VURUN ULAN VURUN!

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Çok güzel şeyler oluyor ülkemizde.

Kendi ağızlarıyla “BOP’nde bir görevimiz var” deyip Haçlı Ordularıyla “stratejik ortaklık” ilan ettikleri halde; tek sorunu beslenme ve üreme organları olan bir kitlenin ısrarla desteklemeye devam ettiği bir yapı, kendi siyasi sonunu, kendi eliyle getiriyor.

Hem de, ilahi adaletin şaşmayacağını bir kez daha gösterir gibi, çok hızlı bir şekilde.

Hem de, bu mukaddes topraklar üzerinde, bir daha isimleri bile anılmamak üzere.

Dalga dalga yayılıp, ilkokul çağındaki çocukların bile yaka paça tutuklandığı sahnelere kadar varan bu şiddet ve zulmün başka bir anlamı yoktur.

Batı işgal ordularının, stratejik ortaklık çerçevesinde almak istedikleri her şeyi aldıklarını ve artık iktidarda istenmediklerini kendileri de çok iyi biliyorlar.

Bu hırçınlık ve korkunun sebebi budur.

“İstiklal savaşı veriyoruz” diyerek, ülkenin samimi unsurlarına “manyel yapmanın” anlamı da budur.

“Manyelin cevabı” istenildiği tonda gelmeyince, zulüm ve şiddet ortamı hazırlayarak, iktidarlarının ömrünü uzatma hesaplarının da sebebi budur.

Nedir?

Arkalarında “borç ve faiz” yüküyle yaşamaya alıştırılmış yığın yığın insanlar.

Kolları kırılmış avukatlar.

Ailesinin gözü önünde tutuklanan öğrenciler.

Kafasına mermi sıkılarak öldürülmüş çocuklar.

Cezaevlerine doldurularak, ölüme terkedilmiş muhalifler.

Ve Malazgirt’ten bu yana, bu topraklarda benzeri görülmemiş yolsuzluk iddialarıyla gidiyorlar.

Görevleri bitti.

Dış destekleri kalmadı. Çünkü verebilecekleri bir şey kalmadı.

İçeride de, sürekli aynı yalanların söylendiği;  dindarlık, milliyetçilik, emeğe saygı temalı dümenler  tutmuyor.

“Çok iyi oluyor, çok ta güzel oluyor…”

Bir putperest ahlâkı olan muhafazakârlığı, yıllardır İslam diye millete yutturanlar, bir daha dönememek üzere gidiyor.

Bu yüzden şahsen, markete sıkışmış vatandaşa “İsrail dölü” diye saldırmalarına, yere yatırılmış vatandaşı tekmelemelerine, çoluğu çocuğu tutuklamalarına, kadınları yerlerde sürüklemelerine hiç sinirlenmiyorum.

Ve yine şahsen, artık dalga dalga yayılan ve 10 yaşında çocuklara bile merhameti olmayan bu zulmün, artarak devam etmesine küfretmek yerine, şükrediyorum.

10-15 yılda, tüm ülke, sağcı, solcu, şucu, bucu… Herkes “gerçek Müslümanlık” ile “Süfyan müslümanlığını(!)” bizzat yaşayarak gördü.

Bir çok insanın bu kepazeliklere şahit olduktan sonra, Bolu Zindanları’nı işaret ederek “O’nun iktidarında herkes her şeyinden emindir” diyerek Salih MİRZABEYOĞLU’nu anması ve O’nun beklenmesi, ilahi adaletin tecellisidir.

Daha dünyayı yeni yeni tanımaya başlayan gencecik insanların bile “Salih MİRZABEYOĞLU neden içeride” diye sorması boşuna değil.

Sahte gidecek, gerçek gelecek.

Sarp KURAY‘ın mükemmel ifadesi ile: “O, zaten devrimi yapmış. Konsepti kurmuş. Muazzam derinlikli bir fikir meydana getirmiş. Yeni insan, o konseptte ve o ahlakla şekillenecek. İnsanlar, insanlığı, İslam’ı ve Allah’ı, Mirzabeyoğlu’ndan öğrenecekler. O’nun iktidarında hiçbir adaletsizlik olmaz. O’nun iktidarında herkes, her şeyinden emindir…”

Uzun sözün kısası… Tüm bu yaşananlar, bu gerçeğin tecellisine işaret…

Adam şöyle yapmış, yalaması böyle tekme savurmuş, vuruyorlarmış, öldürüyorlarmış falan…

Bitecek…

Hepsi bitecek.

Herkes, her şeyinden emin olacak.

Gören göz için, bunun doğum sancısıdır yaşananlar.

Ne diyor şair?

“vurun ulan

vurun

ben kolay ölmem

ocakta küllenmiş közüm

karnımda sözüm var

haldan bilene…”

 

Şamil İĞDE

ADIMLAR DERGİSİ

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim Formu