ŞAİRE VELVELE

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Salih Mirzabeyoğlu, “İslam’a Muhatap Anlayış”ı örgütleştirerek temsil eden bir şairdir. Salih Mirzabeyoğlu, yaşayan Necip Fazıl’dır. Esir edildiği 1998’den bu yana insanlık dışı bir işkence tatbik ediliyor kendisine. İşkenceyle geçen yılların büyük çoğunluğu -12 yılı- AKP iktidarında geçmiştir ve geçmektedir. Her fırsatta 28 Şubat’la hesaplaşacağını söyleyip Büyük Doğu’yu kurmaktan bahseden RTE, söz konusu Salih Mirzabeyoğlu olunca herkes gibi üç maymunu oynuyor. İşine geldiği zaman 28 Şubat’la hesaplaşacaz, işine gelince Büyük Doğu’yu kurmaktan bahseden bir laf cambazı var karşımızda. Bu durum, Müslümanlarla dalga geçip, duygu ve düşüncelerini de apaçık bir istismardır. Görülüyor ki AKP, Müslüman kılığı altında Müslümanları uyuşturan, onları sömüren ve Müslümanların kanıyla siyaset yapan bir partidir. RTE kadar rejim adına tüm Müslümanları içeride tutmakta ve onlara zulüm etmekte şuan kimse kendi kadar becerikli ve maharetli olamaz. Rahmetli Üstad şair için “peygamber eşiğinin süpürücüsüdür” der. Şairi esir etmek demek, peygamber eşiğinde biriken kir ve pisin mesuliyetiyle, o eşiği süpürmekle vazifeli şairin işini yapmasını engellemek mesuliyeti onlara yeter. Esasen, İslam’a Muhatap Anlayışı temsil eden şaire düşmanlık, İslam’a düşmanlıktır. Salih Mirzabeyoğlu’nun hep dillendirdiği gibi: “şiir idraki Kur’an idrakindendir”. Toplumun, gerçek şairin tesiriyle bu idrake ermemesi için en adi bir şekilde ve insanın kanını donduran Telegram işkencesiyle gerçek şairi şiir yazamaz hale getiriyorlar. İnsanların o idrake ulaşmasını engelleyen ve bunun ıstırabını duymayan, duyamayan his ve mana mahrumu nasıl oluyor da Büyük Doğu’yu kurmaktan bahsediyor. Şu hale baktığımızda, karşımıza, bu hem şaire düşman hem de “sevdirin, nefret ettirmeyin” emrinin tam tersine İslam’ı, nefsinde çirkinleştirmek için her şeyi yapan bir “kaba softa ham yobaz” çıkıyor. Tamam, Salih Mirzabeyoğlu’na yeniden yargılama yolu açamıyor, içerden çıkarmaya gücü falan yetmiyor diyelim. Ama Telegram devam ediyor. Gücü Telegram’ı bitirmeye de mi yetmiyor? En azından insanlık dışı Telegram işkencesini bitirebilir eğer samimi olsa. Ne yazık ki Telegram olanca şiddetiyle devam ediyor.

Dünden bu güne TC de şaire ve şiire yapılan zulüm katlanarak artmıştır. Başa kim geçerse geçsin şair ve şiirin düşmanı oluyor. Vaziyet böyle olunca fikirden süzülme şiirleriyle Salih Mirzabeyoğlu yaşadığımız şu zaman içinde tüm şair ve şiirlerin yükünü sırtlamıştır. Tüm şairler, Salih Mirzabeyoğlu nefsinde esir edilip işkence altındadır. Bu duruma böyle bakılıp böyle tavır alınmalıdır. Ve dediğimiz gibi İslam’a Muhatap Anlayışı temsil eden şaire düşmanlık, İslam’a düşmanlıktır.

Gerçek şairin esir edildiği bir ülkede yaşıyoruz hepimiz. Şairin esir edilmesiyle duygu, düşünce, kelimeler, hayal, tabiat, top yekûn insanlar ve insanların kalplerinde meçhul kalıp gezinen duygulara kadar hepsi esir edilmiş oluyor. Üstad’ın tabiriyle “Allah’ı arama ve malumu meçhullükten kurtarma sanatı olan şiir”, şairiyle beraber esir edilerek Allah’ı arama ve malumun meçhullükten kurtarılmasının önüne geçiliyor. Bu gün yaşayan ve kıyamete kadar yaşayacak olan bütün bir insanlığa karşı suç işleniyor böylece. Kaç şiirden alıkoyuluyoruz yıllarca. Kaç kelimeden, kaç histen, kaç tebessüm ve teessürden ve nice nice fikirden. Bunları bir düşünün. Salih Mirzabeyoğlu kaldığı tek kişilik hücreden ve ağır Telegram işkencesi altında yıllardır şiir yazamadığından söz edip, “bu durum bu halden anlayana çok şey söylemeli” demişti. Bu halden anlayan çıkmadı. Bizim kavgamız ve mücadelemiz şiir ve şair üzerine. Gerçek şair esir edilip işkence altında vazifesini icra edemez hale getiriliyor. Rahmetli Üstad’ın, şair için “peygamber eşiğinin süpürücüsüdür” dediğini belirtmiştik. Şairin bu kutsal görevini engelleyenle, engelleyene ses çıkarmamak arasında hiçbir fark yoktur. Şairin şiir yazamamasının vebali hepimizin boynunadır. Bundan dolayı ki herkes üzerine düşeni yapmalıdır. “Alçaklar, Genç Osman’a ne yaptınız?” diye haykıran ulvi sesin yankısı halinde haykırmalıyız: “Alçaklar, şairi nasıl susturursunuz?”

Son olarak yazımızı bir Mirzabeyoğlu şiiriyle sonlandıralım:

İŞARET

Dünyanın bir ucunda

Bir odanın ucunda

Zaman künyesi tamam

O rüyanın içinde!

Varlık yokluk tamamdan

Var yok devri tamamdan

Uzaklaşır kalandan

Şu hayalin ucunda!

Zaman künyesi tamam

Tamam künyesi zaman

İşaret aman aman

Bir sayının ucunda!

Dünya çapında fikir

Fikir devrinde zikir

Yanıyor yeni devir

Sigaramın ucunda!

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

İletişim Formu