FETULLAH MEĞER SENARİSTMİŞ DE…

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

“Haramzadeler” adlı twitter adresinden Erdoğan Cemaatinin yolsuzlukları yayınlanmaktayken, bu gün birde baktık, bu defa Fetullah’ın telefon konuşmaları yayınlanmış.

Savaş her türlü karşı hamleyle devam etmekte.

“Peki ne konuşmuşlar?” diye sual edilecek olunursa, Türkiye’den arayan şahıs, Hocasına, Şefkat Tepe dizisinin senaryosunu anlatıyor, önemli diyalogları okuyor… Hoca da dakikalarca bunları dinledikten sonra “olur” veriyor.

Diğer kayıtlarda ise Aydın Doğan’la yapılan görüşmeler, Aydın Ayaydın üzerinden CHP bağlantısı ve Sarıgül’ün adaylığı meseleleri rapor ediliyor.

Kayıtlar yayınlandıkça tarafların içine gönüllü gömüldükleri pislik daha da ifşa oluyor. Birbirlerinin pisliklerini ifşa ederken o kadar haklılar ki… Anlaşılan, yıpratma ve itibarsızlaştırma kampanyaları son sürat devam edecek.

Arenadaki kavgayı seyreden asilzadeler misali birbirlerini yemelerini zevkle takip ediyoruz, bakalım Batı’nın iki azad kabul etmez kuklasından hangisi diğerini bastıracak? Sürecin her geçen gün daha da şiddetli bir hâl alması da tabi bir gelişme olur. Daha çok kan, daha çok kemik sesi görüp duyacağız. Tabi bu arada daha başka beklenmedik ne mallar pazara gelecek, ne sürprizler yaşanacak, göreceğiz.

Fetullah, ses kayırlarında Amerika’yı kızdırmamaktan bahsediyor. Erdoğan AB’den gelen internet sansürü ikazları karşısında, bu ikazları yapanlara ağzının payını vermiyor, veremiyor. O’nun da birilerini kızdırmamak istemediği açık…

Savaşın bir diğer cephesi de Kabataş iskelesinde darp edildiği iddia edilen bayan üzerinden cereyan etmekte. Gezi hadiseleri esnasında cereyan ettiği iddia edilen hadise ile Erdoğan cemaati, Gezicilerin Allahsız-kitapsız olduğunu ispatlamaya çalışıyor. Gezicilerin Allahsız-kitapsız olmalarından Erdoğan cemaatinin umduğu fayda bir tarafa, camiye içki ile girilmesi ve başörtülü bayana saldırı gibi gayet çürük iddialar üzerinden bunu yapmaya kalkışmaları, ne kadar köşeye sıkıştıklarını gösteriyor. Asıl provakasyon Aczmendîler üzerinden tezgâhlanmış ve polislerin yönlendirdiği bir kitle Aczmendî Dergâhı’nı basmaya teşebbüs etmişti. Onların karşı koyması, ellerindeki asaları ile polislere meydan dayağı çekmeye başlamaları ile polisler kendilerini ifşa ederek dayaktan kurtulmak zorunda kaldıklarında bütün tezgâh da bozulmuştu. O gün şayet Aczmendîler, dergâhlarını basmaya gelen polislere bir güzel meydan dayağı çekmemiş olsaydı, şimdi Gezi eylemcisi Allahsız-kitapsız(!)  bir grubun Müslümanların dergâhını nasıl basıp, birkaç kişiyi öldürdüğünü konuşuyor olacaktık.

Medya nedense bu hadisenin üzerine gitmedi. O dayak yiyen polisler kimlerdi, kimlerin emriyle Gezi eylemcilerinin arasına karışıp, kitleyi Aczmendî Dergâhını basmaya yöneltmeye teşebbüs etti? O polislerin hastane kayıtları mevcut; yedikleri dayaktan sonra yaralarını sardırmaya gittikleri hastanede kayıtlar tutulmuş olmalı.

İşte, iş, Başbakan’a yapılacağı söylenen çakma suikaste kadar geldi.

Şimdi birbirlerine düştüler, mesele oda değil. Olabilir. Omu onu tasfiye edecek, öbürü mü diğerini… Tasfiye etseler ne? Ne için kavga ediyorlar, ne teklif ediyorlar ki? Paralel yapıyı tasfiye ettin, ya sonra? Paralel olmayan mevcut durum, mevcut yapı ne ki? Öbürü geldi Erdoğan cemaatini tasfiye etti diyelim, ya sonra?

Başları ne ki sonları ne olsun?

En faydalı yön, bütün bu ortaya dökülen pislikler her iki tarafın da ne mal olduğunu ortaya koydu. Ve bütün bunlar, ideoloji ihtiyacının ne kadar mühim ve ertelenemez olduğunu göstermesi bakımından ayrıca fevkalade önemi haiz. Dünyada yaşanan krizler, Arap baharı denilen hadiselerle beraber düşünüldüğünde, başta İslâm âlemi olmak üzere bütün dünya mevcut olanın iflasını haykırırken, çare reçetesi diye sunulanların da bizzat pratik tarafından yalanlandığına şahit olmaktayız. En başından bu yana ancak sistem çapında bir ideolojik vahitle çözümün mümkün olduğunu söyleyen İBDA’nın günü doğuyor. Bütün sahtelikler, insan ve toplum meselelerinin halline dair İslâmi veya gayri İslâmî bütün tecrübeler, teklifler birer birer iflâs etmekte. Bütün insanlığın kurtuluşu, Anadolu’dan başlayarak kurmakla mükellef olduğumuz “Başyücelik Devleti”mizde.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Son Yazılar

İletişim Formu