BURAKCAN’I KİM ÖLDÜRDÜ?

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Berkin Elvan’ın cenazesinin defnedildiği gece çıkan bir sokak çatışmasında ilk önce ülkücü olduğu ileri sürülen ancak daha sonra İstanbul Ülkü Ocaklarının yaptığı erken ve yerinde açıklamayla öyle olmadığı anlaşılan 22 yaşındaki Burakcan’ı kim öldürdü?  Biz bu hadiseyi duymamızdan hemen sonra yazdığımız makalede azmettiricinin kim olduğunu işaretlemiştik. Gören görmüştür ve hatırlayan hatırlar.

İki günden beri duyup okuduklarımız ADIM platformu olarak ne kadar doğru bir tavır duruş sergilediğimizi gösterdi. ADIM’da sıcağı sıcağına yayınlanan iki yazıdan hemen sonra İstanbul Ülkü Ocaklarının yaptığı açıklamayı gördük ve şu ifadelerimizin ne kadar yerinde olduğu daha aynı saatte belgelendi. Ne demiştik, hatırlatalım:

-“Berkin’le yıkıldık; Burak Can’la bir kez daha öldürüldük. Bir diktatörün hırs ve kini bu memleket evlatlarından daha kaç kişinin ölümüne sebep olacak? Milliyetçiliği ayaklar altında çiğneyip, bozkurta it diyen adam koltuğu sallanmaya başlar başlamaz Ülkücü gençliği bir anda kendi sokak milisine dönüştürmeye heves edebilir. Ama inanıyorum ki, Türk milletini parçalamaya götürecek böyle bir oyuna ilk olarak akl-ı selim Türk Milliyetçileri karşı çıkacaktır.

(…..)
Pek yakında yeni provakasyonlar olabilir. “Camiye ayakkabıyla girdiler” masalının yeni versiyonlarını hatırlatıcı durumlar bu defa Ülkücü gençlik üzerinden dönebilir. Kimse bu oyuna alet olmasın. Sol ve sağ kesimleri bu zalimin provakatif söylemlerine karşı uyanık olmaya davet ediyoruz.
” (Yeter Artık! Daha Kaç Genç Ölecek?)

Bu tavrımızdan çok kısa bir süre sonra İstanbul Ülkü Ocaklarının açıklaması bizim hassasiyet ve tavrımızı doğrulamakla kalmadı; korktuğumuz ve uyardığımız hususun, çok korkunç bir tezgahın da önüne geçti. Bu sağduyulu yaklaşımı için İstanbul Ülkü Ocağı yetkililerine teşekkürü borç biliriz.

Ayrıca haberin ilk duyulduğu andan itibaren Berkin’in cenazesindeki acılı kalabalık aynı şekilde sağduyulu davrandı. Bir zamanlar Milli Güvenlik Kurulu belgelerine “iti ite kırdırma politikası” olarak geçen kirli oyun bu defa tutmadı. Fakat Burakcan öldüğü ile kaldı. Ateş düştüğü yeri yaktı.

Dün okuduğumuz haber ise bir yandan ölen vatan evlatlarının hüznüyle içimizi burkarken, diğer yandan “bu halk artık uyanmış; yalan ve dolanla birbirine düşmeyecek kadar uyanmış” umudunu yaşattı.  Haberi Hürriyet’ten okuduk:

(Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan, hayatını kaybeden Burakcan’ın babası Halil Karamanoğlu’nu arayarak başsağlığı diledi.

 İki baba birbirine ‘Senin evladın benim evladımdır‘ diyerek acılarını paylaştı. Burakcan’ın babası Halil Karamanoğlu, İstanbul’a dönünce Sami Elvan’ı ziyaret edeceğini söyledi.

Berkin Elvan’ın ailesinden edinilen bilgiye göre, iki babanın  “Evlat acısının kıyaslaması olmaz, acılarımızı siyasete alet edip nefret ortamı oluşturmalarına biz aileler olarak müsaade etmeyeceğiz” dediği kaydedildi.)

İşte, hadiselerin ilk saatinden itibaren ADIM olarak tavrımız bu yöndeydi. Çünkü ucuz hesaplar peşinde değildik ve sadece vicdanımızın sesini dinledik.

BİR KİŞİ HARİÇ…

Ana muhalefet lideri provakasyona karşı uyarıyor. MHP ve Ülkü Ocakları aynı şekilde sağduyu ve soğukkanlılığın destanını yazıyor. Sol gruplar, çeşitli sivil toplum kuruluşları aynı şekilde halkın diğer kesimlerini hedef alıcı tavır ve söylemlerden olabildiğince uzak duruyor. Hatta iktidara yakın bir çok isim dahi duydukları teessürü dile getirdi. Yangına körükle gitme işinde emsalsiz olan Melih Gökçek bile şahsına atfedilen twit’i yalanladı ve Berkin’e baş sağlığı diledi.

