ÇEKİN LAN KİRLİ ELLERİNİZİ BBP’DEN

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

‘’Başlarken not: Bugün sizlerin karşısına bir önceki yazımızın devamı yani ikinci bölümüyle çıkmayı plânlıyorduk, lâkin bir haber bize başka bir konuda yazma ihtiyacı hissettirdi. Okuyucularımızdan özür dileriz’’

                CHP Lideri Kemal Kılıçdaoğlu bugün Meclis’te yumruklu saldırıya uğradı. İlkin Kılıçdaroğlu BDP’li vekillerle tokalaşırken meydana geldiği için saldırganın BDP’li olduğu söylentileri yayıldı. BDP inkâr etti. Ardından saldırganın kimliği deşifre olunca, sosyal medya hesabına dayandırılarak BBP’li olduğu iddia edildi. Gerekçe ise, failin, Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’yla ilgili paylaşımlarının dikkat çekmesi, arkadaş grubu içerisinde BBP camiasının ve Alperen Ocakları’ndan ileri gelenlerin olması..

                Evvelâ, bu tarz haberleri zevkle yayan, boyalı basının ahlâksızlığıyla ilgili şunları söylemek gerekli:Az biraz araştırma yapıldığında görülecektir ki, Alperen Ocakları’nda üyelik sistemi yoktur. Ve kapısı herkese açıktır. Bu çerçevede Alperen Ocakları üyesi ifadesi bir teşkilatı zan altında bırakmak, iftira atmaktır. Bu konuyu belirttikten sonra geçelim, asıl meseleye;

                Yıllardır, Alperen Ocakları ve öncesinde Nizam-ı Alem Ocakları üzerinden ciddi bir medya manipülasyonu sürdürülmektedir.  28 Şubat döneminde hareketli ve tepki mekanizması ve dozu yüksek olan bu teşkilat, Allahsız ve ahlâksız medya tarafından, sürekli ‘’Şeriatçı ülkücüler’’, ‘’İslâm enternasyonalistleri’’, ‘’git gide radikalizme kayan İslâmi yönü ağır basan ülkücüler’’, ‘’Ankara’nın ortasında ŞERİAT yeminleri ettiler’’, ‘’Yahudi düşmanlığı aldı yürüyor, Nizam-ı Alem Ocaklılar, İsrail bayrağı yaktı’’ v.s tarzda alçakca bir sunuş tarzlarıyla kamuoyuna olumsuz bir imajla tanıtılmaya çalışıldı.  Şanlı Avrasya Feribotu eylemini gerçekleştiren mücahitler, kasıtlı olarak Nizam-ı Alem çevrelerinden denildi. Sadece bununla da kalmadı. 2007 yılında katledilen, Hrant Dink davasında da, buna benzer bir manipülasyona başvuruldu.

                DİNK suikastinde tetikçi Ogün Samast’ın azmettiricisi Erhan Tuncel’in  emniyet muhbiri olarak Alperen Ocakları’nda bulunduğu ortaya çıktı. Dönemin Trabzon Emniyet Müdürü tarafından görevlendirilmişti. Ne hikmetse, Dink Davası örgüt davası olarak görülmesine rağmen, dosyaların hiçbirinde Gülen Cemaatinden olan Trabzon Emniyet Müdürü’nün ismi  özellikle ilinitilendirilmedi. Ve suikastin asıl failleri bulunamadı.  Ama Allahsız ve ahlâksız medya sürekli olarak BBP ve Alperen Ocakları’nı hedef gösterdi.AKP’nin o günlerdeki medya tetikçilerinden Şamil Tayyar ise, Muhsin Yazıcıoğlu vefat ettikten sonra yazdığı kitap ve yazılarında, Yazıcıoğlu’na ait olmayan bir sözü kendisine söylemiş gibi telkin edip hedef saptırmaya, mevzuu Ergenekon’a bağlamaya çalışıyordu.
Tayyar’a göre; ‘’Yazıcıoğlu kendisine, bizim tarlayı çoktan sürmüşler’’ demişti. Bi defa Yazıcıoğlu kendi teşkilatını sürülmüş tarla olarak nitelendirip,  buna seyirci kalacak bir insan hiç değildi, kontrolü dışında hadiselerin gelişeceği ihtimali olduğunu farketseydi, teşkilatını kapatır yine de, risk almazdı. Ama ölümünden istifade Şamil Tayyar profesyonel yalanlarıyla Dink davasında kamuoyunu yanlış yönlendiriyor, bir camiayı da zan altında bırakmaktan utanmıyordu.

