“Orta Asya’nın Anahtarı Kırgızistan”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Kudüs Savaşçısı ve kıtalararası devrimci Kumandan Carlos’un Türkiye’deki “tek yetkili gazetecisi” ve “Uluslararası dostlarından” biri olarak, Kırgızistan’a en azından on yıldır gitmek istiyordum. Gönüldaş Ali Osman Zor’un 2 Mayıs 2011 tarihinde, CIA, MİT ve Kırgız İstihbaratı FSB tarafından yasadışı bir şekilde gözaltına alınıp, tutuklanması neticesi, oradaki gönüldaşların öncülüğündeki TAZA Din Hareketi’nin davetlisi olarak Bişkek’e gittim.

Birçok basın davasından dolayı,  yaklaşık 14 ay önce yurtdışı çıkışım yasaklandı. İlk ziyaretimi ancak 2012’de Venezüella’ya gerçekleştirebildim. Dolayısıyla Kırgızistan’a ziyaretim ancak bu yıl (2013) nasip oldu. Kırgızistan’a Kurban Bayramından bir hafta kadar önce gittim. Yaklaşık iki haftalık bir ziyaretim oldu. Seyahatimde özellikle, sadece Bişkek’te kaldım ama Bişkek ve çevresini biraz gezdim. Önce 150 yıllık Çarlık Rusya’sı, sonra 70-80 senelik Sovyet-Komünist yönetiminde kalmış olan Orta Asya Türk devletlerinin durumunu kendi gözlerimle görmek, gözlemlemek ve bunları yazmak, değerlendirmekti niyetim. Seyahatimin gayesi sadece bu değildi tabi. Yirmi yıldır, vahşi materyalist Sovyet-komünizm düzeninden vahşi kapitalist, Batıcı bir düzene geçiş sürecini yaşayan Kırgızistan’da nelerin olup bittiğini canlı olarak görmek istedim. Ve tabii ki TAZA Din Hareketi’nin etkisini de gözlerimle görmek niyetindeydim.

Ziyaretimi etkileyen faktörlerden birisi de, Genel yayın Yönetmenliğini yaptığım (eski Türkiye Time) şimdi ise Dünya Time (www.dunyatime.com) haber sitemizde yayınlanan ve başta Rusya’nın en büyük haber sitesi vesti.ru başta olmak üzere bölge haber ajansları ve sitelerinde yankı bulan “İşgalci ABD’den, Kırgızistan’da, Suriye tezgahı”,  Gen. Yayın Yönetmenimiz Rus ve Kırgız medyasında (http://www.dunyatime.com/?p=165), “Manas Hava Üssünde Gizli CIA cezaevi” (http://www.dunyatime.com/?p=170) başlıklı birçok haberimizin etkisiydi.

Kırgızistan’da bulunan ABD işgal üssü ile yayınladığımız haberlerin ülkedeki etkisini bizzat görmek istedim.

Bir İBDA Cephesi olarak Türkiye Time-Dünya Time’da  bölgeyle ilgili olarak yayınladığımız haberler,  bölgede epey bir etkisini göstermişti. Meselâ, ABD Manas Hava Üssü komutanlığı Basın Merkezi ,  “Boston Patlaması CIA İşi” haberimizle, “İşgalci ABD’den, Kırgızistan’da, Suriye tezgahı” haberimiz için, turkiyetime.com sitesinde (şu an www.dunyatime.com)yayınlanan haberlerin gerçeği yansıtmadığı ve daha sonra resmî bir açıklamanın yapılacağı şeklinde yazılı bir açıklamada bulunmuştu. Bu haberlerimiz bölgedeki strateji uzmanları tarafından da ciddi şekilde değerlendirildi. Nitekim ben oradayken, Free Europe-Özgür Avrupa radyosu, sitemizde yayınlanan bir haberle ilgili olarak, oradaki  TAZA Din hareketine mensup gönüldaşlarımızın önde gelen isimlerinden ve Bişkek Şehir Meclisi üyesi Av. Sabur Bey’i cepten  arayıp, röportaj yaptı.

İşte, Gönüldaş Ali Osman Zor’un esir edilerek getirilmesinden sonra, bu cephemizde neler yaşanıyor gibi bütün bu saikler, bu ziyareti gerçekleştirmeme vesile oldu.

