28 ŞUBAT DEVAM EDERKEN SİZ HANGİ TARAFTASINIZ?

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bu gün, suçlusu olarak gösterilen gönüldaşlarımızın tutuklanmalarının başladığı haberini aldığımız Bandırma Cezaevi’ndeki isyan davası neydi?

Bunu anlamak için 28 Şubat’ı, 28 Şubat’a karşı Salih Mirzabeyoğlu’nun Müslümanlara yaptığı “Dik durun karşınızda leşler var!” çağrısını anlamak şart.

28 Şubat, bu topraklarda İslâm’ı bitirmek maksadıyla emperyalist eşkıyalar tarafından bürokrasi, medya, iş dünyası ve TSK içindeki işbirlikçileri eliyle tezgâhlanan bir tertipti ki emperyalizma, İstiklâl Savaşı’nda İslâm’a vuramadığı son darbeyi, işbirlikçileri eliyle vurmak istemişti.

İşte buna karşı Mirzabeyoğlu, “Dik durun karşınızda leşler var!” diyerek, bin yıl süreceği iddia edilen emperyalist 28 Şubat’a karşı ciddi bir tavır ortaya koyduğu gibi, bütün Müslümanlara ümit olmuş, küfrü de geri adım atmaya mecbur bırakmıştı. Bunda da 5 Aralık 1999’da Metris’e gerçekleştirilen baskın neticesinde yaşadıkları hezimet belirleyici oldu desek yeri. Amerikancı Allahsız generallerin emrindeki masum Anadolu evlatlarını kullanarak üzerimize salmaları neticesinde yaşanan kavgada, Amerikancı generaller hiç beklemedikleri bir hezimet yaşadılar 5 Aralık’ta. Nihayetinde askerinden subayına yüzlerce Anadolu evladı, Amerikancı generalleri değil, İBDA’yı ve İbdacıları tercih etmişlerdi.

İşte, 5 Aralık 1999’da yaşadıkları bu hezimetin intikamını ilk olarak 5 Ocak 2000’de Bandırma Cezaevi’ndeki gönüldaşlarımızı hedefe koyarak almaya çalıştılar. Emperyalizm uşağı 28 Şubatçılar hem intikam alacaklar hem de Metris’e yapmayı planladıkları ikinci saldırının da provasını yapmış olacaklardı böylece.

Oysa Bandırma, başlarında Sayın Kâzım Albayrak olduğu halde, Mirzabeyoğlu’nun, “Dik durun karşınızda leşler var!” çağrısına en canı gönülden karşılık veren yapılanmalardandı. Daha önceki bir yazımda ifade etmiştim, “Metris Metris olduysa bunda Ali Osman Zor’un emeği tartışılmaz!” diye. Aynı şekilde, Sayın Kâzım Albayrak, Metris’in Metris olmasına verdiği destekten sonra gittiği Bandırma Cezaevi’ni de derleyip toparlayan unsur olarak ön plana çıkmış bir şahsiyet, lidere bağlı lider profiliyle o günün hakkını vermiş bir yiğit.

28 Şubat’çı NATO’cu ordunun saldırısı 5 Ocak Çarşamba günü başladı Bandırma’da. Bandırma’daki yiğitler, başlarında Kâzım Albayrak olduğu halde direniyorlar. Ali Osman Zor Kumandanla görüşerek, telefonda, Cuma’ya kadar direnmelerini söylüyor. Yani iki koca gün ve iki koca gece. Ama direniyorlar, aslanlar gibi savaşarak. Gazilere, şehitlere rağmen direniyorlar 28 Şubat’ın Allahsızlığına karşı.

