HERKES SUSSA, BİZ SUSMAYACAĞIZ!

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Meşhur fıkradır. Kasabanın uzun boylu soytarısı Şaban sokaktan geçerken berberin papağanı onu görünce dayanamaz başlarmış sövüp saymaya ve aklına gelen her türlü küfrü sıralamaya…

Papağanı ne berber susturabilirmiş, ne Şaban’ın tehditleri… Defalarca berberle kavga etmiş Şaban. Berber defalarca papağanı “senin yüzünden başım derde giriyor, kedilere yem yapacağım seni” diye korkutup susturmaya yeltenmiş; nafile. Şaban o yoldan geçtiği müddetçe papağan ona i..e diye bağıracak; çare yok. Şaban ise evinden sokağa çıkabilmek için o yoldan geçmeye mecbur.

Şaban dayanamamış ve papağanı mahkemeye vermiş. Mahkemeden engizisyonu andırır bir karar çıkmış: “Eğer bir daha sövüp sayılırsa, papağanın tüyleri yolunacak!”

İşin ciddiyetini anlayan papağan kendi kendisine bir karar vermiş. “Bu adamı görür görmez gözlerimi kapatacağım; yoksa i..eyi görünce sabredip ağzımı tutamam; tüyler gider elden.”

Gerçekten papağan kararının ardında durmuş ve Şaban’ı görür görmez gözlerini sımsıkı yummaya başlamış. En ufak çıt çıkarmazmış. Günler, haftalar geçmiş; papağandan ses yok. Şaban “n’oldu buna, niye gözlerini yumuyor” diye meraklanmaya başlamış. Bir yandan da mahkemeden aldığı gücün kibiriyle papağana güç gösterisi yapmak için berberin dükkanda olmadığı bir gün dalmış içeriye ve papağanın sımsıkı yumulu olan göz kapaklarını açmış. Papağan onu görür görmez sanki bunu bekliyormuş gibi, lafı yapıştırmış:

-N’oldu lan? Yine mi bir tarafın kaşındı?

Biz Adım platformu olarak dün yapılan seçimin sonuçlarından bağımsız olarak, Recep’i her gördüğümüzde haykırmaya devam edeceğiz. Papağan gibi tüy korkusuyla bir süreliğine bile olsa gözlerimizi yummayacağız. Recep bizim yolumuzdan geçtiği müddetçe; değil yüzde kırk beş, yüzde doksan oy bile alsa sesimizin son kuvvetiyle, “hırsız, katil, sahtekâr, yalancı” diye bağırmaya devam edeceğiz.

Geçen gün Bekir Coşkun “Sandık Çamaşır Leğeni Değildir” diye yazmış. Oysa biz tam iki hafta önce, 17 Mart’ta yayınlanan Kemik Kardeşliği başlıklı yazımızın ikinci bölümünde SANDIK SENİ AK’LAR MI ara başlığı açıp, aynı şeylerin altını ondan çok evvel çizmiştik.

Hatırlatalım:

“Başbakan ne zaman sıkışsa, bir hırsızlığı ve yolsuzluğu ifşa olsa; yediği kılçıklardan birisi boğazına düğümlense hemen sandığın arkasına saklanıyor. Oysa bazı suçlar vardır ki, değil yüzde elli; yüzde doksan oy alsan seni kurtarmaz.

Sandık hırsızlığı aklamaz.

Sandık yolsuzluğu temizlemez.

 Sandık rüşveti meşrulaştırmaz.

 İşkence, yargısız infaz, çocukların öldürülmesi için emir vermek gibi durumlar sandık meselesi değil; hukuki mesuliyeti olan fiillerdir.

 Sandık; hırsızlığın, cinayetin temizleneceği, yıkanacağı yer değildir. Onun yeri mahkemelerdir.” (Gökhan Yamangül, 17.03.2014- Kemik Kardeşliği)

Kaldı ki, şu kaset furyası ve hırsızlık ifşalarının da seçim sonuçlarına büyük bir etkisi olmayacağını daha 17 Aralık akşamı sosyal medyada yazmıştık. O yazdıklarımızı da 19 Şubat 2014 tarihli Hân-ı Yağma Notları’nda, HIRSIZLIK KANIKSANMIŞ ara başlığı ile paylaşmıştık.

İşte o gün yazdıklarımızdan ilgili bölümler:

-“Olanları keyifle izliyorum ama daha ilk gün itibariyle şunu da yazayım: Bütün bu olanlar AkaPe’ye oy kaybettirir mi? Ben muhafazkar – sağ camiayı az buçuk tanıyorsam çok fazla oy kaybettirmez. Türkiye’de hırsızlığın en doğal karşılandığı ve asla bir seçim kriteri kabul edilmediği siyasi kesim bu cenahtır. Daha bugüne kadar “filan hırsız, falan dürüst” diye en ufak bir kriterlerine şahit olmadım. Bilakis “yesin ama iş yapsın” zihniyeti hakimdir. İşten kasıt da, kendi tarikat veya zümrelerine devlet kesesinden çekilecek peşkeştir.”

Diyeceğim o ki, biz siyasi parti değiliz ki, oy kaygısıyla bugüne kadar Recep’e “hırsız ve katil” diye bağırmış olalım. Biz bunları söylerken girdiği son seçimden yüzde kırk dokuz oy almıştı. Şimdi yüzde kırk dört aldı diye susacak ve geri adım atacak halimiz yok. Ne gözümüzü yumacağız, ne de susacağız. Hakikat sandıkla örtülemez. Gerçekler sandığa kilitlenemez. Herkes sussa biz susmayacağız.

Unutmadan: Cumhuriyet tarihinin en nefret edilen başbakanısın. Toplumun yüzde kırk dördü sana evet derken, kalan yüzde elli altı senden nefret ediyor. Daha evvelden yüzde otuz veya otuz beşle iktidar olanlar vardı ancak diğer yüzde yetmiş ona karşı böylesine kin ve nefretle kenetlenmiş değildi. Bu ülkede dini ve milli değerlerine bağlı olanlar sadece yüzde kırk beşten ibaret olmadığına göre bu çerçevede bir istismarı hiçbir dürüst insana yutturamazsın. Zaten bu yaklaşım bu coğrafyada Müslümanları azınlık konumuna düşürmek olur ki, başlı başına cinayet.

Kısacası: Cüssemiz bir kuş kadar hafif bile olsa kimsenin yazmaya ve söylemeye cesaret edemediklerini sonuna kadar haykırmaya devam edeceğiz. Recep, bizim mahallenin yolundan geçmeye devam ettiğin müddetçe, seni her gördüğümüzde söyleyecek bir çift kelamımız var. 

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Son Yazılar

İletişim Formu