                Aynı dönem içerisinde Danıştay saldırısı gerçekleştirildi. Saldırıyı yapan Alparslan Aslan’ın da BBP çevreleriyle ilintili olduğu iddiaları aynı yöntemlerle medyada dillendirildi ve algı operasyonlarıyla BBP’ye karşı linç kamuoyu oluşturulmaya çalışıldı. Güyâ, Alparslan Aslan’ın da azmettiricisi Muzaffer Tekin’di ve Ergenekon örgütü,  tetikçileri ve katilleri hep BBP’nin gençlik teşkilatlarından seçiyordu. Aradan şu kadar zaman geçti, o gün bunlar olduğunda 2007-2008 yıllarıydı, bugün 2014’teyiz. Ve 17 aralık siyasi pejmürdeliğinin ardından, bir kaç gün evvel, Ergenekon Davasın’daki hukuk skandallarından biri daha ortaya çıktı. Aslında, Danıştay saldırısı tetikçisi Alparslan Aslan’ı azmettirdiği gerekçesiyle tutuklanan Muzaffer Tekin’in bu suçu işlediğine dair, mahkeme bir delil bulamamıştı. Ve aynen, Salih Mirzabeyoğlu davasında olduğu gibi olsa olsa budur mantığıyla, azmettirse, azmettirse bu azmettirmiştir denilip, Muzaffer Tekin suçlu(!) bulunmuştu. Meğer Alparslan Aslan’ı Muzaffer Tekin azmettirmemiş, bak sen şu işe.. E peki kim azmettirdi bu adamı? Neden yeniden görülmüyor bu dava? Ve cemaat AKP’ye pandik atmadan önce neden bu skandal ortaya çıkarılmadı adalet bakanlığı tarafından? [Bu hukuki(!) puştluk örneği,  yıllarca Salih Mirzabeyoğlu davasına karşı, kayıtsız kalan hatta, TV programlarında adı geçince pis pis, iyi oldu der gibi sırıtan ahlâksız ve hukuk haysiyetinden yoksun Baro Başkanları da dahil, samimisi ve samimiyetsiziyle bütün bir “ulusalcı” güruha çok şey anlatmalı! Etme bulma dünyası! Hukuk sadece sana değil, herkese lâzım!]  

                BBP,MHP,SP şu ya da bu diğer partiler ve onların gençlik teşkilatlarında, abartısız söylüyoruz, her 5 kişiden 1’i mit ve polisle ilintili, muhbirlik yapan ya da ajan olarak vazifelidir. Peki bunu bu boyalı basın, bu medya bilmez mi? Siyaset ve yazar çevreleri bilmez mi? Elbette bilir, hazine yardımı bile almayan, kapısı çay içmeye gelen herkese açık bir partinin gençlik teşkilatları için, o parti bütün imkânsızlıklara rağmen kendine has bir iç istihbarat ağı mı kurmalıdır, benim içime ajan sokup, sonra cinayet işlerler de, adımı karanlık işlerin, kanlı olayların yanında anarlar sonucunda da kara propogandaya ve iftiraya maruz kalırım diye?.. Bu memleketin istihbaratı niye vardır? Polisi niye vardır? Emniyet müdürü bulunduğu İl’de bir derneğe muhbir soksun, o muhbir de, bir suikastin azmettiricisi çıksın ve o emniyet müdürü’nün suikast sürecinde ifadesi bile alınmasın, bu gerçek örtbas edilsin diye mi? Peki o zaman hukuk niye vardır? Şüpheli bir emniyet müdürünü aklamak için mi vardır? Bir emekli askeri, işlemediği bir suçtan dolayı, olsa olsa bu azmettirmiştir diyerek, cezaevinde çürütmek için mi? Gerçi hangi hukuktan bahsediyoruz ki, önümüzde 28 Şubat ve Salih Mirabeyoğlu örneği var!

