KESEB CEPHESİNDE SON DURUM

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Kadim Ermeni kasabası Keseb, Ermenilerin kendi dilinde karşılığı olan ”Güzel Ev” bugünlerde kanlı bir hesaplaşmanın merkezi konumunda.

Yazıyı yazdığım anlarda Keseb boşaltılmış bölge ahalisinin ekseriyeti çatışmanın başında Lazkiye başta olmak üzere çeşitli yerleşim birimlerine dağılmıştı. Şehri savunan yerel (Ermeni) güçler ile Ceyş-el Nizam adı verilen Suriye ordusu ile Difa-el Vatan ve Mukaveme Suriyye gibi halk savunma güçleri yoğun saldırının ardından Keseb’in bir üst sınırına çekilmişlerdi.

45. Nokta adı verilen stratejik bölgenin Suriye ordusunun eline geçmesiyle ilerlemeleri durdurulan muhalifler Keseb’te ganimet kavgasına tutuşmuşlardı bile. Evleri yağmalayan İslam Cephesi savaşçılarına Nusra Cephesi , ”ganimetlerin şeriat kurulu ” önünde bölüştürülmesini içeren bir teklif sunmuş , İslam Cephesi ve Çeçen komutan Eba Muslim Şişani’nin komuta ettiği Cunduş- Şam grubu karşı çıkmıştı.

Keseb savaşının dumanları dağıldığında yaşanan vahşet, çeteleri destekleyen sosyal medya sayfalarına ve Youtube gibi paylaşım sitelerine ulaşmaya başladı. Yağmalanan evler, şehri savunan yerel Ermeni gençlerin kaldırım kenarlarına dizilen kesik başları, kırılan Meryem Ana ikonları ile şehrin kültür zenginliği sayılabilecek parçalanmış heykelleri görüntülere yansıyordu. Gruplar arasında ki ganimet kavgası da eklenince Keseb , bir korku filminin seti haline gelmişçesine görüntülere sahne oldu.

 

Şu an bölgede konuşlu olan ve El Kaideye biatlarını açıklayan Nusra Cephesi, Şam İslam Hareketi, Ensar eş-Şam, El Kaide ile kısmi ittifakını açıklayan Ahrar Şam ve Kafkasya Emaratına bağlı olduğunu açıklayan Nusra ile ortak operasyon yapan Cunduş-Şam örgütleri ile Suud destekli yaklaşık 40 küsür grubun bileşeninden oluşan İslam Cephesi var. Tüm bu gruplar ”Enfal operasyonu” adı altında buluştular.

Bu ittifaka geçen sene sonlarında Eymen El Zevahiri’nin arabulucusu Ebu Halid Suri’yi öldürerek Nusra Cephesi ile arasındaki kan davasını iyice pekiştiren IŞİD ile artık popüleritesini yitirmiş ama bünyesinde 20 küsür kadar irili ufaklı grubu barındıran ÖSO dâhil değil. IŞİD Lazkiye-Keseb hattındaki büyük saldırıya katılmazken, ÖSO Lazkiye’nin kuzeyinden ”Mü’minlerin Annesi” isimli bir operasyon başlattı aynı anda. Fakat bu operasyon Suriye ordusu tarafından çok çabuk durduruldu ve ÖSO ağır bir yenilgi aldı.

 

Muhalif güçlere yakın yorumcular saldırıyı, Halep İdlip Kunaytra Şam ve Deyr-ez Zor bölgelerinde artan ordu saldırılarını hafifletmek amacıyla yeni bir cephe açmak, orduyu besleyen ana kaynak olan sahil bölgesinin muhasara amacıyla yaptıklarını söyleseler de bu çok matıklı bir açıklama değil. Sahil bölgesine giriş her ne kadar Keseb’in işgaliyle mümkün görünse de Cebel Akrad’ın Suriye tarafı yani Ras- El Bassid tarafında konuşlu olan askeri birliklerin çok güçlü saldırıları bile püskürtebilecek güçte oldukları aşikâr. Bu bölge aynı zamanda Ras-El Bassid tarafı geçtiğimiz senelerde mütecaviz Türkiye uçağının vurulduğu yere de yakındır.

Suriye ordusunun hazırlıksız yakalandığı ve Türkiye’nin doğrudan müdahale ettiği bu saldırılar sebebiyle bu noktaya kadar gelindi. Ama gelinen nokta Türk topçusunun menzilinin uzanabileceği en ileri hat olduğundan daha ilerleme mümkün görülmüyor, üstüne birde 45. Nokta Suriye ordusuna kalıcı olarak kaptırılmış durumda. Ordu burada çok güçlü bir savunma hattı oluşturuyor şu an.

Bu arada Keseb’in yanısıra Samra ve Nabein köyleri de şimdilik muhalif güçlerin elinde. Suriye ordusu savaşın kızıştığı dönemde şaşırtıcı şekilde ileri hatlara değil hava unsurları marifetiyle Türkiye sınırı ile ileri hatların arasında kalan lojistik birimleri vurdu. Sızmalar yavaşlarken ileri hatlardaki çeteciler destek alamadıkları için 45. Noktayı kaybettiler. Halen uçaklar arada kalan bölgeyi bombaladıklarından dolayı sınırın Suriye tarafında binlerce militan dar bir alanda sıkışmış durumdalar. Türk topçusunun zaman zaman açtığı perde atışları sebebiyle şimdilik bu alanda kalabilme imkânları var ama Türkiye bunların geri dönüşüne de izin vermiyor.

