MEHMETÇİK AFGANİSTAN’DA HAÇLILARA TAŞERON MU YAPILACAK?

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Uğur Dündar, Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ ile Türkiye’nin Afganistan’da Kabil Havaalanı’nın güvenliğini Haçlılar adına sağlamaya talip olması üzerine bir röportaj gerçekleştirmiş. Elekdağ, hadiseleri sadece akıl ve mantık zaviyesinden değerlendirmiş ve “ABD, Taliban ile olan savaşa kesinlikle son vermiyor. Sadece vekâlet savaşına dönüştürüyor” demekte. Elekdağ, Mehmetçiğin, Amerika’nın Afganistan’daki vekalet savaşında yerli Afgan işbirlikçi hükümetle aynı seviyeye düşüp taşeron yapılmak istendiğini ve bunun “akıl dışı, şuursuz bir karar” olduğunu ifade etmiş.

Tabi işin bir de ahlâki ve itikadi boyutu da var ki, işin özü demek olan bu perspektifte değerlendirme yapan yok. Haçlı-Yahudi gücü Amerika’nın başlatmış olduğu BOP Saldırısında, İslâm düşmanlarıyla müttefiklik yapıp müslümanların aleyhine bir olmak ve düşman saflarında müslümanlarla savaşmak “Müslümanlık” mıdır? Üç kuruş para karşılığı İslâm düşmanlarına hizmet etmek isteyen ve bu uğurda Anadolu evladı mehmetçiği Afgan kardeşleriyle bırakın savaştırmayı, böyle bir şeyi aklından bile geçirebilen bir idare hakkında ne gibi bir hüküm verilmesi gerekir? Her inanç, kendisine düşman olanlarla işbirliği yapmayı ihanet addetmez mi?

Elekdağ, Batıcı ve Batı ile işbirliğine temelde karşı olmayan birisi olarak, sadece realist bir bakış açısı ve akıl ve mantık çerçevesinde bu değerlendirmeleri yaparken, sözde müslüman AKP iktidarının Haçlı Amerika’ya mehmetçiği taşeron yapmak istemesi, bize, Soros’un, “Sizin en iyi ihraç malınız ordunuz!” sözlerini hatırlatmakta.

Adımlar

 

UĞUR DÜNDAR (U.D.):

Washington, Türkiye’nin Kâbil Havaalanı’nın savunmasını üstlenmesine ne derecede önem veriyor? Eğer bu askeri görev Biden yönetimi için kritik bir önem taşıyorsa, Türkiye’ye bunun karşılığını vermeye hazır mı?

ŞÜKRÜ ELEKDAĞ (Ş.E.):

Birinci sorunuzdan başlayalım. Temmuz sonunda ABD Senatosu Dışişleri Komisyonu’nda düzenlenen Türkiye konulu oturumda, Türkiye-ABD ilişkilerinin durumu derinliğine incelendi. Oturumda yönetim adına konuşan Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşarı Victoria Nuland, Türkiye ile ilişkileri, Kongre’nin son yıllarda tanık olmadığı hayli “pozitif” bir yaklaşımla ele almaya çaba gösterdi. Bu meyanda, Türkiye’nin Kâbil Havaalanı’nın güvenliğini üstlenmesinin ABD çıkarlarına sağlayacağı katkının “hayati olacağını” vurguladı. Türkiye’nin bu katkısıyla ABD ve ortaklarının Kâbil’de kuvvetli bir diplomatik mevcudiyeti sürdürebileceklerini belirtti.

 

(U.D.):

Nuland’ın bu ifadeleri, Kâbil Havaalanı’ndan “hayati önemde bir işlev” beklenildiğine işaret etmiyor mu? Nedir bu işlev?

