Sansür Yasası ve Anti-Emperyalist Tavır

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir önceki yazıda[1], internet sansürünün, dezenformasyon toplumunun ileri bir aşaması olduğunu ve bunun dezenformasyon toplumlarında  -neoliberalizmin meydana getirdiği gibi- küresel çapta bir dönüşüm sürecine neden olabileceğini yazmıştım.

İkinci eksende ise hacktivizm den söz etmiştim, çünkü hacktivizm küreselleşmiş emperyalist düzene karşı direnişte çok önemli bir mevzidir.

Şimdi ise sansür yasası yürürlülüğe girdi, Dr. Goebbels’in Nazi döneminden beri Batı dünyasında[1]  bu kadar büyük bir devrim belki de yaşanmamıştı. Sanırım TİB ile NAZİ Propaganda Bakanlığı arasındaki benzerlikleri [ve farklılıkları] kaleme alacak bir analize ihtiyacımız var. Böylece AKP hükümetinin sansürcülük konusundaki dünya çapındaki başarısını gün yüzüne çıkartabiliriz. Şüphesiz bu öncüler bir ödülü hak ediyor…  Ancak bunun olacağını zannetmiyorum belki on yıl önce olsaydı bir Nobel Barış Ödülü gelebilirdi, oysa BATI ile koyun koyuna yaşanan 13 yılın ardından şartlar değişti, emperyalizm böyledir işte, uzun dönemli ilişkilerden hoşlanmaz… Her neyse bu ayrı bir meseledir.

Evet hacktivizm diyorduk… “TİB internet yasasında siftahı RedHack’le yaptı!”[2] Bu çok anlamlıdır. Çünkü bu durum küresel emperyalist sistemin, hacktivizmden rahatsız olduğunun dolayısıyla da, hacktivizmin küresel emperyalist sistemi tehdit ettiğinin önemli bir göstergesidir.

Bir şey iyi anlaşılmalı hacktivizm basit bir internet korsanlığı meselesi değildir. Çünkü küresel emperyalist sistem hiç olmadığı kadar internete bağımlıdır. O halde lafı fazla uzatmadan hemen tesbitimizi yapalım, sistemin Aşil topuğu internettir. Çünkü dezenformasyonu kırma imkânı şimdilik sadece internette mevcut.  Bununda nedeni maliyetinin düşük, kullanmanın kolay ve görece anonim olmasındadır. Bugün dezenformasyon toplumunun kirli baronlarının işsiz bıraktığı –ülkemizdeki- yüzlerce gazeteci, gazetecilik faaliyetlerini internet üzerinden devam ettirmekte ve böylece medya sansürünü delmeyi başarabilmektedir.

Bir zamanlar, “büyük devlet”ler arasında denizleri kontrol etme mücadelesi tarihin seyrini değiştirmişti. Biraz abartılı bir benzetme, ancak bugün hükümetler interneti kontrol altında tutmaya çalışıyor ve karşılıklı casusluk faaliyetleri ile bir yandan birbirlerine karşı mücadele ederken, öte yandan da mevcut küresel emperyalist sistemle tehdit eden sansür karşıtı hacktivist gruplarla savaşıyor. Bu bende denizlere hakim olma meselesini çağrıştırmakta…

Her ne ise bir ekonominin, internete ne derece bağımlı olduğunun farkına varırsak, internet alemini kontrol etmenin önemini de kavrayabiliriz. [Üstelik internet sadece ekonomi için vazgeçilmez değildir, internet bilgi kontrolünün en önemli merkezidir.]

Baskıların direnişi kıracağı beklentisi, tarihin pek çok dönemlerinde müşahade edildiği üzere, beyhudedir boşunadır. Hacktivist mücadele sansür dalgasıyla birlikte şiddetlenecektir. Hacktivizmde sansür, mücadeleyi kuvvetlendirecek, hacktivist gruplar yeni gönüllüler kazanacaktır.

İnsanlar bir kere şuurlandığı zaman artık sansür hiçbir işe yaramaz ve küreselleşme ile [pek çokları tarafından Seatle’da başladığı söylenen direniş dalgasından bu yana] dünyanın yüzlerce ülkesinde onbinlerce siyasal gösteri, dünya halklarını özellikle gençleri muazzam ölçüde politize etmiştir. [Tabiî bu büyük bir genellemedir. Ama “dezenformasyona karşı bir kurtarılmış bölge” inşasını anlayabilmek için belki bu tip genellemelere ihtiyacımız var.]

