BEN KERİ’YE NE DERİM?

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Ülke NATO ülkesi…

Ordu NATO ordusu…

Ülkenin Başbakanın iktidarda kalabilmesinin şartı: Deliğe süpürülmemek için Amerika’ya yalvarmak, “kullanın, deliğe süpürmeyin!” diye kendilerini kullanıma sunmak; Haçlı ordusu Müslümanları katletmek üzere Irak’a girmiş ve bacılarımıza tecavüz de ederken, onlar için dualarda bulunmak.

Ama dün yayınlanan bir habere göre ise NSA bizimkileri de dinlemekteymiş.

Hani, ne olur, ne olmaz hesabı.

Bizimkiler bu konuda bir şey yapmış mı?

Şimdiye kadar Amerika’ya bu konuda bir nota filan verilmiş olabilir mi?

Askerlerimizin başına çuval geçirildiğinde, “Ne notası, müzik notası mı bu, Amerika’ya nota verilemez!” demelerine bakacak olursak, dinlemelerden rahatsız oldukları da pek düşünülemez. Hatta dinlendiklerini bildikleri için, her vesileyle bağlılık bildiriyorlar: “Ben Keri’ye ne derim?” ifadesi de bunun aynası. Ol sebeple, Amerika tarafından dinleniyor olmak problem değil, ama kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunun millet tarafından bilinmesi büyük facia olabilir.

Dikkat edilirse, seçim sürecindeki tape-dinleme furyası karşısında “bizi delikten süpürmeyin, kullanın”cıları en çok tedirgin edeni Dışişlerindeki dinleme oldu.

Hadi hırsızlık filan neyse de, bu, “ben Keri’ye ne derim?” itirafının devamı ve çok daha fazlası olduğunu tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yok. Asıl vatana ihanetin delillerinin bu dinlemelerde olduğu anlaşılıyor.

Tayyip’in çetesi bu dinlemeyi “vatana ihanet” olarak pazarlamaya çalışıyordu. Böylece Fetullah çetesine karşı yapacakları operasyonlarda güçlü bir bahane elde etmiş olacaklardı. Şimdi çeteler arası menfaat çekişmesinin zeminini vatana ihanet gibi düzmece bir sebebe oturtabilirler. Böylece meselenin çeteler arası menfaat çekişmesi değil de vatan meselesi olduğu vehmettirilebilirse, hem meşruiyet kazanmış olacaklar hem de geçmiş suçlamalardan da arınacaklar.

AKP oyunu kendince çok kurnaz oynuyor ama asıl çıngar bu operasyonlardan sonra kopacak. Artık AKP’nin hiçbir mazereti kalmayacak. Ne Ergenekon, ne paralel devlet… Kendisine oy veren, vermek zorunda kalan milyonlar da artık bütün o ertelenen taleplerinin hayat bulduğunu görmek isteyecek. İşte dananın kuyruğunun koptuğu nokta da burası olacak bizce. “AKP Müslüman Anadolu ile AB-D/İsrail emperyalizması arasına yerleştirilen bir tampondur ve ezilmeye mahkûmdur!” tesbitimizi hatırlayanlar olacaktır. İşte, Ergenekon ve paralel yapı ile kendisini ezilmekten, birkaç defa da yukarıda mezkûr şekilde yalvarıp-yakarmakla kendilerini bir dışkı gibi gören gözlerin nazarında helâya süpürülmekten kurtulanların sonu da burada gelecek.

“Ben bu millete ne derim?” veya “Yarın Allah’ın huzurunda ne derim?” diye düşüneceğine, “Ben Keri’ye ne derim?” diyerek, Müslüman katili Haçlı ordularının başındaki adamlara nasıl hesap vereceğini her şeyin önüne koyan hain ve işbirlikçi çeteye karşı asıl temizlik operasyonunu bu millet yapacak. Öyle ki, yıllardır “halk ihtilali” diyerek düzen değişiminin ancak böyle mümkün olduğunu söyleyen ama bunu bir türlü birçok kişiye izah edemeyen ben, seçimlerden hemen sonra, daha AKP’ye sandıkta yeni oy atmış kişilerle konuştuğumda dahi, “Mısır gibi olacak!” dediğimde, muhatabın gözleri parlıyor, anlayıveriyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Son Yazılar

İletişim Formu