“Bu Düzen, Gücünü “Zan”lardan Alıyor!”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Hocam AKP hükümeti çıkardığı son yasayla birlikte, eskiden  büyük vurgunlara, soygunlara zemin hazırlayan, “Özel sektöre ihale edilmiş büyük kamu yatırımlarına” hazine garantisini tekrar getirdi. Bu konudaki görüşlerinizi rica etsek?

Evet tekrar hazine garantisi sunuyorlar. Yani yatırımcılar, bir milyar lira asgari olan o yatırım ve dev projeler var ya. Diyelim ki; piyasadakiler dışarıya borçlanıyorlar veya şuraya, buraya. Yani bir yarım yapmak sonuçta. Bu dev ihalelere girecek ki borçlanması gerekiyor. Bu borçlanmayı devler, içine alıyor. Saçma bir şey. Diyelim yurt dışından borç aldı, ihaleye girdi. Aldı fakat ödeyemedi. O zaman ne olacak? Hepimiz bittik. Yani ihalesini yapamayacak, kaymağını da o yiyecek. Dışarıya borçlanacak. Bir taraftan faiz ödeyecek tabi veya içerideki bankalara borçlanacak. Bunları ödeyememe durumunda, önünüze düştüğü zaman hepsini size ödetecekler. Hazine garantisi bu demek. Siz yapın, yapamazsanız bana gelirsiniz. Bu borçları ben öderim faiziyle beraber. Dolaylı olarak diğer bir borçlanma türü. Şimdi burada işin ilginç tarafı, harika bir şey düşünüyorlar. Çünkü verilen miktar dış borç borç olarak görülecek mesela, haberin ayrıntısına baktığımız zaman. Mesela hava limanı projesi var, otoyol projesi, üçüncü köprü projesi, on beş yeni hastane projesi var. Bunların hepsini hangi firmadan gelecekse, bunlar dışarı veya içeri nereye borçlanırsa onların hepsine hazine garanti ödeyecek. Yani satarsam ben sizin borçlarınızı karşılıyorum. Bu şu demek; hepimizden çıkacak.

Evet, eski dönem hükümetleri hep aynı şekilde, AKP hükümeti daha mı çaktırmadan yapıyor bunu?

Farklı şeyler yapıyorlar. 2001’den sonra düzeni öyle kurguladılar ki. Çok acayip bir durum. Narkozlayarak yapıyorlar ameliyatları. Yani vücuttan alıyor organları, narkozla hiçbir şey duymuyor. Ama yaşam şartları, insanlar daha kötü durumda. Üstelik borç artıyor tabi bir taraftan. Borç sürekli artıyor. Bu sistemlik bir sorun. Hükümet farklı bir şey değil. Bu iktidar gitse de, başka birisi gelse, daha muhafazakâr bir iktidar gelse ya da daha solcu bir iktidar gelse, o sistemi değiştirmediğiniz müddetçe, aynı şeyler devam edecek maalesef. Durum bu.

AKP hükümeti birçok iktisadî problemi devam ettiriyor. Meselâ iç ve dış borçlar, cari açık patlıyor ama bir bakıyorsunuz kamuoyuna, borç yokmuş gibi, acayip bir hava oluşturuluyor. Sanki sadece IMF’ye borcumuz varmış gibi, ona ödenen borç bitince, hiç borcumuz kalmadı havası oluşturuluyor.. AKP hükümeti bu makyajı, imajı nasıl sağlıyor?

