bir başka çeşit idrak daha vardır ki, ona da evliyanın idrakı denir. O, bizzat hâl ilmidir.

Sahabet idrakından sonra en büyük idrak olduğunu, dinde üçüncü kaynak olduğunu söyleyenler de vardır. Ancak yukarıdaki ölçüden görüldüğü gibi, dinin büyük imamlarının alanına (istinbat idrakı) giremez; orada onların sözü geçerlidir. Her ne kadar istinbat idrakının mevzuu din ve tasavvuf idrakının mevzuu bizzat Allah ise de…

İşte, Sünnet ve Cemaat Ehli diye adlandırılan hakiki imân yolunun ana ölçüleri budur. Bundan sonra bu yolun ana ölçülerine bağlı bir başka idrak çeşidi daha vardır ki, o da fikir idrakıdır. Fikir idrakı, bu idrak basamaklarının en alt basamağında olmasına rağmen, hakikat olduğu zaman, ana kaynağa yakınlığı sözkonusudur. Zira fikir idrakının, bizzat Velayet mirasçısı ve ana ölçülerini ondan almak bakımından, hakikat olduğunda Sahabetle taalluku olduğu söylenmiştir.

Fikir idrakının aslı ledünnî ilimdir.

O da Allah’tan ilhamla olur. Fakat her idrak olduğu gibi fikir idrakı da derece derecedir. Her fikir leddünnî ilim sayılmaz; fikrin ufku, nihayeti ledünnî ilimdir.

Bundan anlaşılacağı gibi, fikir idrakı, sadece bir akıl marifeti değildir. Sezgi ve müşahede de ona dâhildir. Yani fikir adamları olduğu gibi, sanat adamları ve sosyal veya fen ilimleriyle uğraşan âlimler de buna dâhildir. Fikir, Sünnet ve Cemaat Ehli Yoluna ve bu yolun ana ölçülerine bağlı, ayrı bir idrak buududur. Zira daha önce diyalektik bahsinde söylediğimiz gibi; “İdrak, belirsiz varlıklardan, şüpheli kanaatlerden başlayarak, adım adım, basamak basamak, en üstün idraka (Platon’un idea’sı) kadar yol arar. İbda Diyalektiği sözkonusu olduğunda, bu yol arayış ve yolculuk, hangi ilim ve sanat üzerinde olursa olsun, özünde din idrakıdır.”

Fen ilimleriyle meşgûl bir âlim, özünde din idrakı içindedir. İçtimaî ilimlerle uğraşan bir fikirci, aynı şekilde… Sanatla uğraşan bir sanatkâr, özünde din idrakı içindedir. Bunun böyle olduğunu gösteren, sebeplerini ve yollarını belirten de bizzat İbda Diyalektiği…

İslâma Muhatap Anlayış olarak ifade edilen idrak, işte en kaba hatlarıyla budur. Üste göre usûl, alta göre esas teşkil eder; yani Sünnet ve Cemaat Ehli yoluna yaklaşmakta bir usûl, diğer fikir, sanat, ilim sahalarına nüfuzda ise esas belirtir. Bu yüzden ki ona Teorik Dil Alanı da denir.

Selim GÜRSELGİL

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: