AİHM DEMİRTAŞ KARARI VE AKP SAMİMİYETSİZLİĞİ

AİHM DEMİRTAŞ KARARI VE AKP SAMİMİYETSİZLİĞİ

AİHM, eski HDP Başkanı Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasını istedi.

Peki, AİHM bu yetkiyi kimden ve nasıl alıyor da bizim iç işlerimize karışıp, mahkemelerimizin verdiği kararları beğenmemezlik ederek bu kararların değiştirilmesini neye istinaden istiyor? Bu hakkı kendinde nerden buluyor?

Bunu istiyor çünkü Haçlı Batılılara, düşmanlarımıza, bunu isteme hakkını biz kendi ellerimzle verdik. AKP rant ve ihale rejimi bunu kendi istedi, “Siz bize karışın, bizim yanlışlaırmızı düzeltin, biz doğru karalar alamıyoruz, biz yanlış yaptığımızda siz bizim yanlış yaptığımızı söyleyip doğru olan neyse onu yapmamız konusunda bize yol gösterin” dedi… (Rant ve ihale için gerekli parayı borç olarak Haçlı Batılılar vermiyor mu?)

Tabi bunu böyle açıkça söylemedi ama bu güne kadar AB ile ilgili olarak önüne gelen belgelerin altına attığı imzalarda, “geleceğimizi Avrupa’da görüyoruz!” ifadelerinde, kendi başı sıkışınca AİHM’ye gidip, “Türkiyedeki yargı sistemi aleyhime karar verdi, bu yanlıştır, bunu düzeltin!” dediğinde, hem de bu düzeltmeleri defaatle istediğinde, bunları da söylemiş oluyordu.

İpleri kendimiz teslim ettik, şimdi de adamların o ipi istedikleri gibi çekiştirmesinden şikayet ediyoruz.

AKP bundan maduriyet üretmeye, anti-emperyalizm türetmeye ve böylece baskın çıkmaya çalışıyor. Meseleyi istismar etmeye kalkıyor.

Bu istismar işi yeni değil, Tanzimattan beri bir gelenek. Tanzimat Fermanı ile Osmanlı Haçlılara Batılılaşacağı sözü verdiğinde, Haçlı Batılılara verdiğimiz taahhütnamenin yanında bir de içeride halka açıklanan farklı bir bildiri olduğu söylenir. Böylece, Haçlılara teslim olunmuş görüntüsü verilmeyerek halkın tepkisinin çekilmemesi amaçlanmıştır.

Kendi şahsi tecrübelerimizle de şahit olduk ki, 1990’larda da benzer şeyler yaşanırdı. AİHM TC mahkemelerinin kararları aleyhine karalar verir ve o zamanın iktidarları da bu kararlardan maduriyet üreterek iç politika malzemesi yapmaya kalkarlardı. Ama hakkını yemeyelim, bu işi, meseleyi istismar ederek maduriyete yatma taktiğini en iyi AKP yapıyor. Bu sahte maduriyet üretimi işinde, istismar mesleğinde bunların eline kimse su dökemez. Bunda da şartların AKP’yi buna icbar ettiğini söyleyebiliriz. Bu milleti dünün Demirel-Özal sağcılığı çizgisinde rejime payanda etmenin, entegre etmenin imkânı kalmamış olduğundan, retorikte ve fiiliyatta daha keskin gözüken bir iktidar olmadan Türkiye’yi AB çizgisinde tutmanın imkânı kalmadı. AB’ye karşı görünmenin en üst perdeden edebiyatının yapıldığı ama fiiliyatta AB çizgisinin işlediği…

Mesela, AİHM ile olan anlaşmamız son bulmuştur, biz bu sistemden çıkıyoruz diyebiliyorlar mı?

Biz geleceğimiz Avrupa’da görüyoruz demek yerine, AB ile olan bütün anlaşmaları iptal ettik diyebiliyorlar mı?

Gerçek kurtuluş, ipleri koparmaktan geçer. Gerçek kahraman da gerçek kurtuluş için, bizleri Haçlı düşmana köle olarak bağlayan ipleri, İskenderin düğümü kılıcı ile kesmesi gibi kesip atandır.

Ama bizde siyaset sahnesine hep sahte kahramanlar ve sahte kurtuluşçuluk hakimdir.

A. Bâki AYTEMİZ

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: