MİRZABEYOĞLU İSTİSMARINDA SON NOKTA!

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde  kendi zincirlerini kırmak isteyen CHP ve MHP’nin ortak adayı olacağı iddialarının konuşulduğu bir dönemde, Salih Mirzabeyoğlu ve Haşim Kılıç’ın  birlikte çekinmiş oldukları fotoğraflar basına servis edildi.

Herkesin üzerinde mutabık olduğu birşey varsa o da, fotoğrafların basına servis edilmesinde ZAMANLAMANIN MANİDAR olduğu…

Çeşitli çevrelerden farklı dozda ve yönde tepkiler gelmeye başladı, gözlemlediğimiz kaydıyla, AKP’li bir grup fotoğrafların kendi partileri tarafından servis edildiğinin farkında olmasına karşın, bunu ahlâki bulmuyor, aynı zamanda Haşim Kılıç’ın Erdoğan’ın köşke çıkmasında bir engel olabileceğine de ihtimal vermiyor. Bir diğer AKP’li grup, Salih Mirzabeyoğlu’nu terörist olarak görüyor, Haşim Kılıç’ı da Salih Mirzabeyoğlu’na olan geçmişteki yakınlığı sebebiyle şaibeli ve suç potansiyeli taşıyan birisi olarak lanse ediyor. Bu çerçevede Erdoğan’ın istediği kanunları veto edenlerin başında olan hukukun başındaki adam hem bulunduğu konumdan hem de muhtemel Cumhurbaşkanlığı adaylığından geçmişindeki bu illegal(!) görüntüsü sebebiyle azledilmesi gerektiğini düşünüyor.. Bir diğer AKP’li grup ise, Haşim Kılıç’ın Büyük Doğu/İbda ekolünden gelmesinin bir sakınca doğurmadığını, bunu hem bir skandalmış gibi sunanların yaptığı ahlâksızlığı, hem de  Salih Mirzabeyoğlu’na özgürlük diye basbas bağırılırken samimiyetsizliklerini partidaşları olan bu çevrenin yüzünü vuruyor..

 

Mirzabeyoğlu’na karşı kin ve hased besleyen iktidar dışı çevrelerde de işler karışık, onlar arasında Mirzabeyoğlu konusunda geçmişte gösterdikleri kin ve nefretin yanlış olduğunu farkedip, özgür kalmasını isteyenler bugünlerde gitgide çoğalmakta, aynı grup Mirzabeyoğlu üzerinden geçmişte AKP’yi tek oyuyla kapanmaktan kurtaran Haşim Kılıç’ı vurmaya kalkmıştı. Yalnız aradan geçen yıllar içerisinde bu zümrenin bile Haşim Kılıç’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına sıcak bakması aslında Erdoğan ve ekibini tutuşturdu.. Yalnız Salih Mirzabeyoğlu ismi üzerinde bir grubun hâla kin ve nefreti devamlılığını koruyor. Bu grup gerek cemaati kendine öncelikli hedef olarak oturtması, gerek Erdoğan’la da yaptığı pazarlıktan istediğini alması hasebiyle, kısacası şu veya bu sebeplerle Erdoğan’a köşk yolunda da destek veriyor. Ve geçmişte bu zümre yayın organlarında Haşim Kılıç İBDA-C ilişkisi puntolarıyla ortalıkta yaygara koparırken biz ibdacılardan o dönemde, Haşim Kılıç ve Mirzabeyoğlu’nun birlikteliklerini belgeleyen fotoğraf başta olmak üzere her türlü dökümanı ısrarla rica etmişler fakat tarafımızdan bu istekleri defaatle reddedilmiştir. Çünkü İBDA’cıların meşrebinde ‘’İSPİYONCULUK YOKTUR!’’ Kim kendisi dışındaki iki taraf arasındaki kavgada, bir tarafı diğerine İSPİYONLUYORSA, BİLİNSİN Kİ, O İSPİYONCULUĞU YAPANLAR KESİNLİKLE ve KESİNLİKLE  İBDACI DEĞİL, KERHANE DÜZENİNİN, OROSPU KARI TIYNETLİ MEMURLARIDIR!’’ Neden bu kadar sert konuştuğumuza gelince, cevabı Salih Mirzabeyoğlu’nun bir röportajındaki şu ifadelerinde saklı:

‘’-Benim, ‘’Uluslararası Af Örgütü Türkiye Masası Sorumlusu’’ Jonathan Sugden ile ‘’Kıvam Hukuk Bürosu’’nda bir görüşmem oldu… Yanımda Hayrettin Soykan da var… Sadece ben değil, o adamlar ‘’İBDA-C Panik operasyonu’’ dolayısıyla işkence gören diğer arkadaşlarım da görüşmüştü… Aynen şunları söylemiştim: Benim mizacım kuru kuru şikayete ve yakınmaya müsait değil; herşeyin bir günü olur… Ama sade vatandaşların bile işkenceye uğradığı bir memlekette, anlatılanların yalan olmadığını belirtmek için konuşurum.’’ [1]

Evet, gören görmüştür elbet, yine de açalım; Salih Mirzabeyoğlu sadece fikir adamı değil, kendisine işkence eden devleti, Batılılara şikayet etmeyecek kadar mertlik suyunu kaynağından içmiş bir Şahsiyettir! Ve O’nun bağlısı olduğunu iddia edenler de, bu tür durumlarda aynı mertliği göstermekle mükelleftirler.

Bir de İktidar dışı çevrelerde ve sol camia içinde, Salih Mirzabeyoğlu’yla Haşim Kılıç’ın resimlerinin servis edilmesine, Mirzabeyoğlu’na duydukları saygı dolayısıyla şöyle bakanlar var: ‘’Haşim Kılıç vakti zamanında alâkam yok derken yalan söylemiş. Ve Salih Mirzabeyoğlu gibi bir değeri satmıştır.’’Bu bakış açısı fotoğrafları servis edenlerin muradına mutabık bakış açısı değildir, ama tamamen murada aykırı bir yönü de yoktur.

Vakaya dair diğer bir bakış açısı da, iktidar dışı çevrelerden muhalif İslâmcı gruplardır; buna göre;Haşim Kılıç’ın Cumhurreisliği adaylığında ve mevcut görevinin icrasında İBDA ve Salih Mirzabeyoğlu’yla bağlantılı olan geçmişinin hiçbir tehlike olmadığını öncelikle belirtmişlerdir. ‘’Hadisenin özünün MİRZABEYOĞLU’nun kendisi ve Haşim KILIÇ’ın zor durumda kalma sebebinin MİRZABEYOĞLU’nun muteber bir şahsiyet olmadığı varsayımı üzerinden yapılan algı operasyonu olduğunu’’ net bir şekilde ortaya koymuşlardır!

Evet toplumun çeşitli tabakalarındaki yansımaları az çok şekillendirdikten sonra, gelelim fotoğrafları basına servis edenlere ve asıl amaçlarına:

Fotoğraflar‘’furkanhaber.com’’kaynaklıdır. Ve Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’nın önündeki bir engel olarak görülen HAŞİM KILIÇ’ın aday olmasını daha aday olmadan KILIÇ’ı itibarsızlaştırarak engellemek bu münasebetle de Cumhurbaşkanlığı’nda Tayyip Erdoğan’ın önünü açmak maksadıyla kamuoyuna böyle bir servis yapılmıştır. Evvelâ burada, fotoğrafların kaynağı olan ‘’www.furkanhaber.com’’ çevresinin yaptıkları haberin Salih Mirzabeyoğlu ve İBDA fikriyatının geleceğine dair bir adım değil, tamamen Tayyip Erdoğan ve iktidarının geleceği adına  yapılmış olduğunun bilinmesi gerekmektedir. Hatta SALİH MİRZABEYOĞLU’na ÖZGÜRLÜK DAVASI kapsamında gelişmeleri takip eden Sayın Salih Mirzabeyoğlu, Avukatları’na geçen aylarda ‘’Kendisinin belirleyeceği bir tarihte, Anayasa Mahkemesine yeniden yargılanma için şahsi başvuru yapılacağını’’ bildirmiştir. Bu çerçevede, Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hesapları için, Anayasa Mahkemesi Başkanı  HAŞİM KILIÇ’ın SALİH MİRZABEYOĞLU’yla olan bağlantısı üzerinden kamuoyu önünde zor durumda bırakılmaya çalışılmasıyla birlikte, HAŞİM KILIÇ o koltukta oturmaya devam etse bile, ANAYASA MAHKEMESİNE SAYIN MİRZABEYOĞLU’nun isteğiyle, kendi belirleyeceği tarihte yapılacak olan şahsi yeniden yargılama başvurusunun da olumlu neticelenme imkânı kapanmıştır. Bu noktada ‘’İBDA’cı olduğunu iddia eden’’  ‘’furkanhaber.com’’ çevresinin SALİH MİRZABEYOĞLU’nun ismini günlük politik hesaplarına alet etmeleri İBDAcılıkla değil, Erdoğan’ın işine geldiği için, ancak AKP’lilikle bağdaştırılabilir. Bununla birlikte İBDA Hareketinin Lideri olan Sayın MİRZABEYOĞLU’nun özgürlüğü yolundaki hukuki imkân kapılarının da kapanmasına sebep olmaları hasebiyle de Sayın MİRZABEYOĞLU zındanda bile, arkasından hançerlenmeye çalışılmış, özgür kalmasının yolu, ERDOĞAN’ın siyasi geleceği uğruna adı geçen çevre tarafından tıkanmıştır. Şunu da belirtmek istiyoruz ki, HAŞİM KILIÇ Salih Mirzabeyoğlu’nun özgürlüğü için bulunduğu konumda çalışmalar yapmıştır. Yani Salih Mirzabeyoğlu’na HAŞİM KILIÇ’ın herhangi bir ihaneti yoktur. Bir kimse ben İBDACI değilim diyorsa da, hiçkimse ona sen İBDACIsın diyemez. Haşim Kılıç da İBDACI değilim dediği andan itibaren İBDACI değildir. Ve kimse İBDACI olmak zorunda da değildir. Zorla güzellik olmaz. Haşim Kılıç’ın İBDACI değilim demesi de veya davasından dönmesi de O’nu hain yapmaz. Kişilerin davalarına zarar vermeden fikir değiştirmeleri ayrı birşey, bulundukları davaya affedilemez zararlar vererek oradan ayrılmaları  ayrı birşeydir. Bu ince çizgiyi belirtmek zorundayız.

