Politika Esneklik Demektir

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Esselâmü Aleyküm.

Herşey nasıl?

(Av. Güven Yılmaz, herşeyin iyi olduğunu söylüyor.)

1 Mayıs nasıl geçti, var mı sizde bir problem? Çünkü diğerleri Taksim Meydanı’na çıkarken problem çıkmış galiba.

(Av. Yılmaz, kendileri bakımından herhangi bir problemin sözkonusu olmadığını söylüyor. Telefonla görüştüğü heykeltraş Ümit Yaşar Işıkhan’ın Carlos’a selâm söylediğini ve Işıkhan’ın 1 Mayıs’ta bir “Carlos tişörtü” ile sokağa çıktığını belirtiyor.)

Çok hoş, çok iyi, çok nâzik. (Carlos gülüyor.)

İyi bir insan bence o sanatçı.

(Av. Yılmaz, Carlos’u doğruluyor ve “sizi çok seviyor” diyor.)

Evet, evet.

Neyse…

Herhangi bir haber var mı bana söyleyeceğiniz?

(Av. Yılmaz, 6 Mayıs 2014 Salı günü, Av. Hasan Ölçer ve Av. Ali Rıza Yaman ile birlikte Adalet Bakanı’na gidip, Mirzabeyoğlu Davası ile ilgili bir görüşme yapacaklarını söylüyor.)

Neticesi iyi olur inşallah; kimbilir.

(Av. Yılmaz da inşallah diyor.)

Biliyorsunuz, politikada, işler tamamen sizin istediğiniz gibi gelişmez. İnsanların kendine göre bir dünya veya toplum görüşü vardır ve biz de kendi inancımıza göre sahib olduğumuz böyle bir anlayış tarzıyla değerlendiririz çevremizi. Fakat “realite”, her günkü gerçeklik, başka birşeydir, anlıyorsunuz, değil mi? İşte bu gerçekliğe kendinizi bir şekilde adapte edebilmelisiniz.

Terkedemeyeceğiniz belli prensibleriniz ve kırmızı çizgileriniz olacaktır, ancak politik olarak, belli dış şartlara da uyum sağlamak zorundasınız.

Erdoğan, bizim hoşlanmadığımız şeyler yaptığı gibi, iyi şeyler de yapıyor aynı zamanda; bu da doğru. Meselâ, Gülen’in adamlarına, CIA’in o adamlarına karşı yaptığı şeyler olumludur.

(Av. Yılmaz, “bekleyelim, görelim” diyor.)

Hayır. Onlarla savaşıyor, bu gayreti ortada; iyidir bu.

Aynı şekilde, Türkiye’nin ekonomik durumu da günden güne iyileşiyor; bu da doğru. Eskiye nazaran çok daha iyi; biliyorsunuz. Yapılması gereken daha çok şey var elbette, fakat Kumandan Mirzabeyoğlu gibi insanların rol üstlenebileceği, meselâ Kumandan Mirzabeyoğlu’nun içişleri bakanı olabileceği yeni bir rejim gelse, fena mı olur? İçişleri bakanlığı fikrini bir örnek olarak söylüyorum, çünkü sizin oynamanız gereken bir rol, öyle sadece mahpusların haklarını falan savunmak değil, Türkiye’de yapmanız gereken müşahhas şeyler var.

Politika, gerçekçilikle karşılıklı olarak sağlanan bir uyumdur. Hattâ taviz bile vermeniz gerekir kimi zaman. Burada, şahsî çıkarların gözetilmesinden veya oportünizmden, fırsatçılıktan bahsetmiyorum.

Ben, nesiller boyu “politik militan” olan bir aileden geliyorum. Bu çerçevede diyeceğim şey, politikada, belli dış şartlara uyum sağlamanız gerektiğidir. Bu nokta önemlidir.

(Av. Yılmaz, “bence, bir devlet başkanı olacak O!” diyor.)

Elbette, neden olmasın, ancak bana sorarsanız, bunun için henüz çok erken. Neyse, bekleyelim ve görelim. Tabiî, öyle olursa, ben de O’nun danışmanlığını yaparım buradan. (Carlos gülüyor.) İnşallah.

(Av. Yılmaz, Erdoğan’ın henüz cumhurbaşkanlığı için adaylığını ilân etmediğini söylüyor.)

Biliyorum, biliyorum. İç bir mesele, sanıyorum. Fakat cumhurbaşkanlığına aday olduğunda seçilecektir.

(Av.Yılmaz, meslekdaşı Av. Ali Rıza Yaman’ın “gelecek hafta” Venezüella büyükelçisiyle Ankara’da görüşeceğini söylüyor.)

