KEMAL TAHİR VE NAZIM HİKMET’İN SOLCULUKLARI

KEMAL TAHİR VE NAZIM HİKMET’İN SOLCULUKLARI

Nazım Hikmet ve Kemal Tahir hem yoldaş, hem ahbaptı. Fakat temel tutumları birbirlerine tamamen zıttı.

Nazım Hikmet Kemalizm’i pek sevmezdi. Yeri geldikçe inceden saldırırdı da. Ama onun asıl sevmediği şey din ve maneviyattı. Kemalizm’in din ve maneviyat karşısındaki her çabasını desteklerdi. Kemalizm’in dinsiz ve maneviyatsız bir toplum oluşturacağını, bunun da Komünizm’i kolaylaştıracağını düşünürdü. Komünizm, ona göre geleneksel Osmanlı toplum ve inanç temeli üzerinde kurulamazdı; ancak Kemalist bir temel üzerinde yükselebilirdi. Bu yüzden, isim vermeden, Atatürk’ü öven şiirler yazardı. Bu onun için bir taktikti.

Aslında bu taktik, Nazım Hikmet tarafından geliştirilmiş değildi. Stalin’in resmi Türkiye politikasıydı. 1930’larda çıkarılan Kadro dergisi çevresinde Türkiye komünistleri arasında kökleştirilmişti.

Kemal Tahir bu politikaya yakın değildi. O, Stalin’den ziyade, Sultan Galiyev anlayışına yakındı. Yakındı derken aynı demek istemiyorum. Çünkü Kemal Tahir’in bir Turan hayali yoktu. O da Nazım Hikmet kadar manaviyattan ve inançtan uzaktı. Sultan Galiyev ile yakınlığı, bir “Doğu Komünizmi” fikrine sıcak bakmasındandı. Atatürk bu anlayışı, ilk kurulan (yani çakma olmayan) TKP’yi kapatarak, Mustafa Suphi ve arkadaşlarını öldürterek, Çerkes Ethem ekibini de tasfiye ederek, daha Cumhuriyet kurulmadan önce ezmişti. Kemal Tahir, bir nevi bu ezilen çizginin “kılıç artığı” durumundaydı. Nazım Hikmet’in aksine, o asıl saldırısını Kemalizm’e yöneltiyordu. Kemalizm ile Osmanlı geleneğinden bütünüyle farklı üçüncü bir yol olduğunu, bu yolun da gelecekte belireceğini düşünüyordu.

Ne var ki, Nazım Hikmet’in çizgisi, 1950’lerde İnönücü Kemalizmle de birleşerek Komünist çizgiyi belirledi. 1970’lerin başındaki militan Marksist çıkışlar, Sovyet politikasına da uygun olarak bu yoldan doğdu.

Kemal Tahir’in anlayışına ise Ecevit ilgi gösterdi. Ecevit, bu anlayış doğrultusunda, ana akım Kemalist-Komünist çizginin dışarıda bıraktığı Kürt ve Alevî kesimleri politikaya dahil etti; buradan aldığı destekle İnönü’yü devirdi. Ne var ki, ele geçirdiği CHP içinde diğerlerini tasfiye etmedi veya edemedi. Böyle olunca 1970’lerden itibaren CHP hem Kemalizm’e bağlı, hem de Kemalizm’in dışındaki sol akımların kaynaşma yeri oldu. Kemal Tahir etkisi sadece Ecevit’te belli belirsiz bir renk olarak kaldı ve Kemal Tahir’in kendisi, CHP’yi dönüştürmüş olmakla birlikte, unutulup gitti.

Bugün Kemâl Kılıçdaroğlu, Ecevit’in bu karman-çorman CHP’sini sürdürmek istiyor. Çünkü 70’lerde CHP’nin demokratik seçimlerdeki yegane başarılarını bu karman-çorman yapı elde etmişti. Tabiî bugün Sovyetler yok; onun yerine AB var, ABD var. CHP’de hepsi var: Atatürk de var, Öcalan da var, Esad da var, Soros da var, Nazım Hikmet de var; Kemal Tahir pek yok.

Selim Gürselgil

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: