Özgürlük

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Geçen hafta Adım Kültür Merkezinde izlediğimiz İsyan filminde Özgürlük için mücadele eden su taşıyıcısı bir hamal’ın İhtilal Önderliğine giden hayatını, devrimci bir duruşun nasıl olması gerektiğini bir kez daha izleyenlerle birlikte hatırladık.

Filmin en iz bırakan konuşmaları ihtilal önderi ile onu yakalayan kendi ırkından olan bir askerin arasında geçen şu konuşmalardı.

—Eğer yaşamama izin verirlerse onlar için uygunu bu demektir.

    Ve bu onlara uygun ise benim için ölmek uygundur.

Asker : Neden ?

—Çünkü, avcı sadece bir tuzakçı istediğinde veya yerine avlanması için Şahinin yaşamasına izin verir.

Hayatta bırakılır ama bir kafesin içinde.

Asker : Ama bir süre sonra seni serbest bırakırlar.

—Hayır küçük asker. Bu iş öyle dostum.

Eğer biri sana Özgürlük verirse bu özgürlük değildir.

Özgürlük senin, sadece senin, elde etmen gereken bir şeydir.

Anlıyormusun…

  İdama giderken kendisini serbest bırakan düşmanına karşı serbest bırakılmayı reddeden, efsaneleşen bir lider.İngilizlerin efsaneleşmesinden korktukları için kaçmasına göz yummasına karşı kaçmayan ve vatanında ölmeyi tercih eden bir kahraman.Su taşıyıcısı bir hamal’ın özgürlük fikrini yüreğinde büyüterek efendilerine başkaldırışının öyküsü..

Bugün yaşananların özeti gibi..

Ben bir suç işlemedim ki af dileyeyim diyen Salih Mirzabeyoğlu hücresinde direnirken, onu anlamamakta ısrar edenlerin ruh haleti ise ortada…

58 eserinde gerçek özgürlüğü işaretleyen bunu yaşayan yaşatan Mirzabeyoğlu..Özgürlük düşmanları tarafından idam cezasını tek kişilik hücresinde Telegram işkencesi altında yaşıyor..

Zulme yumruğunu sıkmayan, seyreden, zalimi alkışlayan, kardeş sanılanların 12 yıldır kalleşliklerine göz yuman topunun soyunun öz cümlesi ile hepsini yutacak alev dalgaları yüreklerde büyürken;

Hesaplaşma elbet bir gün diyenler o bir günü bugün arayanlardır..

Bir gün dökülecek sırtlanın dişi, kırılacak demir parmaklıkların süngüleri ve inşası süren

İyi,doğru,güzel’in İBDA yeni dünya düzeni Başyücelik kurulacak..Özgürleşecek insan..

Ona muhatap olmak fikirlerini kuşanmak, özümsemek ancak fikirlerini eşya ve hadiselere tesir etmekle mümkündür..Başarı da ancak bu şekilde mümkün olur…

Yalvarmak, yakarmak, ağlamak bir devrimci duruş değil, tam tersine teslimiyetçi bir anlayışın mağlubiyetin göstergesidir..

Doğu Perinceğin hanımı Silivri de yağmurda tahliye olan eşini devrimci bir duruşla beklerken

Mücadelesini şöyle anlatıyordu..Defalarca Silivriye geldik..Duvarları yıkacağız dedik..Bariyerleri yıktık.Duvarları salladık..Binlerce insanı topladık..Ürktüler korktular..Bırakmak zorunda kaldılar.

Biz kazandık…

Karşı cenah bunları söylerken bizlerin durumu ?

Silkelenip yeniden ayağa kalkmanın zamanı gelmedi mi !!!

Devrimci bir duruş ve devrimci bir mücadele olmadan hiçbir başarının olmayacağını

Salih Mirzabeyoğlu’nun mücadelesinden öğreniyoruz…

Bize düşen her şart ve koşulda o mücadeleyi sürdürmektir..

Alanları doldurmak..Duvarları yıkmak..

Ona zulmeden, Onu içeride tutan her kim olursa olsun hesabını sormak..

Biz ocu,bucu, şucu değiliz.

Biz İBDA’cıyız…

“Özgürlük senin, sadece senin, elde etmen gereken bir şeydir.

Anlıyormusun…”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

İletişim Formu