“İhmal Yok, Sosyal Medya Yanlış Yapıyor”muş

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Manisa’nın Soma ilçesi… Bir maden ocağı, ilçeyle aynı adlı bir holding tarafından işletiliyor.. 13 Mayıs 2014 Salı günü Saat 19.21’de son dakika haberi olarak, ‘’SOMA’da maden ocağı faciası:5 işçi hayatını kaybetti’’ gündeme gelen, Türkiye tarihinin en büyük felâketlerinden birisinde an itibariyle 500 civarında maden işçimizin şehit olduğu söyleniyor, resmi ağızlar ise ölü sayısını bir kerede söylemekten ziyade, adeta kamuoyunu alıştıra alıştıra saat başı vefat eden insanımızın sayısını arttırarak söylüyor.

Gece geç saatlerde SOMA’ya gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, maden ocağında 787 işçinin olduğunu söyledi, Enerji Bakanı hayatımın en zor işlerinden birini yapıyorum diyordu, ölü sayısını açıklarken yalnız, daha olayın ilk saatlerinde hiçbir tetkik ve araştırma yapılmadan, ‘’ihmal yok, sosyal medya yanlış yapıyor’’ derken, aslında böyle bir felâket yaşanırken dahi, siyasi ikbalini düşündüğünü ele verdi…

Soma’daki madenlerde bu ilk kaza ve can kaybı değil, daha önce de, farklı maden ocaklarında meydana gelen patlamalardan dolayı can kayıpları meydana gelmişti. Bu can kayıpları üzerine CHP’li vekiller, Ekim 2013’te meclise bir önerge verdiler, önerge ancak bu yılın Nisan ayının sonlarında görüşülebildi, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Nisan 2014’te mecliste bir konuşma yaptı:’’Soma’da sürekli maden ocaklarında patlamalar oluyor ve o patlamalarda işçilerimizi kaybediyoruz, verdiğimiz soru önergelerine cevap;10 kere denetledik, 66 tane kusur, şu kadar para cezası verdik, sonuç; yeni patlama, yeni ölümler… Peki bir şirket var, UYAR Madencilik, iktidarla en iyi ilişkiler halinde.. Bu madencilikte o kadar sıkıntılar var, kusurlar var ama son kazaya kadar defalarca denetlendi, bir türlü ceza almadı. Peki bu işin kerameti ve hikmeti ne? Bu işin kerameti bu barette gizli arkadaşlar;Sayın Başbakan Manisa’da Cumhuriyet Meydanı’na çıkar, der ki “Somalı işçi kardeşlerim burada mı…” Askeri bir disiplinle 3 bin tane dizilmiş Somalı maden işçisi baretleri kaldırırlar. Neşesiz, mutsuz, heyecansız dimdik dururlar. Çünkü bir gün önce onların yemek fişleri madende toplanmıştır. Ertesi gün miting alanı çıkışında geri dağıtılacaktır. Başbakan selamlanacak, çıkarken kimlik geri alınacaktır. Yevmiye işlemektedir, Başbakan için görev yapılmaktadır. Selamı çakarsın, çakmadıysan ertesi gün işinden olursun. İşinden olmayanlar madene inerler. Maden patlar, işçi ölür. Ölen ölür, kalan sağlar Recep Tayyip Erdoğan’a yetmektedir. Bu meydanlarda bu baret selamlamasını gündeme getirdiğimde sayın Bakan Faruk Çelik dedi ki: Ne var bunda, bir işletmeci, yani bir vatandaş, siyasi bir partiye üye olamaz mı, bir vatandaş bir siyasi partiye gönül vermiş, işçisine izin verip, ücretini verip, onu bir mitinge götüremez mi dedi, bu da siyasi tarihimize bu meclisin tutanaklarına böyle geçti. Böyle bir anlayış olmaz. İşçi benim işçim, parasını veririm, ister madene sokarım, ister mitinge götürürüm, ister pikniğe götürürüm anlayışı olmaz. Yeryüzü sıcak olsun diye o soğuk maden ocağına inip alnının terini ekmeğine tuz eyleyen işçilerin, emeklerini, alınterlerini, yaşama mücadelelerini, bir siyasi partinin geleceğine, onun ikbali için, ordaki genel başkanının miting meydanını doldurmasına alkışlamasına tahvil etmeye çalışanlar. Bu yaptıklarını eninde sonunda tarih karşısında hem Türkiye işçi sınıfına hem de bu ülkenin güzel emekçi insanlarına bunun hesabını verecekler arkadaşlar. Dünyanın hiçbir yerinde çalışma sosyal güvenlik bakanları, kazalardan sonra arkadaşlar öldüler ama cesetleri yanmamıştı, güzel öldüler demez. Dünyanın hiçbir yerinde başbakanlar bu mesleğin fıtratında ölüm var demez, insanın fıtratında ölüm var, insanın fıtratında ölüm var, hayatın kendisinde ölüm var, ama bu mesleğin fıtratında ölüm var demez, dünyada başbakanlar böyle olaylar olduğunda istifa ederler. Ama bizimki pişkin pişkin konuşmaya devam ediyor.’’