                Evet, bugün paralel örgüt diye, polislerin evlerini basıp gözaltına alanlar, onlarca emniyet müdürünü, yüzlerce polisi sürgün edenler, bu paralel örgüte mensup olan, bir Emniyet Müdürü’nün Hrant Dink’in katillerinden birini muhbir olarak kullanmasını neden kayda değer görmediler, yıllardır ve meridyen yapı, şuanda, neden bu mevzuudaki paralel yapının payını görmüyor, görmek istemiyor?

                Ufak bir hatırlatma sorduğumuz soruların cevabını bulmanızda yardımcı olacaktır: Mit Müsteşarı Hakan Fidan merkezinde gelişen Oslo görüşmeleri ve, müsteşarın ifadeye çağırılması olayından sonra Nihat Genç, Odatv’de, meridyen yapıyla paralel yapı arasında teğet geçmeyip, ilk defa dik giren krizin kapalı kapılar ardında nasıl geliştiğini şöyle anlattı(mealen): ‘’Cemaat AKP’yi Uludere Olayı’nın emrini verdiğini basına servis etmekle, AKP de cemaati Hrant Dink Suikastindeki rolünü açığa çıkarmakla tehdit ediyor. Karşılıklı şantaj ve kozlarla birliktelikleri devam ediyor.’’

                Uludere olayını cemaat yakın zamanda, 17 aralık süreci içerisinde AKP’yi yaralamak için kullandı. Ama pek fazla ses getirmedi. Ama meridyen yapı AKP iktidarı, Dink suikasti’nde paralel yapı Gülen Cemaati’nin rolünü kamuoyuna açıklar mı, açıklarsa millet vicdanında bundan kendisi de sorumlu tutulmaz mı, göreceğiz?

                Evet, yazımızın başında ifade ettiğimiz, bir hadise yine BBP’yle ilişkilendirilmeye çalışıldı. Kılıçdaroğlu’nu yumruklayan saldırgan ilk ifadesinde, şaka gibi şunları söylemiş: CHP grubuna geldiğimi söyleyerek Meclis’e girdim. Ben Alperen’im. Yumruklamayı kafaya koydum, o yüzden geldim. Bekledim girişini, uygun fırsatta da yumruğu attım”

           

                Hrant Dink’in katili, Ogün Samast’ın azmettiricilerinden Yasin Hayal de, cezaevine girişinde yaşasın BBP ve Alperen Ocakları diye slogan atmış, medya manşetlere ve anahaber bültenlerine taşımıştı. Asıl azmettirici Erhan Tuncel, BBP Trabzon İl Başkan’ından Hrant Dink Suikasti için silah almak üzere, 1.500 lira aldım demiş, ifadesinin gerçek dışı olduğu tespit edilmişti.  Yine aynı numara!

                Bu vesileyle, BBP’li ve Alperen Ocaklı müslümanlara sesleniyoruz:
Bu rejime ve devlete, kökünden ya da, kenarından muhalif olan herkes, sistemin çarklarına soktuğu çomağın sertliğince, ne kadar tehlikeli bulunuyorsa, o kadar hukuksuzluklara, iftiralara, kahpeliklere, işkencelere, baskıya, zulme, zorbalığa maruz kalacaktır, kalmaya mâhkumdur. Bu rejime köpeklik etmeyi reddeden hiçbirkimse, bu rejimden hoşgörü beklemesin! Siz de beklemeyin!

Rejimin ve Devletin-devlet ne yaparsa yapsın- yılmaz savunucuları ve bekçileri de, bu rejimin kendilerini koruyup kollayacağından emin olmasınlar! Eski Başbakan’lardan Tansu Çiller’in villasını koruyan bir güvenlik görevlisi, Villa’ya bir sol örgütün yaptığı saldırı esnasında ölmüş ve ailesi perişan olmuş, bu devlet isekendi başbakanı’nı korurken ölen bu adamın ailesinin yüzüne bile bakmamıştı!

                Lideriniz Muhsin Yazıcıoğlu’nun katledilme emri, dışardan geldi, ama bunu içerde uygulayanların başında paralel yapı Gülen Cemaati, göz yumanların başında da, Meridyen Yapı AKP iktidarı vardır! Bunu aklınızdan bir an olsun çıkarmayın! Liderinizi elbirlik olup şehit ettiler!