Dezenformasyon ile söylemeye çalıştığım şey de bununla ilgili… Kendilerine yalan söylendiğini bilen öfkeli bir gençlik şimdilik klavyelerinin başlarında [gerçek] siyasal gündemi takip ediyor ve ona çeşitli yollarla müdahil oluyor.

Ancak, AKP hükümeti bir şeyi göz ardı etmektedir: Bu gençleri evlerinde tutan tek şey, ellerinden alındığında doğacak olan sonucu da iyi düşünmek gerektiğini…

Bence bu siyasal iktidar için büyük bir risktir.

Televizyon izlemeyen gençlik [yada gençliğin televizyon izlemeyen kesimi diyelim], bir kez algı mühendisliğinin kontrolünden çıkmıştır artık. Gezi Direnişi’nin bize öğrettiği şeylerden biri bence budur. Bu reaksiyonlar zincirini önlemek mümkün gözükmüyor -tıpkı bir atom bombasının zincirleme reaksiyonları gibi- Çünkü televizyon izlemeyen ve internet ortamında politize olan gençlik, doğru ile yanlışı ayırt etme –en azından sezme- yani temyiz gücünü elde etti bir kez.

Kısaca durum şudur: 46’lık toplumumuzun, 90’lı gençleri sansürcülere karşı büyük öfke duyuyor. [İşin garip tarafı, demokratik olduğu söylenen ülkelerde, genel olarak iktidarların halkların çıkarlarını göz ardı etmesidir. Yoksa sansüre ihtiyaç duymazlardı. Bu rejimlerde yönetenlerin değil, yönetilenlerin taleplerinin meşru sayılması gerekirdi savundukları prensiplere göre. Ancak özellikle 2008 krizinden sonra yaşanan onlarca siyasi gösteri ve grevlerde hükümetler halkları gayri-meşru ilan etme yolunu seçiyor. O halde “demokratik sistem”  büyük bir meşruiyet krizi yaşıyor genel olarak, Occupy Wall Street gibi sayfalar, demokratik sistemlerin iki yüzlülüklerini gün yüzüne çıkartıyor ve bu internet sayesinde milyonlarca haneye ulaşıyor. İnternet sansürünün bir ekseni de bu genel ideolojik kriz ile ilgili olarak düşünülebilir.]

Görüldüğü gibi mesele çok daha uzun konuşulması gereken bir meseledir ancak şimdilik son söz olarak şunları söylemeliyim:

Sansür yasası, bu politik istikrarsızlık ortamında, ateşe körükle gidiyor… Sonuçları hep birlikte göreceğiz.

[1] “İnternet Sansürü Etrafında” http://adimdergisi.com/HaberOku.aspx?ID=28 [Erişim: 21 Şubat 2014]

[2] Türkiye, siyasi eksen bakımından Batıcı dır. Tabii ki halkı tenzih ediyoruz.

[3] Vagus Tv’nin 19 Şubat 2014 tarihle yayınladığı haberin başlığı, haber metni ise şöyle:

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün akşam Twitter’dan yaptığı açıklamayla internet yasasını onayladığını duyurdu. Bu duyurudan birkaç saat sonra ise yasanın ‘siftahı’ yapıldı.

Redhack, Twitter’dan paylaştığı ‘ AKP İstanbul İlçe Bel. Hırsız Adayları Cep Telefon Numaraları’ tweetiyle AKP İstanbul ilçe belediye başkan adaylarının cep telefonu numaralarını paylaştı. Telefon numaralarının paylaşıldığı pastebin.com adlı site atılan tweet’ten kısa bir süre sonra erişime engellendi.

Tweet’te yer alan site linkine tıklayanlar ‘Bu internet sitesi (pastebin.com) hakkında Ankara CBS’nin 08/03/2012 tarih ve 2012/27976 sayılı kararına istinaden Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından KORUMA TEDBİRİ uygulanmaktadır’ yazısıyla karşılaştı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

İletişim Formu