SİYONİST ÇETE GAZZE’YE SALDIRDI

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Siyonist çete Gazze’ye yeniden saldırdı ve 3 Filistinli bu saldırı neticesi şehid olurken, aralarında kadın ve çocukların da olduğu yaralılar var…

Gazze’deki Filistin Hükümeti, İslam dünyasına, işgalci terör devleti “İsrail’in saldırılarının durdurulması için harekete geçmeleri” çağrısında bulundu.

Arap ülkelerinin Filistin’i ihmal ettiğini vurgulayan Filistin Hükümet Sözcülüğü, “Bu durum dolayısıyla İsrail, Filistin’i yalnız bırakılmış, tecrit edilmiş görüyor” dedi.

Filistin hükümeti sözcüsü Nebil Ebu Rudeyna yaptığı açıklamada, “İsrail saldırıları acilen durdurulmalı. Giderek artan bu saldırılarda birçok suçsuz sivil insanlar zarar görmekte ve hayatlarını kaybetmektedir” dedi.

Filistin’in kurtuluşu için vatanları için terörist devlet İsrail’e karşı cihad yapan Hamas hareketi, İsrail’in Gazze’de düzenlediği hava saldırılarının ardından, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı’na (İİT) “acilen müdahale” çağrısında bulundu.

Terörist işgal devleti İsrail adına açıklama yapan terör örgütü yöneticileri “Gazze’nin işgali kaçınılmaz” diyerek tehdide varan açıklamalarda bulundu.

AKP Çorum Milletvekili Murt Yıldırım, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail’in bir süredir düşük yoğunluklu olarak devam ettirdiği ve dün gece sivil yerleşim merkezlerini de hedef alan saldırılarını endişe ile izlediklerini bildirdi.

Yıldırım, şunları kaydetti:

“Uluslararası toplum artık İsrail’in bu saldırgan politikalarına karşı sessiz kalamaz. Bu sessizliğin insani vicdanda yeri yoktur.  Bu itibarla, İsrail’in saldırısına karşı uluslararası toplumun gereken tepkiyi göstermesinin elzem olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

Sadece devlet terörü olarak nitelendirilebilecek bu saldırıların durdurulması ve uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli yaptırım için başta BM olmak üzere uluslararası toplumu gereken girişimlerde bulunmaya davet ediyoruz.

Türkiye halkının her zaman gönlünde ayrı bir yeri olan Gazze ve Filistin halkı ile dayanışmamız ve işbirliğimiz artarak devam edecektir. Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu olarak İsrail’e bu saldırıları derhal durdurmasını ve bölgede barışa fırsat tanımasını tavsiye ediyoruz.”

Yukarıdaki açıklamaları kısaca özetlersek, terör örgütü İsrail yine fütursuzca saldırmış. Yine katliam gerçekleştirmiş. HAMAS ve Filistinliler ise haklı olarak İsrail gibi emperyalizmanın maşası olan bir güç karşısında “kardeş” bildikleri Müslümanlardan yardım istiyorlar.

Müslümanların ne yaptığı da AKP adına açıklama yapan şahsın acziyet dolu ifadelerinde kendini belli etmiyor mu? Saldıran emperyalizma, AKP ise emperyalizmanın bir başka maşasını, BM’yi göreve çağırıyor. Filistin topraklarını işgalcilere peşkeş çeken uluslararası toplum denilen eşkiyaların vicdanına sesleniyor. Bölgede barışa fırsat tanımak için İsrail’e saldırıları durdurmasını tavsiye etmekteymişler. Celladından merhamet dilenen bu aciz ve korkak dil ve üslup mu terör çetesini korkutacak da katliamlarından vazgeçirecek. Hiç açıklama yapmasalar daha iyi. Adamlar belki suskunluğu bir gizli plana bağlar da tedirgin olur. Bilakis, bu konuşma, katilleri daha da cesaretlendirmekten başka bir şeye yaramaz.

