HÜKÜMET ÇİFTÇİNİN NESİ OLUR?

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Hükümet çiftçinin nesidir? Üreticinin, piyasanın neresindedir? Hani piyasa serbest ya…

Serbest mi değil mi diye tartışmaya gerek yok, bu gün (9 Mart) tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan ‘2014 Yılında Tarımsal Sulamaya İlişkin Elektrik Borcu Bulunan Çiftçilere Bu Borçları Ödeninceye Kadar Destekleme Ödemesi Yapılmamasına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı’ ile AKP iktidarı talancılardan yana olduğunu ilân etmiş oldu.

Elektrik dağıtım şirketlerine, yani AKP’nin peşkeşinden pay alan talancılara borcunu ödemeyen desteklemeyi alamayacak. Böylece AKP, peşkeş çektiği bu talancıların çiftçilerden alacaklarını garanti altına almış oldu.

Hani piyasa serbestti?

Devlet piyasada taraflardan birinden birinin alacağına niçin karışır? Belki aralarında bir anlaşmazlık var, yanlış fatura var ve borçlu gözüken mahkemede buna itiraz edecek?

Hem bakanlığın görevi çiftçiyi mi yoksa talancı büyük sermaye şirketlerini mi korumak?

Çiftçiye verilen tarımsal desteğin, çiftçinin elektrik borcu ile ne alakası var?

Devlet bunda niye taraf oluyor ki? Yapılan her ticaretteki her alacağa niye taraf olmuyor da bu peşkeş çektiği talancılar için devreye girme ihtiyacı hissediyor?

Vaziyet, devletlerarası hukuka dâhil edilen, “en ziyade müsaadeye mazhar ülke” statüsünü akla getirdi. Hani, bir devlet bir başkasıyla anlaşma yapmış. Sonra gitmiş bir başkasıyla daha anlaşma yaptığında, o ilk anlaştığı ülke, ikinci anlaşmanın daha elverişli maddelerinden faydalanma imkânı elde ediyor. Böyle bir köleleştirme mantığı. Elektrik Dağıtım ihalelerinin kendilerine peşkeş çekildiği şirketler, burada en ziyade müsaadeye mazhar şirket statüsünde. Onlara borcu var gözüken bir müşterilerinin şayet devletten alacağı doğmuşsa, önce onlara olan borç ödenecek, çiftçiye de -şayet artarsa- devlet paranın geri kalanını ödeyecek.

Bunun adı serbest piyasa filan değil tabi, en ziyade müsaadeye mazhar şirketler ekonomisi. Efendiler ve köleler ekonomisi. Yoksa tarafların birbirine olan borç ve alacakları için zaten mahkemeler yok mu? Ama efendilerle kölelerin, hiç eşit şartlarda mahkemelerde hesaplaşmaları mümkün mü? Efendi olan efendiliğini yapmalı, köle de köleliğini bilmeli. Ancak köleler kendi aralarındaki hesaplaşmalarda mahkemelerde hesaplaşsınlar. Yani bu durum AKP iktidarının bütün bir ruh röntgenini ortaya koyan bir hadise… Belki küçük bir şey olarak gözükebilir ama işin ruhu böyle. Hani Cihan Devleti Osmanlı’nın yıkılışının da böyle küçücük bir sebebe irca edileceği gibi… Kaldı ki AKP iktidarında böylesi küçük (!) şeylere her köşe başında rastlanmakta artık.

Devlet çiftçi dâhil bütün kölelerin -parayı verenin düdüğü çaldığı düzende-, parayı verenler adına cezaevi müdürüdür. Anadolu kıtası büyüklüğündeki bu cezaevinin asıl yönetim kararları ülke dışında alınır ve para sahipleri de bu cezaevinin yönetiminde pay sahibidir. Ordusu, polisi, miti de bu ülkeyi kontrol altında tutmak için ser baş gardiyanı ve gardiyanları. Hadi bakalım, isterseniz “devletten olan alacağıma bu adam ne karışır, o da bu sistemde bir taraf ben de tarafım” diye itiraz etmeye kalkın, isyan etmeye teşebbüs edin.

Allah Resulü’nün, “Kişinin namazına orucuna değil, parayla olan muamelesine bakın!” emri dairesinde bizim için ölçü, sistem çapında paranın nasıl tasarruf edildiğidir. Paramızı tasarruf etmekle, bütün bir ümmetin ortak hazinesine ümmet adına bakmak, oradaki parayla ümmet adına muamelelerde bulunmakla görevlendirdiklerimiz, bizim adımıza bu işi nasıl ve kimin menfaati adına yapmaktalar?

Devletin çiftçinin veya kimlerin nesi olduğunun ve baştaki kişilerin namazları-oruçları bir yana aslında kim olduklarının tesbiti bu kadar basit aslında.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Son Yazılar

İletişim Formu