Güzel…

Bugün, konuşmak üzere belli bir konuya hazırlanmadım. Türkiye’de veya başka yerlerde yaşanan hâdiselerle ilgili sorularınıza cevab verebileceğimi düşündüm. Bana soracağınız herhangi bir soru var mı bu bakımdan?

(Av. Yılmaz, belli bir sorusu olmadığını, dilediği gibi konuşabileceğini söylüyor Carlos’a.)

Dünyada olan biten birçok hâdise var ama az biraz Fransa hakkında konuşmak istiyorum.

Şu ân Fransa’da, radikal çapta bir resmî hükümet politikası değişikliği var. Bu o kadar berrak ki, -iktidardaki- Sosyalist Parti içinde de büyük problemlerin çıkmasına sebeb oluyor.

(Carlos, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve Fransa Başbakanı’nın, Brüksel’deki Avrupa Komisyonu’nun çizgisini açıkça benimsediklerini ve Fransa’nın hükümranlığı çerçevesindeki belli iktisadî ve sınaî gelenekleri terkettiklerini söylüyor… Bu yaptıklarının, Fransa’nın ihtiyacı bu olduğu için değil, sırf Avrupa’daki bazı “seçilmemiş” komisyon bürokratlarının, aynı şekilde Frankfurt’taki Avrupa Merkez Bankası bürokratlarının arzusu bu istikamette olduğu için gerçekleştiğini vurguluyor… Normalde bir hükümet programını, mecliste o iktidar partisinin veya müttefik parti milletvekillerinin destekleyeceğini, ne var ki Fransa’da iktidar ve müttefik parti miletvekillerinin birçoğunun basına beyanat vererek, bu “sağ” politika değişikliğine karşı oy kullanacaklarını ilân ettiğini belirtiyor… Bu itirazların da sadece ekonomik ve sınaî bakımdan olduğunu, oysa General de Gaulle’ün Fransız bağımsızlığını ve hükümranlığını esas alan jeopolitik çizgisinin bugün tamamen terkedildiğini ve Hollande’ın Sarkozy’den devraldığı “ABD emperyalizmine ve siyonist çıkarlara bağımlı” çizgiyi çok daha ilerlettiğini ekliyor… Siyonizme olan hükümet sadakatinin şimdiye dek görülmemiş bir çapta ve berraklıkta olduğunun altını çiziyor… Bazı sosyal demokratların eskiden de İsrail’i desteklediğini, ancak bugün bunun alenî biçimde gerçekleştiğini ifâde ediyor… Bu gelişmelerin, sadece Fransız halkı için değil, kendisi gibi cezaevinde olan tüm mahpuslar için de kötü sonuçları olacağını söylüyor… Güya solcu olan şimdiki hükümetin, siyonizm taraftarı eski sağcı hükümetleri bile geçtiğini vurgulayarak, Sarkozy’nin bile bunlar gibi İsrail’den doğrudan emir almadığını ifâde ediyor… Bugünkü lâfta solcu hükümetin takib ettiği politikanın, –geçmişteki ister sağ isterse sol hükümetlerin çizgisine kıyasla- Fransa’nın tarihine, kültürüne, geleneğine, herşeyine karşı olduğunu belirtiyor… Geçmişte, komünist Çin’le bile çok yakın ilişkiler kurmuş sağ hükümetler geldiğini, bugünse “sol” hükümetin Amerikan emperyalizmiyle siyonizmin apaçık kuklası olduğunu, bu yaşananların çok tuhaf olduğunu söylüyor… Aynı şekilde, yine geçmişte, çoğu yahudi kökenli binlerce Fransız vatandaşının, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler kararlarına, hattâ Fransa’nın “teorik” politikasına aykırı olarak İsrail ordusuna gönüllü olarak katılıp Filistinlileri katlettiğini ve sonra hiçbir şey olmamış gibi Fransa’ya döndüğünü, kimsenin de onlara ses etmediğini, fakat bügün bu hükümet döneminde, yurtdışına giden “cihadçı” Fransızların dönüşlerinde tutuklanıp hapse atıldığını vurguluyor; BARAN için daha önce de teferruatıyla anlattığı bu ikiyüzlülüğe, tuhaflığa ve İslâm düşmanlığına tekrar dikkat çekiyor.)

Kısa vadede gerçekleşmesi belki zor olabilir ama uzun vadede kazanan mutlaka biz olacağız.

Allahü Ekber.

3 Mayıs 2014

İllich Ramirez Sanchez CARLOS

ADIMLAR DERGİSİ

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

İletişim Formu