İşin aslı da bu ki İsrail, güya Müslüman, korkak ve ödlek, hain ve işbirlikçi bu tavırdan cesaret almakta… Hani RTE Gazze’ye gitme sözü vermişti, niye gitmedi, gitmiyor? Hani Peres’e “van münit” çeken kahraman (!) kendisi değil mi ki Gazze’ye gidemiyor?

Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun dünya üzerinde zulme maruz kalan kardeşlerimiz için tesbiti, bizim adam olamadığımız yönünde… Şayet biz adam olsak, tarihi misyonumuza sahip çıkabilsek, kimse böyle fütursuzca katliam yapmaya saldırmaya cesaret edemeyeceği gibi, bir saldırı olsa dahi, buna karşılık emperyalist eşkiyalara yalvarılmaz, gereken, gerektiği şekilde yapılır ki bir daha hiç kimse, saldırmaya cesaret edemesin.

Hani geçenlerde RTE, Fransızlara, Kanunî’nin mektubunu bir daha göndermiş ve dünyayı kendisine güldürmüştü. Düşmanına gerektiği yerde tokatı basmak yerine, mektup yollamak, hem de bunu “benim şimdiki halime bakmayın, dedem size neler demişti” diye dedesinin mektubunu bir daha yollamak kadar derin psikolojik bir vaka mümkün olabilir mi? Deden o mektubu gönderdiğinde, karşısında dünya korkudan titremekteydi, ya sen? O mektup, karşıdakinin bu psikolojide olduğu bilinerek, buna güvenilerek, tesirinden emin olunarak gönderildi, ya sen neyine güvendin? Ve bu psikolojideki birisi, dünyayı kurtaran kahraman pozlarında kendisini tüm dünyaya pazarlarken ve içeride de bunun propagandası yapılıp, RTE’ye bütün İslam âleminin kurtarıcı gözüyle baktığı vurgulanırken, biz, bu desteksiz atışın çok tehlikeli neticeler doğuracağını ve neticesinde buna ümit bağlayarak bazı teşebbüslere girişenlerin hüsrana uğrayacaklarını vurgulamıştık. Böylesi bir ümit vermeye hakları olmadığını, çünkü bunun altından kalkmayacakları bir yük olduğunu ve kendilerinin de o çapta olmadığını söylememize rağmen, ille de alâda görünme sevdasıyla olmadıkları mânânın sahibi görünmek yolunda her şeyi berbat ettiler.

Kısacası şu: Vakti ve zamanı geldiğinde tokatı basamayacaksan ona göre susacak, kimseye de ümit vermeyecek, olmadığın mânânın sahibi görünmeyeceksin. İşte bu sebepledir ki, en yakın misal olması bakımından Suriye’de katledilen çocukların vebali de AKP’nin üzerindedir. Suriye’lileri de kışkırtan ve “3 aylık ömürleri var!” diyerek isyana teşvik eden, çoluk-çocuk ölüme gönderen yine kendileri değil mi?

Biz burada adam olamazsak, dışarıya bir faydamız olmaz. Bizim adam olmamızın yolu da malum, önce bağımsızlığımızı elimize alacağız, emperyalizmin işbirlikçilerinden hesap soracağız. Emperyalizmayı topraklarımızdan def edeceğiz önce ki, başkalarının topraklarını kurtarmaya sıra gelsin. Daha kendi iç oluşunu tamamlamadan büyük politika hayalleri görmek, zamanın dışına düşmek, zamanı kokutmak demektir ki dolayısıyla yobazlıkla eş.

“Gasbedilmiş bütün haklarımız için hedef iktidardır!” demekteydi Mirzabeyoğlu; iktidarı hedef almayan her hamle de yarım oluş olarak, gerçek oluşun önündeki engeldir.

Engelleri ve engelcileri eze eze…

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Son Yazılar

İletişim Formu