“SİYASETİN GİRDİĞİ MAHKEMEDEN ADALET KAÇAR”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Barolar birliği başkanı Metin Feyzioğlu nun Danıştayın kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmadaki sözünü başlıkta kullanmayı uygun gördük. “siyasetin girdiği mahkemeden adalet kaçar” Tayyip Bey’in eleştiriye ve gerçeklerle yüzleşmeye karşı geliştirdiği kabadayı ve devlet de benim, otorite de benim tavrı ile kimseye eyvallahı olmayan kibir edası hallerinden dolayı, gündemde ilk sıraya oturması gereken konular gözden kaçıveriyor.  Belki kimsenin dikkatini bile çekmemiş olan bu sözleri içinde yaşadığımız ülke gerçeğinin fotoğrafıdır, AKP’nin adalet sistemine göndermedir. Gerçekçi ve iç acıtıcı, mahkûmiyetler ve mağduriyetler yaşatmış bir işleyişin tasviridir. Herkesin bildiği gibi; Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu dönemin siyasi yetkililerinin ve onların güdümündeki hakim ve savcıların kararları doğrultusunda tutuklanmış ve müebbet hapse mahkum edilmişti. Bunları dava hakimleri kendileri de itiraf ettiler. Salih Mirzabeyoğlu davası boyunca hukuk, adalet kavramları ayaklar altına alındı.  Şu an ise güya Müslüman görünen ve inancından dolayı zulme uğrayanların öcünü alma mantığıyla hareket etmek isteyen AKP zihniyeti var karşımızda. Bırakın öc almayı, hesap sormayı, mağduriyetleri gidermeyi sadece geçmişe dönük kin, nefret kusmuklarıyla politik kazanç sağlama peşindeler. “ Geçmişte bize böyle yaptılar bizde aynısını hatta daha beterini yapacağız” şeklindeki hınç hali. Bir şiir okudu hayatı değişti. Erdoğan ve arkadaşları gibi kazançlı çıkanı yok 28 Şubat zulmünden. Neyin hesabını, kimden soracaklar iktidar onların, koltuklar onların, paralar onların, adalet onların. Günü kurtarmak adına, gerçekçi her söylemin, her eleştirinin üzerini yeni yeni “van munit” lerle kapatıyor Erdoğan. Halini arz etmek isteyen vatandaşına; “ananıda al git” derkenki hali, edepli ve terbiyeli bir üslup örneği miydi? Karşısında muhalif gördüğü herkese terbiyesiz, edepsiz yaftasını yapıştırıyor.  Ona göre; gezi olaylarına katılanlar çapulcu, alkolik, fahişe v.s. Kendisine ve politikasına aykırı herkes ve her şey şeytanın adamı ve kötü…

Nefsinden dolayı kin duygusunu besleyenin iyi niyetli ve samimi olamayacağı son dönemdeki ülke siyasetinin öğrettiği en önemli gerçekler arasında. Bunun da en belirgin örneği “KİNDAR” ve bir o kadar da “KİBİRLİ” Tayyip Erdoğan…

Görünen o ki kendisine karşı gelen, eleştirel yaklaşan, gerçekleri konuşan eylemlerde bulunan herkes,  (sıradan vatandaşı, bürokratı, siyasetçisi, kadınını, erkeği) terbiyesizlik yapmış oluyor. İşin esası; Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ ın söylemlerini ve ithamlarını sindiremediği için, H.Kılıç’ın yüzde yüz haklı olarak söylediklerinin yanında, söylemleri “devede kulak” seviyesinde kalan Feyzioğlu üzerinden, gövde gösterisi yapıyor. “Bu kürsüler siyasete ayar yapılacak yerler değil”, “Siyasete meraklıysan cübbeni çıkar gel” şeklindeki açıklamalarla meydan okuyor. Herkesin her konuda yorum yaptığı, otorite olduğu bir ülkede Barolar Birliği Başkanı da konuşuversin azıcık. Bu ifadelerimizden Feyzioğlu’nu haklı bulduğumuz kanaati çıkarılmasın. Netice itibariyle Barolar Birliği Başkanının terbiyesizlik dahi yapmış olsa, bu durum söylediği doğruları yok saymamızı gerektirmez. Bir Başbakanın da tepkisel davranışlarını daha üsturuplu tutum, davranış ve ifadelerle yapması gerektiği kanaatindeyiz.   Psikolojik terapiye ihtiyacı olan bir hal içinde sanırız başbakan. “Yeter artık üzerime gelmeyin” manasında bir çıkışta olabilir danıştaydaki   hali. Her kesimden ayrı ayrı saldırılara mağruz kalıyor çünkü. Keza bir gün öncesinde de İBDA’ cıların Bolu F tipi ceza evi önündeki eylemleri,  kendisini ve sistemini hedef alan sloganları epey rahatsızlık vermiş olmalı. Beyin işleyişinin ve  ruh halinin bozulması  neticesinde ortaya çıkan durum; bunca katakullinin, bunca kumpasın, yalanın dolanın içinde olmaya insan fizyolojisinin ve psikolojisinin dayanamayacağına işaret ediyor gibi. Erdoğan’daki durumun vahametini anlayan A. Gül; sakinleştirme çabasını el müdahalesiyle yaparken, suyuna gitme işlevini de onunla beraber salonu terk ederek gösteriyor. Maazallah sonradan hesap vermek durumunda kalabilir kendisine.

Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça Erdoğan’ın Pensilvanya göndermeleri tam gaz devam ediyor. “Muhalefet partileri ortak bir aday arayışına girmişler; aday, milliyetçi, Atatürkçü, demokrat, kapitalist, faşist, kürt v.s. kısacası herşey olacak, herkese göre olacak. Aslında Pensilvenyada böyle biri var ama o da üniversite mezunu değil. Şartları uymuyor.” diyerek dalgasını geçiyor. Gezi olaylarını unutmuş gibi… Bu halkı gezi eylemlerinde,  farklılıklarına rağmen bir araya getiren; kıyısından köşesinden de, derininden de olsa Tayyip tarafından uğradıkları mağduriyetleriydi. Ortak amaç; Erdoğan diktatörlüğü ve zulmüne, yağma ve talan’ a baş kaldırıydı. Ermeni halkına gösterdiği saygıyı, Amerikan askerlerine duyduğu sempatiyi kendi halkına, kendi insanına hissetmemiştir Erdoğan. Bunu gezi olaylarına bakış açısı,  söylemleri ve uygulamalarıyla vesikalandırmıştır.

Zeliha Arslan

ADIMLAR DERGİSİ

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim Formu