Böyle durumlarda toplumu sakinleştirmek, sükûnete davet etmek ülkeyi yöneten kişilerin görevidir. Siyaseten bile olsa bu yapılır. Yahu, her şey bir yana iki acılı baba sağduyu çağrısı yaptı. Böyle bir günde en acılı, en sert ifadelere hakkı olan ve her ne derlerse mazur görülecek babalar bile halkın evlatlarını birbirine kırdırıcı feryatlardan sakınıp, kardeşlik örneği sergilerken… Bir tek kişiden ses çıkmadı: Başbakandan… Daha doğrusu ses çıktı ama çıkmaz olaydı cinsinden… Artık klasikleşen “teröristler, sandıkta görüşeceğiz, hesap soracağız” tehdit ve şantajları…

Maalesef şu an Türkiye’de iktidarın yapması gerekeni muhalefet, muhalefetten beklenecek refleksleri ise sayın başbakan sergiliyor. O kadar siyaset aklını yitirmiş, o kadar ne yapacağını bilmez bir durumda ki, politik olarak bile üzülmüş gibi davranmayı kibirine yediremiyor. Geçen günlerde yazdıklarımızdan birisinde Sinan Paşa’nın meşhur Tazarruname’sinden altını çizdiğimiz satırları hatırlamanın esas zamanı şimdi:

“… Kibir sahibini hor eder ve kendüyü görmek kişiyi kör eder. Feragat derûna huzur verir ve beşâşet yüze nûr verir. Tevazu izzeti mûcib olur ve devlet muhabbeti mûstevcib olur. Kusurun bilen sûd-mend olur ve kendüyü öğen nflmerd olur.”

Birazcık tevazu gösterebilse, gücün ve saltanatın sarhoşluğu ile bu kadar kendisinden geçmemiş olsa belki bir süre daha “tevazu sayesinde izzeti mûcip” olacaktı ama şu kibirli duruşu Berkin’den sonra Burakcan’ın da ölümüne sebep oldu. Bu kibirli duruşu, “cami avlusuna işeme” meselini hatırlatmaktadır.

Şimdi bazılarının aklından “kardeşim siz de her şeyden başbakanı mesul tutuyorsunuz; Burak’ı kimin öldürdüğü belli işte; başbakanla ne ilgisi var” sorusu geçebilir. Onun politik bir döviz haline dönüştürüp dış politikada istismar ettiği ama nedense ülkede yaşanan haksızlıklardan söz edilince hiç hatırlamadığı, Hz.Ömer efendimize ait “Fırat’ın kenarında bir keçi kaybolsa Ömer’den bilinir” meselesini bir yana bırakıyorum. O böyle ulvi bir sözle eleştirilmeyi bile hak etmiyor.

Fakat çok mu zordu; “böyle olmasını istemezdik, Berkin’in ölümü bizleri de üzdü” demek… Ne kaybederdin? Hadi vicdanını yitirdin, aklını nerede düşürdün be adam? Bu kadar mı basiretin bağlandı? Şimdi biz “cami avlusuna işeme” ifadesini hatırlamayalım da, kim hatırlasın?

Burakcan’ın ölümünden başbakan sorumludur çünkü ülkede mevcut tansiyonu düşürmek yerine, yangına benzin döken odur. Ülke dalgalanırken, baş yağdanlıklarından Mustafa Karaalioğlu’nun proğramına çıktı ve şu soru cevaplara bakın. Gazeteci “Berkin’in ölümünü” soruyor; başbakan “borsa etkilenmez” diye cevap veriyor. Hoş, soru da bu yönde… Ne en ufak bir teessür, ne sakinleştirici bir eda… Adamların umurlarında değil.

Bunlar güya “yaradılanı yaradandan ötürü” sevenler… Hadi ulan oradan!

Sen Türkiye’nin başbakanıysan Türkiye’nin acısını paylaşırsın. Paylaşamıyorsan da siyaseten paylaşmış gibi yaparsın. İnsanlığını yitirmekle kalmamış, politik aklını da büsbütün kaybetmişsin. Okyanus ötesinden seni yöneten ve eline metin tutuşturan akıl hocaların üstünden gölgesini çekince aslında hiç öyle usta politikacı filan olmadığın da anlaşıldı. Şu kör inadınla değil kalfalık, ustalık; seni politika mektebine çırak diye almazlar.

Bir başbakan bir çocuk ölümüne “borsa etkilenmez” diye cevap veriyorsa ve devamında ülkede sadece bir tane can kaybı yaşanıyorsa bunun tek sebebi halkımızın sağduyusudur. Burakcan’ı bu cevap, bu yaklaşım öldürmüştür. Yangını körükleyen duruştur bu. Adam bir çocuk ölümü karşısında “faiz lobisinin” ağzıyla konuşuyor. Dini, imanı para olmuş. Ne kadar ironik.

Sanırım onun bu kışkırtıcı tutumuyla yaşanan ölümleri en iyi anlatacak fıkra şu:

Temel’in 10 tane oğlu varmış. Savaş çıkmış. Birisini, ikisini, üçünü göndermiş. Giden ölüyor. Her defasında komutan haber gönderiyor ve Temel’den bir oğlunu daha göndermesini istiyor. Dokuzuncu çocuğun da ölümünden sonra, bir haber daha geliyor komutandan:

-Söyleyin Temel’e; hemen bir oğlunu daha göndersin.

Temel, Türkçe’nin bütün saflığı ile cevabı yapıştırıyor:

-Söyleyin komutanınıza; benim penisime güvenerek bir daha savaş çıkartmasın.

Berkin ve Burakcan’ın babalarının verdiği cevap ve gösterdikleri dayanışma gerçekten çok anlamlıydı.

Halkımız başbakanın ahaliyi birbirine düşürücü ve gerçek hedefi saptırıcı provakasyonlarına karşı aynı mesajı veriyor: “Bizim zekerimize güvenip çocuklarımızı birbirine kırdırma!”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Son Yazılar

İletişim Formu