KÖKLERİNE KİBRİT SUYU DÖKÜLME VAKTİ!

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Urla’da inşa edilmekte olan villaların tuvaletlerinin nasıl olacağı, tahareti nasıl aldıkları çerçevesinde Başbakan’ın talimatına mevzu…

Kızcağız, inşaatı yürütmekle görevli olan kişiye talimat veriyor, havuz etrafına çekilecek olan duvarın yüksekliği şu kadar olsun ki, etraftan görünüp de günaha girmesinler…

Başbakan’ın Urla’da yaptırmakta olduğu villalarla ilgili ses kayıtlarından öğreniyoruz hassasiyetlerini(!)

Oysa aynı villaların yıkılması için mahkeme karar vermişken, yıkılmıyor. Çünkü villalar kaçak; sit alanına yapılmış. Villaların inşaatının meşru görünmesi için bölgenin sit bölgesinden çıkarılması gerekiyor, gereken yapılıyor. “Mahkeme kararını uygularım” diyen Vali, görevden alınıyor.

İyi de, hani sizin haram konusundaki hassasiyetiniz?

Ortada bir dinleme furyası, almış başını gidiyor.

Dinlenenlerin rezillikleri diz boyu; dinleyenler de bizzat en pis işi yapmış oluyorlar.

Dinleyen ve dinlenenin rezillikleri, birbirleriyle yarışıyor adeta.

“Sabah-ATV işi”ndeki ses kayıtlarında görüyoruz ki bu rezillik iyice tavan yapıyor, küfürler havada uçuşuyor.

Dinleyen de dinlenen de güya Müslüman ve gayeleri(!) de İslâm…

Bu kayıtlardan İslâm çıkar mı?

İslâm’dan başka her şey çıkar, ama İslâm çıkmaz.

İslâm’da hırsızlık olmadığı gibi böylesine kapıdan dinleme, bacadan dinleme, telefon, ortam dinleme, ayıp araştırma ve bunu alenileştirme ahlâksızlığı da yok. Dün Ergenekon sürecinde Ergenekoncuların, Baykal’ın ve nihayet MHP’lilerin kasetleri için söylemiştik; bu kasetleri yayınlamak, siyasi hasmınla “mücadele” yürütmek için böylesi metodları kullanmak ahlâksızlıktır demiştik. Bugün anlıyoruz ki, bu ahlâk dışı metodları kullananlar, suçlamalara mevzu olan fiillerin bizzat failleriymiş. O zaman Başbakan kasetlerdeki görüntüleri seçim malzemesi olarak kullanmaktan imtina etmemiş, tenasül uzuvlarının lâfını etmekten haya etmemişti.

Bu çirkefin, bataklığın neresini nasıl tarif edelim ki? Her iki tarafın da gerçek yüzünü ortaya seren bir irin patlamasıdır yaşanan. Kırılma noktası, 17 Aralık…

O güne kadar uluslar arası bir operasyon çerçevesinde ortak hareket eden iki taraf, ortak düşman ortadan kalkınca birbirlerine girdiler ve bütün o deri altında biriken pisliğin günyüzüne çıkması, irinin patlaması 17 Aralık’ta gerçekleşti. Her ikisi de özde Batıcı olan reformist kimlikli kaba softa -ham yobaz tipi, ortak düşman ortadan kalktıktan sonra birbirine girdi. Mukaddesleri öne sürerek birbirleri üzerine taarruza başladılar. Mukaddesler perde kılınarak birbirlerine karşı ahlaksızlığın her türlüsü apaçık icra ediyorlar. Tepedeki bu ahlâksızlık tabana da feci bir şekilde sirayet ediyor ve herkes birbirinin açığını kollamakla iştigal etmeye başladı. Bu ahlâksızlığın tesiriyle ahlâkını kaybetmiş tipleri hemen yanı başımızda görmek artık mümkün.

Bir taraftan toplum zehirleniyorken diğer yandan da bu ahlâksız adamların şahsında, “İslâm dedikleri işte bu kadar!” şeklinde feci bir kanaatin teşekkül ediyor oluşuna şahit olmaktayız. Bu tehlikeye de özellikle dikkat çekmiştik. Kendi şahıslarında vehmettirdikleri “İslamiyeti temsil” mânâsının sahteliğine işaret ederek, pislikleri ortaya döküldüğünde, bu ahlâksızlıkları yapanların şahsında faturanın Müslümanlığa kesileceği tehlikesine özellikle vurgulamıştık. Ön alabilmek açısından da en yüksek perdeden muhalefet yapılması gerektiğini, temsil planında gözükmelerinin çok büyük bir tehlikeye sebep olacağını, bu yapının iktidara getirildiği ilk dönemlerden itibaren vurgulamıştık. Ve maalesef haklı çıktık. Maalesef, bizim haklılığımız aziz davanın bu pislikler şahsında töhmet altında bırakılması…

İnsanın bu pislik karşısında kusası geliyor. Nasıl bir iğrençlik ki bu, aziz davayı şahıslarında bu kadar ucuz harcayabilmekteler ve yüzleri pembecik bir tonda dahi olsa kızarma alameti göstermiyor.

Biz sizin İslâm’la alakanızın olmadığı dün olduğu gibi bu gün de en yüksek perdeden haykırmaktan daha üstün bir aksiyon bilmeyiz. Sizin asıl hedefiniz dinin bizzat kendisi. Sizler zarfta, dış yüzde her ne kadar Müslüman gözükseniz de, İslâm’ın ruhuna, İslâmın bütün asliyet ve asaletiyle görünmesi davasına düşmanlıkta, apaçık İslam düşmanlarından daha tehlikeli içten yıkıcı hainlersiniz. İşte bu sebeple, o ruhu kırılmaz ve bükülmez dosdoğru bir çizgi üzerinde temsil eden İBDA Mimarı’na, kaba softa – ham yobaz takımının ortak düşmanı olarak yıllardır cezaevinde işkence edilmekte. Onların İslâmla ilgisi, İslâm’ı içten yıkmaya memur kaba softa – ham yobaz güruhu olmaktan öteye bir mânâ taşımaz. Kanunî devrinden buyan katmerleşerek gelen ve bir türlü köküne kibrit suyu dökülemeyen bu hain ve kaypak tiplerin bu gün artık iktidarı da ele geçirmiş olarak birbirlerine düşmüş olmalarındaki mânâ, her yanlışın nihayetinde ortaya çıkması hikmeti dairesinde, köklerine kibrit suyunun döküleceği zamanın geldiğini ihtar etmekte…

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

İletişim Formu