Türkiye-Suud ve ABD’nin Doğrudan Müdahil

Lübnan gazeteleri başta Al-Ahbar olmak üzere Ürdün üzerinden eğitilen bazı militanların bizzat Ürdün havaalanlarından toplu halde Suriye sınırına sokulduğuna dair bir haber yayımladı. Habere göre Ürdün Markaa havaalanında Antakyaya hava köprüsü kuruldu. Militanların bir kısmı Ürdün üzerinden bölgeye sokuldu. Diğer kalabalık grup Antakya’ya getirilerek Keseb saldırısı öncesi özellikle boşaltılan Gözlekçiler köyü civarına yerleştirildi.

Sözkonusu militanlar içinden Suriye ordusunun yakaladığı bazıları Ürdün’de Rasifa ‘da eğitim aldıklarını itiraf ettiler. İslam Cephesi içinde istihdam edilen bu militanların Ürdün Suud ve Suriye uyruklu oldukları içlerinde bir grup Kafkasyalı savaşçının da olduğu bildirildi. Bu savaşçılar Keseb’de saldırıya direk sınırdan sokulan birliklerdi. 45. Nokta’ya kadar ilerleyen ve Suriye ordusunun çetecilerin geri hatlarını vurmasıyla lojistiği kesilerek yardım çağrıları yapan gruplardı. Ebu İsa El Suudi isimli bir komutanın liderlik ettiği bu birliklerin özellikle Keseb saldırısı için eğitildikleri ortaya çıktı. Kâbe imamı olarak bilinen Muheysini’de bu savaşçılarla beraberdi. Dikkat edilen husus bu militanların ortak yanının El Kaide türevleri gibi Suudu tekfir eden bir yapıya sahip olmamalarıydı. Öyle ki Amerikalı ve Suudi subayların, Ürdün’de Kral Abdullah el-Sani üssünde bu gruplara eğitim verdiği ortaya çıktı Suud bunu yalanlamadı.

 

Türkiye cephesi ise özellikle sınıra sıfır noktada bulunan köyleri boşaltmakla başladı işe. Gözlekçiler köyü merkez seçildi, Keseb’e en yakın olan bu nokta boşaltılıp gelecek ”konuk savaşçılar için” hazırlandı.

Bu arada SADAT aracılığı ile getirtilen ve Anadolija Transport şirketi ile getirtilen ”termal füzeler ” ve hava unsurlarına karşı kullanılan omuzdan ateşlenen silahlar bölgeye ulaştırıldı. Reyhanlı-Kilis hattında bulunan ve askeri alan olarak etiketlenmiş olan sivillerin girişinin yasaklandığı bölgeden, Türkiye envanterinde olan ve ”özel operasyonlar için” tutulan çalışır durumda ama ıskartada olan Rus yapımı tanklar sahneye sürüldü. Operasyonun başladığında bu tanklara İslam Cephesi örgütünün bayrağı çekilerek sınırdan içeri sokuldu.

Bu arada operasyon başladığında 45. Tepe mıntıkasını da içine alan alana Türkiye topraklarından top atışı ve yüksek tahribat gücüne sahip füze sistemleriyle yoğun bir perde atışı başlatıldı.

İlginç bir detay ise daha evvel sosyal medya sayfamdan da verdiğim üzere SADAT’ın Anadolija Transport aracılığıyla getirttiği termal füzeleri sağlayan ismin ABD adına Orta Amerika ülkelerinde çalıştığı bilinen Hollanda kökenli bir ajanı olmasıydı.

Yine operasyonlar sırasında bizzat Türk özel askeri birimlerinin de varlığı konuşuldu. Ürdünde eğitilen gruplarla beraber sınırdan geçiş yapan maske takmış yaklaşık 100 kişilik ”çok iyi savaşan” bir gruptan bahsedildi. Yerel kaynaklar bu maskeli savaşçıların Türkçe konuştuğunu söylüyorlardı.

Bu arada Libya ve Ürdünlü savaşçıları bölgeye ABD adına getirmekle görevli olan Ürdün’lü bir ajan deşifre edildi. Muhammed Ali Omar ismiyle Libya kimliği ve pasaportu taşıyan ajan aslında Ürdün’de doğmuş ama ABD’de yaşamış, Afganistan ve Irak gibi bölgelerde CIA adına çalışmış en son Suriye’ye bizzat CIA adına atanmıştı. Bu ajan Nusra Cephesi içinde Ebu Cihad, İslam Cephesi içinde Mohammed Omar Cihad adıyla kendini tanıttı. Yakalandığında Türkiye üzerinden yapılan saldırının detaylarını ”güvenliği” karşılığında itiraf etti.

Keseb savaşı sonuç itibariyle Türkiye-Suud-Ürdün ve ABD dörtlüsünün kollektif saldırısının tezahürüydü. Halen devam eden derin politik ilizyon bu savaşı hala özgürlük savaşı veren muhaliflerin haklı savaşı olarak sunmaya devam ediyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

İletişim Formu