İSLÂM ESTETİK PLÂNI

Şöyle bir e-kitap var piyasada;

https://kobo.com/tr/tr/ebook/guzel-sanatlar

Bunlara ben başlamıştım. Herhalde bir 40-50 kitapçık yapacaktım. Sonra vakit darlığından 12’de kaldı. Bakamadım da; yayınevi satıyor herhalde. Bana hiç haber vermiyor.

Bu kitapta yer alan denemelerin her biri, konuya çeşitli perspektifler ve ideolojik formasyonlarla…

Oradan bir parça alayım. 30 Mart 2012 tarihinde Ekşi Sözlük’te yazmışım;

“…Bu hanımefendi sanatıyla modern Fransız estetiğinin zirvelerinde bir yerlerde. Ben bunu söylerken herhangi bir şapşal hayranlık tavrı içinde değilim. Antitezimi takdir ediyorum. Bundan daha kuşatıcı ve daha diş geçirici bir İslâm estetiğinin ne olabileceğini düşünüyorum. “Doğrunun olmadığı yerde güzel de yoktur” noktasından başlayınca, önümüze nasıl bir ufuk açılır?

200 yıldır bir çok Türk, bir çok Doğulu bu noktadan yıkıldı. Giden geri gelmedi, gören vuruldu kaldı, onun sözcüsü ve askeri oldu artık. Aslında ben bunun romanını yazmıştım da (Titreme), çok başarılı olmadı o, biraz aceleye geldi. Şu var ki, estetik savaşı, bu o kadar aslî, o kadar ciddi bir savaştır ki, topla tüfekle olmaz, sırasında küçücük bir parmak bükülüşü, bir göz süzülüşü, ayrıntılar, ayrıntılar… Meşhur hikâyedir: Japonya’dan din tahsiline gelmiş bir heyet, 19. yy’da… Bizim hoca heyetin önünde bir sümkürmüş, din min hakgetire!

Onun için Üstad Necip Fazıl, oraya gidip de geri gelen, orada vurulup da ayağa kalkan, ölüp de dirilen bir örnek, Abdülhakîm Arvasî Hazretlerinden alarak, “kaba softa-ham yobaz” diye üzerine basa basa, 500 yıllık toplum hastalığının altını çizer. Ve şöyle der:

– Bâtılı güzelleştirmesini bilen Garb’a karşı, Hakk’ı çirkinleştirmeyi beceren Şark!..

Başa dönelim:

…Bu şarkıdan daha yüksek bir estetik üretemedikten sonra, İslâm inkılâbı boş bir hayaldir. Afganistan, Arabistan, İran örnekleri… Sen kırk türlü hikâye anlat, kırk türlü ispat yap, işin estetiği öbür tarafta kaldıktan sonra, her çaba boşa gider.

Çok açık sözlüyüm, çok komplekssiz biriyim ben. Önce kelimi gösteriyorum, eksiğimi, kusurumu ortaya döküyorum ve sonra da “bu bende aslî bir kusur değil, işin aslı çok farklı” diyorum. Nedir işin aslı? Şudur:

“Allah güzeldir, güzeli sever.”

Peki o nedir?”

Selim Gürselgil

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: