ADIM ATIYORUZ!

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

“Her şey akar”…

ADIM…

Duran geriye dönmüş ve kaybetmiş, yerinde sayan treni kaçırma tehlikesiyle karşı karşıyadır!

“Zaman üstüne çıkma memuriyetiyle”halk edilmiş insan; “eşya ve hadiseleri zapt ve tesir altına alması gereken insan” her an Adım hâlinde…

Geçen her an, insan hesabınca her saniye bir Adım’dır aslında… Ve dakika, saat, gün, ay, yıl…

Bebek doğar, ilk Adımını atar; ihtiyar ölür son Adım’ıyla…

Bütün bir ömrünün toplamını içinde barındıran o en son Adım’ına mukabil; insan, niyetlerini gözden geçirmiş, hareket tarzını tahkik etmiş ve önceki Adım’larıyla muhasebesini, gelişen ve değişen şartları göz önüne alarak yeniden yapmış ve yeniden doğmuş olarak Adım atarsa, bu yeni bir Adım olmaz mı? Her an yeni olmak…

Bu çerçevede ADIM…

***

Bir işe niyetlenilir de ADIM atılmaz mı?

İnsan bir gaye iştiyakıyla yanar da, o yoldan “adım”ını esirger mi?

Niyetler ve gayeler gizli-açık, iyi-kötü; ama her insan ADIM hâlinde…

İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ve güzeli çirkinden ayıran mücadele zemini olarak dünya hayatında insan, Adım atmaya memur…

Niyeti aşikâr olanın Adım’ı da aşikâr olmalı ve tütmeli değil mi seyrinden?

***

Her teşebbüs, her hamle, her faaliyet bir Adım’dır.

Adım… “Akan su pis tutmaz!” hikmetinin, insan bedenindeki harikulâde ifadesi…

Ve Adım, Hazret-i Ömer’in “bir kimsenin davasını manası ve manasını davası için bilmek isterim”sözünü tek bir kelime tertibinde barındıran terkip gibi…

Bir insanın yürümesi, nasıl ki zamana ilişik mekân ifadesi olarak seyir hâlinde olmasını ifade ediyorsa, ADIM, içinde bulunduğu zamanın hakkını verme yolunda bir akış ifadesi olarak da görülebilir, görünmelidir!

Nasıl ki bir atın “tırıs” gitmekten “dörtnala” koşmaya kadar, türlü yürüyüş şekilleri Adım atması olarak tesmiye ediliyorsa; Adım, “sıra ile oluş prensibini” esas alarak, “adım adım” gitmekten, bir“Amok Koşucusu” gibi hasmını yok etmek, çatlamak için koşmaya kadar bütün potansiyeli içinde barındırmak gayesinde…

***

“Adım atmak için adım atmak” olur mu?

Olmaz!

Adım, ne maksat ve hangi yöne doğru Adım atacağının gerekçelerini izah edemeyen Adım’dan ayrılmak niyetiyle atılmalı.

Üstad’ın mısralarında ifadesini bulduğu; “Ruhlar iki saf asker, kin ve aşkı bölüşür; bir olanlar el ele, olmayanlar dövüşür” ölçüsü içinde bütün insanlığın içinde bulunduğu “Adım sahası” olan dünyada… Hak ve Batıl kutupları arasında bocalayan, “iyiden kötüye” ve “kötüden iyiye” geliş gidişlerin yaşandığı bir zaman diliminde İyi’ye sevk edişte bir yayın organı olarak “kararlı, inançlı ve inatçı” bir şekilde vazife icra etmek gayesiyle Adım…

***

Hoca Nasreddin tarlada çalışmaktayken, oradan geçen bir yolcu; “bey amca! Falanca köye ne vakitte varırım?” diye sorar. Hoca cevap vermez! Yolcu biraz adımlar adımlamaz, Hoca’nın sesini duyar uzaktan: “O köye, üç günde varırsın!”

Öfkelenen yolcu Hoca Hazretlerine “niye demin cevap vermedin” diye çıkışır.

Ve alır cevabını: “Adım atışını görmeden, ne vakitte varırsın, nereden bileyim?”

İşte İktidar Hedefiyle bu nazik memuriyet-zorunluluk içerisinde kendimizi ortaya koymak için Adım…

*

Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin, Mutlak Adım’ın açtığı fetih alanını işaret ettiği beyitin dairesinde olmak gayesiyle Adım:

Basmasa mübârek kademin rûy-i zemîne,

Pâk etmez idi kimseyi hâk ile teyemmüm.

***

Ne bir kararsızlık ve ne de bir düşman korkusu yaşamadan hedefe kilitlenmiş… Bu uğurda önüne çıkan engellerin bazen etrafında yarım daire çizerek, kâh üzerinden atlayarak ve en güzel bir davranış biçimi olarak tekmeleyip yıkarak aşan Adım…

***

Hazcı-Batıcı Hayat Tarzı karşısında, Fazilet-Başyücelik Devlet İdeali iştiyakında…

Hâliyle mevcut Düzene karşı; zindan ve işkencehanelere rağmen Adım!..

*

Hani insana fikir kendisini dayatır ve bir eylem gerçekleştirmek iştiyakıyla yanar ya…

Hani tam da Adım’ını atacakken, o nazik şartlarda, göğsünde bir hararet oluşur ve şüphe, tereddüt, korku hâli bütün vücudunu sarar ya…

İşte tam bu anda, göğsünde, İman Tahtası’nda bu hararete karşı İlâhî bir mukavemet hisseder ve “Yâ Allah!” deyiverip, sağ Adım’ını atar ya…

İşte böylece atılan her Adım’ın misilsiz bereketine geçirdiği süreçlerde hayretle şahitlik etmiş olarak…

En küçüğünden en büyüğüne bütün risklere talip olarak,…

İBDA-Kurtuluş Yolu uğrunda hiçbir risk tanımayarak; Adımlıyoruz!

***

Hakikat Güneşini zindanda tutmanın ve ademe mahkûm etmenin, O’nu “Adım atamaz” kılacağını zannedenler, yanıldılar!

O’nun Adımlar’ından çıkan sesler, yıkıyor kurulu batıl düzenlerini!

Baş nereye giderse, Adım’da oraya gider.

O Yürüyen El’in gölgesinde yol alabilmek gayesiyle, Adım…

“Dost başa, düşman Adım’a bakar!”

O’na karşı bütün düşmanlıkları üzerine çekebilmek liyakatini göstermek idealiyle, Adım…

Dost O’na, Düşman Adımlarımıza bakmaya devam etsin!

Her Adım’ı İBDA olan ADIMLAR’ın Sahibi Kumandan Mirzabeyoğlu’na Adım uydurabilmek niyetiyle…

ADIM ATIYORUZ!

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

İletişim Formu