CHP milletvekillerinin araştırma önergesine MHP’den ve BDP’den destek geldi, fakat önerge AKP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Akabinde AKP vekili Şamil Tayyar, bir televizyon programında şişine şişine; ‘’Muhalefetin verdiği soru önergeleri eften püften, CHP laf olsun torba dolsun diye önergesi veriyor, bu araştırma önergelerinin temel hedefi meclisi tıkamak.’’ diyerek muhalefeti aşşağıladı..

Tabii hemen aklımıza, Enerji Bakanı’nın felâketin ardından henüz 24 saat geçmemişken gece geç saatlerde ‘’İhmal yok, sosyal medya yanlış yapıyor.’’ sözleri aklımıza geldi. Acaba sayın bakan felâketten 20 gün önce CHP vekillerinin verdiği araştırma önergesini reddeden AKP vekillerinin ihmalinin olmadığını doğruyu yaptıklarını mı düşünüyordu. Enerji Bakanı kendisinin daha evvel, öve öve bitiremediği bu maden ocağı değilmiş gibi konuşuyor.

Üstüne üstlük, AKP mitinglerine şantajla işçileri götüren, işletmesinin müdürü AKP Meclis üyesi olan Soma Holding yönetim kurulu başkanı Alp Gürkan, geçmişte bir gazeteye verdiği röportajda, işletmeyi devletin 2005’te pay karşılığı kendilerine devrettiğini anlatırken, “İşi devraldığımız devlet kurumu olan Türkiye Kömür İşletmeleri, Soma’da kömürü kendisi çıkarırken tonunu 130-140 dolara mal ediyordu. Biz yüzde 15’lik rödovans payı dahil 23.80 dolara düşürdük” diyor; bu karlılığa nasıl ulaştıkları konusunda da “Bizim mühendis ve işçilerimiz uzaydan gelmedi. Sadece işi iyi planlamak, özel sektörün çalışma tarzı devreye girdi o kadar” ifadelerini kullanıyordu. Kendi partisinin mitinglerine, işçileri, yemek fişlerini alarak, şantajla götüren Holding patronu’nun denetlenmesini isteyen muhalefet önergesine, yine senin partinin red oyları engel olacak. Akabinde aranızın sıkı fıkı olduğu Holding’in yönetim kurulu başkanı, devlet 140 dolara kömürün tonunu mâlediyordu, biz 29 dolara düşürdük” diyecek.

Felâketten sağ kurtulan işçilerden birisi, bir gazete muhabirine verdiği demeçte şunları söyleyecek: “Kaza her zaman beklenebilecek bir kaza. Trafo patlaması. Dışarıdan yüksek voltajlı elektrik geliyor. Yağlı trafolar var. Yüksek voltajlı elektrik onlarda düşürülüyor. İstenen seviyeye geliyor. Kömür çıkarılırken kullanılan makineler için ve havalandırma için gerekli elektrik… Uyar Madeni’nde benzeri bir pano patlamıştı. Uyar’dan sonra aynı şekilde devam etti. Hiç önlem alınmadı. Bunlar masraflı işler. Onun için yapmıyorlar. Kömür madenlerini çalıştıranların önceliği kömür oluyor.’’ Diyecek.

