SAVAŞ SINIR KAPISINDAN İÇERİ GİRDİ

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Yazıyı yazmaya başladığımda  tarihi Kesep kasabası Nusra Cephesi ve İslami Cephe’nin yaklaşık 30’a yakın grubunun temsil ettiği muhalif çeteler tarafından işgal altındaydı. Kesep kasabasından Türkmen dağına uzanan geniş ormanlık alanlarda özellikle Nokta 45 olarak bilinen stratejik bölge iki tarafın kanlı savaşına tanık oluyordu.

Kuzeyde Nisr dağı bölgesinde oldukça zayiat veren muhaliflerin bir kolu internetten yayınladıkları mesajla  bekledikleri desteğin kendilerine verilmediğinden yakınıyor . Başka bir grup Kel dağının denize düşen eteklerinde  bulunan sahilde poz veriyorlardı.  Burada verilen resim yazının yayınlandığı anlarda Esad ordusunu destekleyen kesimlerde Lazkiye düşüyor mu endişesini oluşturdu.  Tedirginlik sosyal medyaya yansıdı ve gerek twitterde ve facebookta bir anda yayıldı. Oysa bu boş bir propagandanın parçasıydı.

Sosyal medyaya  kadar yansıyan bir başka ilginç detay ise Türkiye tarafından Suriye tarafına boş gidip yaralılarla dönen Türkiye plakalı arabaların boy boy resimleri ile Türk topçusunun zaman zaman bilinmeyen hedeflere doğru yaptığı atışlardı.

Türkiye’nin  ‘angajman kurallarına uymadığı gerekçesini göstererek’ düşürdüğü Suriye uçağı realitesini de ortaya koyarsak bu adı konulmamış savaşta Türkiyenin de bir taraf olarak fiilen işin içine girdiği anlaşılıyordu.

Peki bu saldırılar nasıl başladı ve kim ne amaçlıyor ?

İlk saldırı 5 gün önce gece saatlerinde gerçekleşti. Doğrudan Yayladağı sınır kapısından Doçka uçaksavar yüklü pikaplar ve tankların desteğinde Kesap sınır kapısı vuruldu. Kapı bölgesinde bulunan 2 karakol ve bölgesel adıyla ‘haciz’ denilen kontrol noktaları vuruldu.  Bu arada destek kuvvetleri Gözlekçiler köyünün karşısına düşen geçiş noktasından girerek bölge 2 noktadan kuşatıldı. Bu bölgelerin  Türkiye sınırına sıfır noktalar olduğunu hatırlatalım. Gözlekçiler köyü ile bu yazının yazıldığı an itibariyle sıfır hattında boşaltılan ve muhaliflerin hizmetine ! verilen köy sayısı 7 idi .

Kesap kasabası ile sınır kapısı arasında bulunan karakollar basılıp askerler ve Milli Savunma Kuvvetlerine bağlı muhafızlar öldürüldükten sonra saldırı asıl mecraya doğru yöneldi. Bu arada Suriye ordusu Kesap kasabasını boşalttıktan sonra geri hatta çekilerek düşmanın hem Gözlekçiler istikametinden hem de sınır kapısı istikametinden gelen kollarını karşıladı. Suriye ordusu ile muhalifler bugün itibariyle Nokta 45 adı verilen stratejik hatta karşılıklı konumlandı ve çatışmalar alevlendi. Nusra cephesinin Suudi kökenli bir militanı aracılığıyla bomba yüklü BMB zırhlı aracıyla nokta 45 in ön savunma girişine intihar saldırısı düzenledi intihar saldırısında albay Samuel Yahya Ganum ve bir kaç asker  öldü, ama hatlar tahkim edildi ve saldırının nihai amacı başarısız oldu.

Nusra’nın öncülük ettiği muhalifler Nokta 45’te çok kısa kaldılar. Bu arada Cephet-ül İslamiyye’nin bir tarassut birimi Kel dağından Lazkiye tarafına düşen Suriye toprağı hattında sahil kesiminde fotoğraf çektirip sosyal medyadan yayınlattı. Bu şekilde muhalif birliklerin Lazkiye şehir sınırına kadar ilerlediği mesajı verilmek isteniyordu. Ancak bu hat Lazkiye topçusunun direk menzili içinde olduğundan ve tutunma olanağı olmadığından sadece bir propaganda amacı taşıyordu nitekim bu noktalara an itibariyle Suriye askeri ve özel kuvvetleri konuşlandırıldı buradaki tüm muhalif tarassut ekibi öldürüldü.

Yazının yayınlandığı şu anlarda şiddetli çatışmalarda elde edilen sonuçlara göre Cebel Nasr  bölgesi muhaliflerden tamamen temizlendi. Bölgede muhalefetin kontrolünde Kesep kasabası ve Türkmen dağının ormanlık alanlarının bir kısmı kaldı. Suriye topçusunun ve hava kuvvetlerinin özellikle Türkiye’den gelen lojistiği kesmek için yaptığı ara harekat ve bombardıman ileri hatlardaki muhalifleri böldü ve desteksiz bıraktı. Türkiye sınırına yakın çeteler destek gördüğü için şimdilik tutunduğundan ileri hatlarda bulunan muhalif gruplar Suriye ordusu tarafından imha edilmeye başlandı.

Bu arada Lazkiye merkezde Tışrin Üniversitesi ve çevresine ayrıca Lazkiye merkez bölgesine çok sayıda Katyuşa ve Grad füzesi atıldı. Çok sayıda sivil burada öldü. Difa-ül Vatan kuvvetlerinin lideri ve başkan Esad’ın büyük kuzeni Hilal Esad ön hatlarda bir Kanasçı  tarafından vurularak hayatını kaybetti.