Toparlayacak olursak:HAŞİM KILIÇ İBDACI değildir, yalnız SALİH MİRZABEYOĞLU’nun arkadaşıdır. SALİH MİRZABEYOĞLU’nun bütün arkadaşları da İBDACI değildir.  O’nun arkadaşı olmak suç hiç değildir. Ve gurur duyulacak birşeydir. HAŞİM KILIÇ ‘’furkanhaber’’,’’timeturk’’, Şamil Tayyar’’ gibilerin iddia ettiği gibi MİRZABEYOĞLU’na ihanet etmemiştir. Lâkin, yukarıda alıntı yaptığımız yeri tekrar hatırlatıyoruz:‘’Benim mizacım kuru kuru şikayete ve yakınmaya müsait değil;herşeyin bir günü olur… Ama sade vatandaşların bile işkenceye uğradığı bir memlekette, anlatılanların yalan olmadığını belirtmek için konuşurum.’’[2]

Sayın Mirzabeyoğlu ve O’nun ortaya koyduğu İBDA fikriyatının bağlısı olduğunu iddia eden hiçkimse, İSPİYONCULUK yapmaz. Hele hele, Lideri olarak kabul ettiği kimsenin faydasına değil, zararına neticelenecek böylesi bir İSPİYONCULUĞA Tayyip Erdoğan’ın siyasi ikbali için yeltenmez. Hele hele Lideri olarak Mirzabeyoğlu’nu gördüğünü O’nun ortaya koyduğu İBDA dünya görüşünü benimsediğini söyleyenlerin Salih Mirzabeyoğlu’nun geçmişini sırf Tayyip Erdoğan’a katkı sağlasın diye, günlük politik hesaplara alet etmez, bir İBDACI ERDOĞAN’ın değil, MİRZABEYOĞLU’na katkı sağlayacak işlerin içerisindedir. Ve gerçek bir İBDACI MİRZABEYOĞLU’nun hayatını, ismini, şahsiyetini, neidüğü belirsiz kamuoyu pazarına bedava mal bulmuş gibi sunmaz, sunamaz! Gerçek bir İBDACI ERDOĞAN’ı MİRZABEYOĞLU’nun muradına uygun bir şekilde, kendi politikalarına alet eder, ama MİRZABEYOĞLU’nu canından aziz bilir! O’nu özgürlüğünün önünü kapatma pahasına istismar etmez! O’nun özgürlüğünün hukuki olarak ANAYASA MAHKEMESİNE ŞAHSİ YENİDEN YARGILAMA BAŞVURUSUYLA olabileceğini bilir ve ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI’nı kendi marifetiyle AKP’nin dümen suyuna ters düştüğü için kendi LİDERİ üzerinden itibarsızlaştırıp, sonra da, ÖZGÜRLÜK SÜRECİNİN ÖNÜ TIKANDIĞINDA, yine MİRZABEYOĞLU’nun ‘’Benim özgürlüğüm önemli değil, aslolan ümmetin özgürlüğüdür!’’  sözünü kullanıp, Aslolan Salih Mirzabeyoğlu’nun özgürlüğü değil, Tayyip ERDOĞAN’ın cumhurbaşkanlığıdır demeye getirmez. Mirzabeyoğlu’nun kendi sözlerini, Mirzabeyoğlu’nun canına okumak için kullanmaz. O’nun çilesi üzerinden her adımda, davasına ihanet etmez! Her sözünde, her hamlesinde Mirzabeyoğlu’nu bir de kendisi dost görünüp arkasından hançerlemez! İBDACILIK bu değildir! O fotoğrafları ERDOĞAN’ın CUMHURBAŞKANLIĞI için piyasaya sürenler! İBDACI DEĞİL, sadece İBDACI’yım diyen, İBDA’dan öğrendiklerini, MİRZABEYOĞLU’nun aleyhinde, ERDOĞAN lehinde kullanan, İBDA’nın meşrebine aykırı siyaset güden ve SON DEVRİN EN BÜYÜK DİN MAZLUMUNU’N pir-u pak ismini,çilesini, şahsiyetini, geçmişini kendi politik İSPİYONLARINA çeşni edecek kadar gözüdönmüş; KESİNLİKLE ve KESİNLİKLE  İBDACI DEĞİL, ANCAK ve ANCAK KERHANE DÜZENİNİN, OROSPU KARI TIYNETLİ MEMURLARIDIR!’’

Kaynakça:[1 ve 2: Salih Mirzabeyoğlu – Adımlar, İBDA Yayınları, 1997 shf:108]

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Son Yazılar

İletişim Formu