Ve sen Bakan olarak, ‘’ihmal yok, sosyal medya yanlış yapıyor’’ diyeceksin. Bütün bu olanlara rağmen konuşmandan, istifa etmeyeceğini belli ediyorsun. Bari sorumluların hesabı sorulacak de. O da yok, vicdan damarları, kurumuş… Aslında bu felâketin ilgili olduğu bir değil iki bakan var, birincisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı diğer Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı…

Çalışma ve sosyal güvenlik bakanı beyefendi, daha bir harika(!) açıklamalar yapıyor;Neden 27 saat sonra açıklama yaptınız? Sorusuna  Çalışma Bakanı’nın: ‘’Bu işletme 8 kez kontrol edildi. Mart ayında yapılan teftişlerde ise, mevzuat açısından bir noksanlığının olmadığı belirlenmiştir. İş sağlığı güvenliği açısından, müstakil bir iş sağlığı güvenliği oldu.
36 yeni mevzuatı da biz koyduk. Bütün çalışanları iş sağlığı eğitiminden geçirmek zorundasınız.
Söz konusu iş yerinde Soma’da 13 iş sağlığı uzmanı, 4 iş yeri iş hekimi var.
O zaman kaza neden oldu?
Yasa var mı? Var. 
Denetim var mı? Var Teknik kadrolarımız orada gerekli çalışmaları yapıyorlar. Şundan herkes emin olsun ki, en ufak ayrıntısı bile değerlendirilecek. Bakanlık olarak, en ufak bir risk gördüğünüzde haber verin dememize rağmen bu olay olmaktadır.
İş güvenliği uzmanlarının rapor defteri iş yerinde olmak zorunda.”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı da çok iyi bilmektedir ki, İş güvenliği uzmanlarına işletme patronları, yüksek maliyetli güvenlik önlemleri rapor etmemeleri için, rüşvet verip, rapor defterine problemlerin işlenmesinin önüne geçmektedirler. Yani, İş güvenlik uzmanlarının rapor defterleri, Bakanlığı aklamaz..

Felaketten kurtulan bir işçimizin; “Kaza her zaman beklenebilecek bir kaza. Trafo patlaması. Dışarıdan yüksek voltajlı elektrik geliyor. Yağlı trafolar var. Yüksek voltajlı elektrik onlarda düşürülüyor. İstenen seviyeye geliyor. Kömür çıkarılırken kullanılan makineler için ve havalandırma için gerekli elektrik… Uyar Madeni’nde benzeri bir pano patlamıştı. Uyar’dan sonra aynı şekilde devam etti. Hiç önlem alınmadı. Bunlar masraflı işler. Onun için yapmıyorlar. Kömür madenlerini çalıştıranların önceliği kömür oluyor.’’ Sözleri…

Ve aynı işçimizin, açıklama yaptığı gazeteciye ‘’Abi, ismimi yazma, işimden olurum’’ feryadı…

Sözkonusu maden ocağını işleten holdingin AKP iktidarıyla çok yakın ilişkiler içerisinde oluşu, daha önceki bir başka maden ocağı patlamasındaki işletici firmanın da AKP’yle çok yakın ilişkileri münasebetiyle, denetimlerde çalışma koşulları ve güvenliği için gerekli şartlarındaki ciddi sıkıntılar ve eksikliklerin görmezden gelinmesi neticesinde maden patlaması meydana gelmesi…

Ve Çalışma Bakanı’nın o işletme 8 defa denetlendi sözlerinin ardından böylesine büyük bir felâketin meydana gelmesi…

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı’nın, ‘’Devlet kömürün tonunu 140 dolara mâl ediyordu biz, 29 dolara mâl ettik.’’ deyişi…

Bu saydığımız sebeplerden ötürü, Çalışma Bakanı’nın açıklamalarının da doğruluğunun sıhhatine itibar edilecek cinsten değildir. Sayın Bakan, istifa edecek misiniz, sorusuna, hayır cevabını vererek, beklentilerin dışında davranmayacağını, kimseyi hayal kırıklığına uğratmayacağını belirtmeyi de unutmamıştır.

(Yazımız, bu mevzuu siyasete alet etmeyin, iktidarı düşürmek için muhalefet bunu istismar ediyor iddiaları üzerine devam edecek..)

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim Formu