Ne yalan söyleyeyim, Sayın Ali Osman Zor’un İBDA adına Kırgızistan’da meydana getirdiği tesirin beklediğimin çok üstünde çıkması, beni oldukça şaşırttı. Bu şaşkınlık ayrıca heyecan vesilesi de oldu…

 

Yeşil Bişkek

Bişkek havalimanına Kırgızistan saatiyle 4.30 da indik. Pegasus Havayolları ile gittik. “Bişkek Havalimanı” dense de, doğru ismi “Manas”… Manas, uluslararası bir havalimanı. Askeri ve sivil bölümleri var. Askerî bölümünde Amerikan işgal kuvvetlerinin askerleri var. Afganistan’ı işgal için, Afganistan’a transfer için kullandıkları.. Çok tepki çeken bir hadise… Bu sene sonunda kaldırılacak.. Yani Kırgızistan meclisi, hükümeti  ve Cumhurbaşkanlığı, Amerikan üssünün kaldırılmasına ve Amerikan askerlerinin gönderilmesine karar verdi, İlk gözüme çarpan şey ise, Manas Havalimanındaki güvenlik görevlilerinin eski Sovyet, -filmlerden gördüğümüz- askerlerinin o kalın, önü çok kalkık şapkalarıydı..Bir zamanlar bizde de vardı. Gerçi bizdeki subay şapkalarından çok daha yüksekte… Eski Sovyet düzeninden kalan o şapkalar hâlâ kalkmamış, kalmış.. Onu gördüm… O tuhaflık dikkatimi çekti. Gece indik. Tabi, arkadaşlar sağolsun karşıladılar ama gece indiğimizde bile şunu gördüm: Bişkek’te ilk gözüme çarpan şey; gece bile, Bişkek müthiş yeşil bir şehir. Yemyeşil bir şehir. Ağaçların varlığından çevreyi göremiyorsunuz. Nitekim gündüz olduğunda onu fark ettim. Bişkek müthiş yeşil bir şehir. Yani İstanbul’dan daha yeşil diyebilirim. Çok geniş parkları mevcut.. Her taraf, bütün o eski evler, apartmanlar arasında geniş arazilerde ağaçlıklar var. Bişkek’in temel özelliği, yeşil olması. Sovyetler orayı yeni baştan kurmuş. Kurarken de geniş plan üzerine kurmuşlar. Mesela beş katlı binalar, apartman daireleri, sosyal evler filan… Kruşçev zamanında kurulmuş, aralarında geniş boşluklar olan ve bunlar ağaçlarla çevrilip, donatılmış. Evler, daireler.. bütün şehir büyük parklarla donatılmış.. Yüzlerce apartman var ve burada çocuklarınızı çok rahat yetiştirebiliyorsunuz. Sakin bir hayat. Bir de, caddeler çok ama çok geniş. Şu ana bile yetiyor caddeler. Düşünün, altmış sene önce yapılmış caddeler ve şu an bile nizamını koruyor. Trafik nizamında şöyle bir ilginçlik var: Kavşaklarda, bizdeki gibi dönel, yuvarlak kavşak yok. Ama buna rağmen Türkiye’deki kadar trafik sıkışıklığı olmuyor. Bişkek’te ilk gözüme çarpan, dediğim gibi yeşil olması, caddelerin geniş olması, düzenli bir planının olması.. Bişkek’te gözüme çarpan bir şey de, Rus dilinin, Rus kültürünün hakimiyeti olmakla beraber, yavaş yavaş, bunun epey kaybolduğu.. Batı kültürünün, Batı hayat tarzının, yavaş yavaş hakim olduğunu görüyoruz. Sokaklarda ise Japon arabaları.. Japon arabası Toyota ve 4×4’leri Lexus’un müthiş bir hakimiyeti var. Ancak toplu taşımacılıkta troleybüsler, elektrikli otobüsler hâlâ revaçta. Ama bunun yanında, dolmuş minibüslerde Almanların mutlak bir hâkimiyeti var. Bütün dolmuş minibüsler Alman Mercedes Sprinter. Eskisiyle yenisiyle.. İlk gözüme çarpanlar bunlar. Alışveriş merkezleri filan… Türkler yapmışlar… Türklerin birçok işyeri var. Konuşmalarda hâkim dil Rusça… Tabelaların çoğu Rusça veya Kırgızca. Sanırım, bütün Orta Asya’da Rusça hâlâ tek ortak dil. Rus kültürünün getirdiği Batıcı etki tamamen silinmiş değil ancak transformasyona-dönüşüme uğruyor. Yani, bu sefer küreselleşmenin de getirdiği bir rüzgârla beraber Avrupa-Amerikan hayat tarzının getirdiği bir şekle bürünmüş…

 

Devam edecek…

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

İletişim Formu