Günlerden 7 Ocak 2000 Cuma…

Bu defa biz Metris’te patlatıyoruz isyanı. O ana kadar dualarla yanında olduğumuz gönüldaşların artık fiilen de yanlarındayız. Cuma, bizim Metris’te görüş günümüz aynı zamanda. Cezaevi’nin de avukat günü. Cezaevi’ne erken gelen avukatlardan biri, elimizde… Avukat görüş yerini idari bölümden alıp, ta mahkûmların olduğu bloklara taşımıştı idare, bizim idari bloğa ulaşmamızı engellemek maksadıyla… İşte, biz de Bandırma’ya destek olmak için harekete geçtiğimizde, müvekkili ile görüşmek için gelen avukatlardan biri de kendisini bu isyanın ortasında buluverdi. Daha sonra bu avukat, derdimizi medyaya anlatmada çok yardımcı oldu. Mehmet Ali Birand’la cezaevinden yaptığımız telefon bağlantısında o bizim adımıza derdimizi anlatırken, bu bağlantı canlı yayında aktarılmıştı. Daha sonra Birand’a bu yayınından dolayı, İBDA-C örgütünün propagandasını yaptığı iddiasıyla dava dahi açıldı.

Avukatla beraber 40’a yakın  gardiyan da isyanın ortasında buldular kendilerini ve onlar da avukat beyle beraber koğuşun avlusunda “misafir”imiz…

Kumandan’ın emriyle cezaevinin kolonlarını kırmaya, bağlantı demirlerini kesmeye başladık. Kendisini esir edenlere karşı Samson’un esir düştüğü hapishanenin kolonlarını-sütunlarını yıkması misal… Ve uzunca bir pazarlık başladı muhataplarımızla. Cezaevi Savcısı Kaya Kabacıoğlu, bir gönüldaşın arkasından savurduğu sin-kaflı tekmeyi yememek için kaçıp gitti ve bir daha gözlere gözükmezken, Bakırköy Başsavcısı Celil Demircioğlu girdi devreye. Saatlerce süren pazarlıklar neticesi -ki birçok detayı atlıyorum ve inşallah yazmak bir başka yazıda kısmet olur- nihayetinde Bandırma’daki gönüldaşların kıllarına dokunulmayacağı ve onurlarıyla en küçük bir oynama teşebbüsünde bulunulmayacağı sözü alınarak, Bandırma’dan sevk edilmeleri de kabul edilerek isyana son verildi. Bizim anlaşmamızla beraber Bandırma’daki gönüldaşlarımız da saldırıların kesilmiş olmasıyla birlikte yola çıkmak için hazırlanıp, nihayetinde tam da yapılan anlaşmalara uygun şekilde, kıllarının bir tekine bile dokunulmayıp onurlarıyla oynanmadan sevk olundular.

İşte, Bandırma, 28 Şubatçı İslam düşmanlığının tam da Mirzabeyoğlu’nun ifade ettiği gibi aslında bir leş olup, dik durmayla gerileteceğinin apaçık misallerinden biri, bir kahramanlık destanıdır. Bu gün Müslümanlar şayet 28 Şubatçı İslam düşmanlığını geride bırakmışlarsa, bundaki asıl pay, başta Mirzabeyoğlu olmak üzere, küfre karşı kan-can pahası destanlık mücadele veren kahramanlarındır. Dik duran, dimdik duran ve asla eğilmeyenlerindir. (Ki, o gün için bizim bu dik duruşumuz karşısında, bu gün meydanda kahraman pozlarında gezen niceleri, “yapmayın etmeyin, adamları kızdıracaksınız, dikleşmeyin!” diye bolca nutuk çekmekte, kendilerince nasihat etmekteydi.)

Şimdi Bandırma kahramanları, “niçin 28 Şubat’ı bitirecek işler yaptınız!” denilerek yeniden hapse konuluyor, hem de 28 Şubatçıların salındığı bir demde. 28 Şubat zihniyetinin tam gaz devam ediyor oluşu, 28 Şubat’ı bitiren yiğitlerin, 28 Şubat’ı bitirmiş olmalarından dolayı suçlanıp, yeniden tutuklanıp hapse atılmalarıyla sabit değil mi? Ki, bu ülkenin güya 28 Şubat’a karşı çıktığı için kahraman ayaklarına yatan Başbakanı, 28 Şubat tutuklamaları için, “Bu dalgalar ne böyle!” diyerek, 28 Şubatçıların tutuklanıyor olmasından duyduğu rahatsızlığı ortaya koymamış mıydı?

Emperyalist 28 Şubat saldırıları, pazarlıksız Allah ve Resulü davasının davacıları için tam gaz devam ediyor.

Siz hangi taraftasınız?

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Son Yazılar

İletişim Formu