                Bu rejimi, daha ne kadar, düzenine karşıyız, devleti bizim devletimizdir, deyip, hem muhalifi olup, hem sevmeye devam ederseniz edin! Bu devlet ve bu rejim sizi ezmeye, Muhsin Yazıcıoğlu gibi işkence gördüm, hapislerde yattım ama, bu devlete küsmedim, devlet yine benim devletim, ben sisteme karşıyım, iktidara gelirsem sistemi değiştireceğim deseniz bile, bu uğurda, ne kadar mücadele ederseniz edin, bu devlet, bu düzen, bu sistem, bu rejim varoldukça! Siz onu severken, saygı duyarken, sizleri gerektiğinde gözünü kırpmadan harcamaktan çekinmeyecek!

Ya bu saf idealizminizden,inanmışlığınızdan vazgeçin, ya da bu rejimi bütünüyle reddedin! Arada kalanın canı çıkıyor!

Liderinizi katledenler, ondan boşalan koltuğa ilk yine kendi adamlarını getirdiler! Sizlerin gayretleriyle topyekün Anadolu’da yeniden gürleşen ateşi, başınıza getirdikleri adamla, ilk seçim cenginde milletvekilliği pazarlıklarıyla, söndürdüler! Sadece, liderinize kıymadılar! Liderinizden sonra, en başta gençlerinizin ve topyekün camianızın uğrunda mücadele ettiği, hareketinizin geleceğine de kıydılar!  

Bugünlerde, çıkar  hesapları uğruna Partinizin yanyana geldiği, Gülen Cemaati, Hrant Dink olayında da, Danıştay Saldırısında da, başınıza çoraplar örmeye kalktı ve daha da ötesi Liderinize yapılan suikastin bizzat, orduda, emniyette ve yargıdaki örgütlenmesiyle içinde yer aldı. Şunu hiçbir zaman unutmayın, bu cemaat ne zaman güçlü olursanız, o zaman sizden birşeyler koparmak için size gerçekten yakın durur,  Liderinizin ölüsünü bile, -17 aralık sürecinde, AKP’ye karşı- kendi siyasetlerine alet eden, mel’unlar sürüsüne zerre-i misgal sempati duymayın, duyanları aranızda barındırmayın!

Liderinizin kanının hesabının hukuki yollarla sorulacağını söyleyen, abilere ve başkanlara itimat etmeyin! Muhsin Yazıcıoğlu’nun kanı bu rejim ayakta durduğu müddetçe sorulamaz! Liderinizi katleden devlete, saygı duymaya devam ettikçe, ve o rejime karşı mücadeleye girişmedikçe, sizler de kendi kendinizi kandırmış, bu devlete, yani celladınıza hizmet etmiş olursunuz!

                İşleri size düştükleri zaman nasıl da, dost görünüyorlar; 12 Eylül Referandumunda, İktidar bir yandan, Cemaatin başınıza getirdiği, ajan tıynetli herifi,  televizyonlarına çıkarıyor, cemaat de diğer taraftan gazetelerinde partinizin boy boy resimlerini, röportajlarını, haberlerini basıyordu. İl başkanlıkları, partinizin iftar programlarının masraflarını ödüyor, sonra gelip, sizin iftarınızda sizlere emirler yağdırıyordu! O günleri hatırlayıp da, aranızda onuru zedelenmiş gibi hissetmeyenleriniz yoktur zannediyoruz!

Yine, teşkilatınız ve partiniz pis bir karalama kampanyasıyla karşı karşıya! Bu kampanyanın failleri,  istihbarat tekelinde olduğu halde, teşkilatınız üzerinde oynanan bu tür oyunları engellemeyen,  ve Liderinizin katledileceği istihbaratını aldığı hâlde göz göre göre şehit edilmesine müsaade eden, meridyen yapı AKP İktidarı ile Ergenekon Davası’nı başlatmak için, yargıçları, yazarları öldürecek kadar, gözü dönmüş, kendi işledikleri cinayetleri de teşkilatınıza mâl etmeye çalışan, Liderinizin şehadetinde bizzat parmağı olan, paralel yapı Gülen Cemaati’ne karşı, hep birlik olup, hür iradenizle: ‘’ÇEKİN LAN KİRLİ  ELLERİNİZİ BBP’DEN’’ diye haykırın!

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

İletişim Formu