Aslında savaşın Kesep sınır kapısından Lazkiye’ye yöneltilmesi muhaliflerin Yabrud ,Homs AlZara ve Kalamun bölgelerinde aldıkları yenilgilerden sonra bu bölgelerde kesilen lojistik hatlar yüzünden bunalan  İdlip ve Halep tarafını rahatlatmaya yönelik sahilden bir koridor açıp sağlama amaçlıydı. Lazkiye sahil bölgesi aynı zamanda Suriye ordusunun en güçlü olduğu hatlardan biriydi. Bu yüzden Kesep kasabasının alınmasını bile çok büyük bir propagandaya çevirdiler.

Bu arada hatırlatalım , Suriye askerinin direk saldırıyı sınır kapısından hem de Türkiye topraklarından beklemedikleri anlaşılıyordu. Öyle ki binlerce militan sınır kapısından bu hattan saldırı beklemeyen sadece 40 küsür muhafızın koruduğu kapıya yüklenip Gözlekçiler ve Reyhanlı-Kilis arasındaki hattan aldıkları destekle direk Türkiye topraklarını kullanarak saldırdı. Tanklar ve Doçka yüklü pikaplar Türk askerinin gözü önünde Türkiye topraklarını kullanarak Suriye ordusunun en beklemediği yerden vurmayı başardılar. Bu arada Suriye ordusu daha çok kuzeyi tutmuş ve Halep ile İdlipe açılan bu hattı güçlendirmişti. Çünkü Kesap hattına saldırı  aynı zamanda saldırgan açısından bir intihar anlamına da geliyordu. Suriye askeri muhaliflerin böylesi bir çılgınlığa girişeceklerini düşünmemişlerdi. Bölge tamamen topçu ve uzun menzilli füze bataryalarının kapsama alanındaydı ama hesap Türkiye’nin işin içine girmesiyle değişti. Umulmaz bir çılgınlıkla Türkiyenin desteklediği çeteler bu hattan saldırdı.

Muhaliflere yaklaşan Suriye uçaklarının sinyalleri İsrail yapısı sinyal bozucu cihazlarla bozuldu muhaliflerin Kesaba kadar ilerlemesi bizzat topçu atışıyla desteklenerek arada bir güvenli hat oluşturdular. Böylece lojistik için alan bulmuş oldular ileri hat böylece geriden kendilerince güvene alınmış oldu.

Bu arada Türkiye , taşeronluk hizmetinde insiyatif kaptırdığı Suud ve Katara da bir mesaj vermiş oldu. Saldırıda Türkmenleri ileri hatta sürüp çoğunun katledilmesine sebep oldu. Bu yüzden bölgedeki muhalif Türkmenler arasında Türkiyenin kendilerini umarsızca kendi poltikaları uğruna kullandığına dair yorumlar bile yüksek sesle söylenir oldu.

İleriye dönük bir nihai zaferin muhalifler açısından mümkün olmadığı bu savaşın azmettiricisi olan Türkiye’nin tam da seçimler öncesi böylesi çılgın bir saldırıyı organize etmesi zamanlama açısından manidar.

Üstüne Suriye uçağının düşürülmesi ve askeri açıdan stratejik yoksunluk olarak adlandırılan bu saldırı kanaatimce sınır hattındaki Suriye savunmasının daha da güçlenmesiyle sonuçlanacaktır. Teknik olarak devamlı lojistiği olmayan birliklerin burada tutunması imkansızdır. Halep ve İdlip tarafından Lazkiyeye yönelik bir hat açılmasının daha mantıklı görüldüğü ama bunun bile zor olduğunun düşünüldüğü anda direk Kesep üzerinden en çok korunan Lazkiye hattına yüklenmenin stratejik sığlık ve aptallık olduğu bilincinde olması gereken muhaliflerin aslında ‘’taşeron’’ bir hizmet yürüttüklerini göstermesi bakımından bu saldırı bir örnektir.

Bölgede Cephet-ül İslamiyye bileşeni 30 kadar grup ve Nusra Cephesi ile beraber binlerce savaşçının olduğu varsayılıyor ama telsiz mesajları ve sosyal medyaya yansıyan muhalif seslere bakılırsa ilerleme Nokta 45 hattında durmuş durumda. Bu arada görüştüğüm bir yetkili aslında muhaliflerin Kesep’e girmelerini bilinçli olarak engellemediklerini bu bölgenin muhtemelen toplanma merkezi olacağını ve sınırdan giren düşmanın bu hat üzerinde imhasının kolay olacağı iddiasında idi.

Bu aslında mantıklı bir bakış açısı çünkü yine Türkiye üzerinden Reyhanlı’dan giren muhalifler toplanma üssü olarak Atme kasabasını seçmişlerdi .Benzeri bir şekilde  Kesep kasabasını da sınıra yakın olduğu için seçecekleri aşikar ama bu bölge Lazkiye topçusunun direk hedefi durumunda bu bölgenin sağlama alınması ise Lazkiye’nin tümden ele geçirilmesiyle olacaktır. Bu açıdan bile Atme kasabasından çok farklılık arzediyor. Muhalefet güçlü olduğu Kalamunda bile tutunamazken Kesepte tutunup Lazkiye’yi alması ise imkansız görünüyor.

Kısaca buradaki savaşın sebebinin Türkiye’nin daha çok iç meselelerle bunalan gündemini Suriye üzerine yoğunlaştırıp mevzuyu ‘’milli mesele’’ haline getirerek dikkat dağıtmak olduğu anlaşılıyor. Muhalefetin ise minnet borcuyla nasıl bir intihara sürüklendiğini bu son saldırıdan okuyabilirsiniz. Bölge de muhalif çeteler de Türkiye’yi yöneten iktidar da son kozlarını oynuyor. Bu çılgınlığın ve aymazlığın manası budur.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim Formu