Valla sosyal şey şu. Temel bulan değer sayımı şu: borçlanabildiğiniz sürece, habire yeni borç alıyorlar ya. Her zaman ödediğimizden daha fazla borç alıyorlar. Sürdürebildiğiniz sürece devam ettirin diyorlar. Ama biz bunun sonu ne diyoruz? Sonu ABD gibi, Batı gibi vs. Bu öyle bir yere gelecek ki, ödeyeceğimiz bedel miktarı artıyor. Büyük bir ev gibi düşünebilirsiniz ekonomiyi de. Evde sürekli ne yapıyor? Sürekli borca giriyorsun. Diyelim benim bin lira maaşım var. Onunla her ay bin beş yüz lira harcama yapıyorum. Beş yüzle bu sefer yeni borca giriyorum. Borç artarak gidiyor. Nereye kadar gidecek bu? Bütün mesele o. Ben yeni borcu bulamadığım anda patladı gitti.

Reel sektör borca battı, tüketici kredileri patladı meselâ?

Tabii ki, reel sektör Neyi, nasıl üreteceğini öğrendi ama aynı sistem orada da var. Dolayısıyla bu kredi sektörü, piyasa vs. Orada da mesela konut fiyatları almış başını gitmiş. O bozulmaz dediğimiz şey oluşuyor. Parayı bankalar üretti de, havadan üretti. Hadi bakalım sen ne kadar verdin şu kadar, al sana para. Gerçekte öyle bir para yok. Havadan üretti yani. Her şeyin fiyatı artıyor. Çünkü büyük bir insan nasıl o kadar para bularak, getiremez. Bankadan kredi çekince çok kolay. Havadan ürettiği için. Ama gelecekte işte on beş, yirmi, otuz yıl sürekli onu ipotek altına alıyor. Mesela üçüncü köprüyü yapacaklar işte kırk yıl. Kırk yıl borç ödemişsin. Marmaray yapıyor, elli yıl borç ödüyor. Ama bu elli yıllık süreç, çocuklarımızın, torunlarımızın, torunlarımızın torunlarının borçlanması demek. Bugün torunlarımızın torunlarını borçlandırarak bir şey yapıyoruz. Geleceğimizi köleleştiriyoruz, kendimizi köleleştiriyoruz. Bizden öncekiler bizi nasıl köleleştirdilerse bizde bunu yapıyoruz. Daha da artıyor. Bu zincirden kurtulmadığımız müddetçe hem kendimiz köleler gibi yaşayacağız, hem de çocuklarımız, torunlarımız, torunlarımızın torunları aynı şekilde hatta daha beter şekilde. Aynı modda bugün nasıl tıkandı? Bileşik faizde artan borç…  Bu yanlış bir şey. Allah’a harp diyoruz. Allah’a harp olan bir şeyi, hiçbir şekilde gerekçelendirmesinler, açıklamaya çalışmasınlar. Herkesi öyle entegre ettiler ki, bu küresel temas… Müslüman on iki yıl entegre oldu. Faiz normal hale geldi müslümanlar için. Bu çok acı bir durum.

Müslümanların gözünde faizi meşrûlaştıran, mübah gösteren bu hükümet oldu galiba?

Allah’a harp olan bir şeyi, hiç çekinmeden, yöneticilere çıkıp ta avunabiliyorlar ya. O hali de anlayamıyorum. O zaman insanlar nasıl bir şey olur ?.. Öyle bir şey sarmış ki. Yirmi sene önce insanlar bankaların yolunu bilmezdi. Ama şimdi bu bankalar olmadan hiçbir şey alamayız noktasına geldi. İnsanların maaşına güvenin kardeşim. Bir insan bir ay çalışıyor ama açlık sınırının altında maaş alıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Hem insanlar, hem ülke köleleşti. Böyle acı bir sistem. Bunu anlatmak lazım insanlara. Bu mekanizmanın nasıl çalıştığını anlatabilsek herkese, çözüm orada başlıyor. Alaka şu anda bitmiş.  İnsan “ya bu nedir” deyince zulüm o zaman biter. Bu kadar basit.

Zanlarla yaşıyor. Gücünü insanlardaki zanlardan alıyor.

Aynen, aynen. O şişenin içi boş. Sürdürülmesi mümkün değil. Bütün gücünü zanlarımızdan alıyor. Aynen öyle.

 

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

İletişim Formu