Uluslararası Hukuk Dediğiniz, Zayıfı Ezen “Güçlü”nün Maskesidir

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Rusya Devlet başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ve Kırım krizleri sebebiyle düzenlediği bir basın toplantısında, Uluslar arası hukuk iki yüzlülüğünün maskesini bir çırpıda yırtıp atan bir cevap vermiş: “Irak, Afganistan ve Libya’da uluslararası hukuk çiğnendi!” Aynı Putin bundan yaklaşık 5,5 yıl önceki (Ağustos 2008) Rus-Gürcü savaşında da, “Batı’nın masum Gürcüleri katlediyor ithamlarına karşı “Yahu siz (ABD-NATO), sadece Irak ve Afganistan’da milyonları katlettiniz deyiverince, Batılı gazetecilerin aklına başka bir soru sormak gelmemişti.

Kırım ve Ukrayna meselesini bilmek için, 5,5 yıl önceki Gürcistan*Rusya savaşına gitmek lâzım. Oradaki Gürcistan’ı, tıpkı bugünkü gibi gazlayıp, Rusya ayısının önüne yem olarak atan, ardından timsah gözyaşlarıyla özür dilemek zorunda kalan ABD-AB’nin biçareliğini görmeden, bugünkü Kırım ve Ukrayna savaşlarını anlayamayız. Ta  o zaman, Ağustos 2008 başlarında yazdığımız tesbitler  acı da olsa bugün teker teker  yaşanıyor.

Uluslararası hukuk diye bir şey yoktur! Uluslar arası hukuk dediğiniz şey, zayıfın canına okuyacak olan güçlünün yüzüne taktığı bir maskedir.

Bugün dünyamızda emperyalizmin en alçak bir yüzü sergilenmektedir: Adı, bizim yıllar önce “insan hakları emperyalizmi” dediğimiz, Meşhur gazeteci Pepe Escobar’ın ise “insancıl emperyalizm” dediği türden bir emperyalizm. Gözüne kestirdiği ülkeyi işgal etmek, talan etmek, katliamlarda bulunmak için, insanların merhamet duygusunu sonuna kadar sömüren bir emperyalizmdir bugün yaşadıklarımız. Birleşmiş Milletler Domuzlar Diktatoryası (Salih Mirzabeyoğlu Başyücelik Devleti kitabı) kendi aralarındaki çekişmelerde,  artık demokrasiyi ihraç malı bir silah olarak kullanıp, ardından, “insan hakları füzeleriyle” katliamlar gerçekleştirmektedir.

Batı-ABD, her zaman olduğu gibi vahşî istismarın en büyük ustasıdır. Tıpkı bugün, Kırım ve Ukrayna’da yaşanılanlar gibi…

 Irak, Afganistan, Libya, mal, Orta Afrika Cumhuriyeti, Filistin vs. işledikleri ve hâlen işlemeye devam ettikleri katliamları gözlerden saklamaya çalışanlar, Ukrayna’daki, Kırım’daki masumların canı üzerinden, emperyalist bir politika geliştirme utanmazlığı içindeler.

Artık ABD’nin dünya hâkimiyeti propaganda olarak da sona erdi. Fiîli olarak zaten hiç mümkün olmamıştı, propaganda ile idare ediyorlardı ama son Kırım ve Ukrayna hadiseleri bunun bir balon olduğunu apaçık gösterdi.

ABD ve Batı, Gürcistan’dan sonra Kırım ve Ukrayna’da da ettiği laflarla kaldı. Rusya, bu tehditleri yemedi. Alacağını, aldı, geri kalanını karıştırdı, siz düşünün dedi.

Bugünü anlamak için dünü bilmek lazım derler ya, işte Bundan 5,5 yıl önce Rus- Gürcistan savaşıyla ilgili olarak yazdığımı bir makalenin son kısmını tekrar yayınlıyorum

AB-D: “Erkekliğin Onda Dokuzu, kaçıp, uzaktan havlamaktır” diyor!

Vatanımızın da belalısı ve Pentagon’un alımlı cariyelerinden ve Hudson kadrosundan Dönme Zeyno Baran şöyle demiş: “ ABD’nin ne kadar ileri gidebileceğini tahmin etmek güç. Rusya’ya ‘dur’ demenin ciddî yankıları olur. Orta Asya, Azerbaycan’daki çıkarları tehlikeye girer.  Rusya, Ortadoğu’da eli sıkışmış ABD’nin  aktif bir şey yapacağını hesaba katmadı. ‘Cevap vermez’ diye düşündü.” Kısaca, ABD’nin bir şey yapamayacağını kibar dille ifade etmiş Zeyno ve bunun sebebinin de, ABD’nin Irak bataklığına saplanması olarak izah ettiğini söylemiş.  Nitekim ABD adam gibi bir kınamada bile bulunamadı. Gürcistan’ı, harcanacak küçük bir sinek olarak gördüğünü göstermiş oldu. Bunun için tehlikeye girmeye değmez dedi. Düne kadar, Sorosun milyon dolarlarıyla başa getirdiği elemanlarını birkaç sorti karşısında satıverdi. AB’yi ise adam yerine koyan hiç kimse yok. Nasıl olsa önümüz kış ve doğalgaz vanaları Rusların elinde. AB, seve seve olmazsa, ‘SS 2’olarak oturacak masaya!  Rus-Gürcü savaşı, en başta AKP/Türkiye olmak üzere, bütün AB-D, Batı işbirlikçilerini ürküttü. ‘Bizi de böyle satarlar mı?’ Diye! Irak ve Afganistan, ABD’nin elini öyle bir kampanaya sıkıştırmış haldeki, değil bir yere gitmek, bir yöne bile dönemiyor. “Savaşların Anası”, “Emperyalizmin Anası”nı köşeye sıkıştırmış durumda. Büyük bir basiretsizlik göstererek Kosova’da attığı tohum, Kafkaslarda ayağına dolanan bir sarmaşığa dönüştü

Türkiye: “Dünyanın Tek volkanı”

Çin denizinden, Fas’a hattâ Meksika’ya kadar, dünyanın neresinde bir deprem, bir sismik hareket meydana gelirse, bu, ateş fışkıran bir volkan gibi Türkiye’yi patlatıyor. Bu açıdan Türkiye’de idareye talip olan kadroların bunu bilmesi ve buna hazırlıklı olması gerekiyor. AB-D’ye, İsrail’e, Çin’e, Rusya’ya bel bağlayarak iktidarlarını sürdürebileceklerini düşünenler çok yanılıyor. Türkiye, bütün dünyanın depremlerinden harekete geçen bir volkan, bu böyle biline! Çin’de patlayan bombalar, Hindistan’da patlayan bombalar, Tayland’da patlayan bombalar, Afganistan, Irak, Pakistan, Filistin, Somali, Fas, Cezayir, Çeçenistan, Kosova,  vs. ye kadar bütün çatışmalar Türkiye’yi titretiyor ve ona tarihî misyonunu hatırlatıp, ikaz ediyor. “Bu misyonuna sahip çıkana kadar, her sarsıntıda korkudan terler dökmeye, titremeye devam edeceksin!” Dünyaya, dün sen nizam verdin, bugün de sen nizam vereceksin, bundan kaçışın yok! Bu meşakkatli vazife Allah’ın senin sırtına yüklediği kutlu ama o taşınması o kadar da zor büyük bir yük. Sen bu savaşın içine girip, kendi misyonunu yerine getirmekten kaçtıkça, savaşlar senin yanına gelecek. Bir gün uyanacaksın ki, dört bir tarafın patlayan bomba dumanlarında gökleri göremez olmuşsun! Daha düne kadar hatırlamayıp ta, ABD emperyalizmine uşaklık etmek için girmek zorunda kaldığın İslâm şehri Batum, sana misyonu hatırlatıyor, hem de  seni de içine alıp, yakacak bir ateşle. Doğu Türkistan, patlattığı bombalarla sana mesaj veriyor: “Görevin hatırla ve misyonunu yerine getir.” Keşmir sana mesaj veriyor: “Görevin hatırla ve misyonunu yerine getir!” Nasıl Çenistan, Filistin, Bosna, Kosova san mesaj veriyorsa, Somali, Burma, Fas, Mozambik, Moritanya ve hattâ Latin Amerika dahi sana mesaj veriyor: “Görevini hatırla ve misyonunu yerine getir!” Diye! Dünya, senden, “Kıtalararası bir İhtilâl” bekliyor. Sen kaçtıkça bu bu ihtilâl muazzam yakıcı ateşiyle senin kucağına düşüyor! Dünya senden, kaos’u kendi kozmosuna çevirmeni büyük bir arzuyla bekliyor, Türkiye!

Titre ve kendine DÖN!

Kendi aslî misyonuna- BAŞYÜCELİK’E DÖN!”

Gürcistan yerine, Ukrayna ve Kırım’ı koyun, bugüne ne kadar benziyor değil mi?

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Son Yazılar

İletişim Formu