(Ş.E.):

Biden yönetiminin bundan kısa süre öncesine kadar Afganistan’la ilgili açıklamalarından, Amerika’nın tüm askeri kuvvetlerini bu ülkeden çekeceği, sadece Kâbil’de diplomatların korunması için 650 kişilik bir birlik bırakacağı, bunun dışında merkezi hükümeti, Taliban’la mücadelesinde büyük ölçüde baş başa bırakacağı gibi bir anlam çıkıyordu. Oysa bu gerçek değil!.. Amerika, Afganistan’da Taliban ile savaşa kesinlikle son vermiyor!.. Sadece savaşın şeklini değiştirerek vekâlet savaşına dönüştürüyor!.. Bu suretle ABD, Taliban’la savaşı, çok daha az maliyetle ve can kaybı olmadan taşeronları vasıtasıyla sürdürmeyi planlıyor. Bu düzende ABD’nin iki taşeronu olacak. Biri, Afgan Ulusal Ordusu (AUO), diğeri de havaalanını savunacak olan TSK… ABD, Taliban karşısında dağılmaması için AUO’ya Ortadoğu’daki üslerinden kalkacak uçaklarla hava desteği sağlayacak, ayrıca CIA’nın paramiliter birlikleri ve ABD ordusunun özel kuvvetleri, kritik önemdeki Taliban hedeflerine operasyon düzenleyecekler. Kâbil Havaalanı’nın işlevini bu savaş düzeni çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor. Bu düzende Kâbil’deki ABD Büyükelçiliği’nin (basın haberlerinde şu andaki personel mevcudunun 400 olduğu belirtiliyor) savaşın yönetiminde kritik bir ön karargâh rolü oynayacağı anlaşılıyor. Havaalanı hem bu rolün ifasında dış dünya ile temasın sağlanmasında bir “göbek bağı” fonksiyonu yapacak ve Kâbil’in kuşatılması gibi bir durumda takviye kuvvetlerinin alınmasını sağlayacak, hem de icabında ön karargâh merkezi rolündeki büyükelçilik personelinin tahliyesini gerçekleştirebilecek

 

(U.D.):

Bu açıklamalarınız, TSK’nın üstleneceği Kâbil görevinin kesinkes “muharip” bir görev olduğunu gösteriyor.

(Ş.E.):

Tamamen öyle!.. Açıklamalarım, gerçeğin ta kendisini yansıtıyor… Biden yönetimi, Afganistan’dan çekilirmiş gibi yapıyor, ama gerçekte çekilmiyor!.. Savaşı vekâlet savaşına dönüştürüyor. Nitekim ABD ve NATO, bu amaçla AUO’nun desteklenmesi için 2024’e kadar 4 milyar dolar finansman sağlama sözü verdiler. Öte yandan ABD Merkezi Kuvvetler Komutanı Orgeneral Mckenzie, Taliban’ın ilerlemesini durdurmak için hava taarruzlarını yoğunlaştırdıklarını belirterek AUO’na hava desteği verileceğini vurguladı. ABD’li komutan bu arada, siyasi çözüm inisiyatiflerinin de sürdürüldüğünü belirtmeyi ihmal etmedi. Bunlara ilaveten, AUO kuvvetlerini takviye etme çabaları da sürüyor. Nitekim NATO, Afganistan’daki askeri eğitim programını şimdi ülke dışında sürdürüyor. Bu maksatla ilk eğitim programına Türkiye’de başlanacak. Afgan özel askeri birliklerine mensup ilk kafile eğitim amaçlı olarak Ankara’ya gelmiş bulunuyor. Yani Türkiye şimdiden ABD’nin vekâlet savaşına angaje olmuş durumda!..

 

(U.D.):

Yani sırf Washington’a yaranmak, şirin gözükmek için Türkiye ağır riskler taşıyan bir savaşa taraf mı oluyor, Mehmetçiği ateşe mi sürüyor?..

(Ş.E.):

AKP iktidarı hatalarından hiç ders almıyor. Ankara, Türk halkını toptan geri zekâlı sayarak, Kâbil Havaalanı’nın güvenliğini “muharip güç” olmayan Türk askeriyle sağlayacağını açıklıyor. Taliban, böyle aldatmaları yutmuyor. Daha baştan, Ankara’nın havaalanının güvenliği konusunda atacağı adımları “menfur” (nefret edici, tiksindirici) olarak niteledi. Bu bağlamda, Taliban’ın 13 Temmuz’da yayınladığı 8 maddelik bildiriyi de hatırlamakta fayda var. Bu bildiride Taliban, havaalanının savunması için Kabil’e gelecek “Mehmetçiklere” karşı “cihat” ilan edeceklerini açıkladı. Bir kere daha tekrar edeceğim, Kâbil Havaalanı’nın savunulması için ABD’nin taşeronluğunu yapmak akıl dışı, şuursuz bir karardır.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

İletişim Formu