CEMAAT VE TARİKATLAR

CEMAAT VE TARİKATLAR

Biz elbette tarikatlere ve cemaatlere karşı değiliz. Onlar bin yıldır bu topraklardaki bütün iyi işlerin sahibidir. Fakat giderek yozlaştıkları, amaçlarından saptıkları da ortadadır.

Bu yozlaşma sağ iktidarlar sayesinde oldu. Sol, tarikatleri ve cemaatleri yok etmek istedi.

Sağ ise onlara kendini rahatsız etmeyecek, kendisi için oy blokları oluşturacak bir alanda özgürlük verdi. Tarikatler ve cemaatler, sağ iktidarlarla kurdukları ilişkiler sayesinde güç ve nüfûzlarını arttırdılar. Ekonomik faaliyetlere girdiler. Yurtlar, okullar açmaya, kendine bu yolla adam toplamaya başladılar. Kendilerine adam topladıkları kadar sağ partilere de oy topladıkları için, ne yapmak istiyorlarsa izin verildi. Alabildiğine zenginleştiler, şirketler zincirleri kurup, her alanda boy göstermeye başladılar. Düzenin ahlâkıyla ahlâklandılar.

Şimdi şuna cevap verelim: Cemaat ve hele tarikat böyle bir şey midir? Kendine yurt ve okul açarak, şirket kurarak, ticaret yaparak mı adam toplar?

Sonsuz ve sınırsız din sömürüsü, maneviyat sömürüsü bu çığırla birlikte gelişti. Her sokak başında bir mehdi taslağı zuhur etti.

Dini, imânı, hatta zikiri, virdi ve rabıtayı kendi dünyalık çıkarı için kullanmaya başladı. Zikir ve rabıta, bunların güç kazanmak için kullandıkları şov unsurları oldu. İbadet ve vaaz, halkın inancını sömürmenin, istismarın aracı haline geldi.

Sağ iktidarlarla cemaat ve tarikatlerin ilişkisi, bugün toplumda ortaya çıkan ahlâksızlık tablolarının da müsebbibidir. FETO’nun da müsebbibidir, 15 Temmuz’un da müsebbibidir. Feto’nun vaazlarında kullandığı unsurlara bakın; harfi harfine aynısını diğer cemaat ve tarikatler kullanır. Tek farkı bunlar CIA ile çalışır, diğerleri yerel güçlerle.

Kısacası cemaat ve tarikatler, kendi dinî alanları dışındaki bütün alanlardan, ticarî faaliyetlerden, hatta kendi reklamları anlamına gelebilecek her türlü görüntüden ve adam toplama çabasından uzaklaştırılmak zorundadır. Bu olmadığı takdirde, ortalık cemaat ve tarikat müsveddeleriyle dolup taşacak, ama ortada hiçbir İslâmî gayret ve samimiyet kalmayacaktır. Belki de çok az kalmıştır. Tarikat ve cemaatler, sağ partilerle kurdukları “ahlâkdışı” ilişkilerden men edilmek zorundadır. En saf İslâm samimiyetine döndürülmek zorundadır.

İslâm, hiç kimsenin maddî veya manevî menfaat mercii değildir. İslâm, Canların Canı için nefsin fedasıdır, bunun biricik yolu ve kurallarıdır, nizâmıdır. Bu ruha uygun olmayan her şey, İslâm dışıdır. İsterse Hariciler gibi din görünümlü olsun.

Biz, yüzyıl öncekiler gibi, din mevzuunda eğriyi doğrudan ayıramayan, bütün kötülüğün kaynağını din sayan, ama çıkarına uyduğunda dini ve cemaatleri kullanmaktan çekinmeyen kimseler gibi değiliz. Canların Canı için, kendimizinki başta olmak üzere hiçbir cana kıymet vermeyiz.

Selim Gürselgil

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: