ZAFER ÇAĞLAYAN’IN SAATİ

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Hatırlanacağı üzere Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın 700 bin tl’lik saati ve nasıl aldığı epey konuşuldu halen de konuşuluyor. İşin ilginci, ekonomi sahasının zirvesinde bulunan bir kişi olarak yaptığı komik açıklamalardı. Rıza Zarrab’ın iş adamı olması, Zafer Çağlayan’ın ekonomiden sorumlu bakan olması ile Zarrab’ın vergi kaçakçılığından dolayı 17 Aralık öncesinde herhangi ciddi bir soruşturmaya tabi tutulmayışı v.s. aralarındaki bağı gözler önüne seriyor. Şöyle söylüyor Çağlayan;   “Saatin tanıtımını gazete ilanında gördüm ve saat bayisini aradım, tesadüfen Rıza Zarrap oradaymış ve aldı bana gönderdi. (samimiyete dikiz) Parasını ben ödedim. Garantisi benim adıma.” Sıradan her vatandaşın bildiği gibi, garanti belgelerinde alıcı ismi yazılmaz. Satıcı firmanın ismi, kaşesi v.s. bulunur. Ancak ürünle beraber alınması şart olan faturada alıcı ismi yer alır. Zaten firma yetkilileri de bu açıklamanın ardından şöyle bilgilendirme yapmışlar: “Hiçbir ürünümüz için gazete ilanı vermedik, garanti belgesine isim yazmayız.” Gerçekten bir ekonomi bakanının savunma sırasında inandırıcılığını yitirten bu açıklamaları komedi. Kılıçdaroğlu’nun sözlerine hak vermemek elde değil; “Zarrab vermediği sanılan vergileri keş para olarak bakanların, Erdoğan’ın eline vermiş”. Zannederiz 700 bin liralık saatte bu ödeme şeklinden sadece biri.

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir”. Ekonomi bakanının söylerken basit gibi olan saatinin tutarı ile oğlunun düğününde gelinine taktığı takının bedeli; açlık sınırındaki kaç çocuğun, hastane kapılarında bekleyen kaç hastanın, sokağa düşen kaç kadının, boşanmaya yeltenen kaç çiftin derdine derman olur. Böyle bir manzara karşısında halen “imanımızı sorgulayamazsınız” diyerek Müslümanlık iddiasında olmalarını hayretle karşılıyoruz.

Ekonomik anlamda halkını tatmin edemeyen, işsizlik, açlık, yoksulluk olan bir ülkede; bu gidişatın vazifesi icabı ilk sorumlusu olan ekonomi bakanının kolunda, kendi imkânlarıyla almış dahi olsa bu maliyetteki bir saatin kolunda oluşunu ahlaki bulamayız. Eğer sağlık alanındaki yetersizliklerden dolayı ilaç, doktor, hastane, teçhizat v.s. mağduriyetler oluyorsa sorumlu olarak Sağlık Bakanını görürüz ki öyle. İnsanlar işkencelerle tutuklanıp, haksız mahkûmiyetlere çarptırılıyorsa (Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu bunun en bariz örneğidir) ilk muhatap Adalet Bakanıdır.  Halkı parasızlığın, işsizliğin ve açlığın getirdiği manzara; hırsızlıklar, cinayetler, boşanmalar, intiharlardır. Evine ekmek götüremeyince intihar eden babaların, parasızlıktan fuhuş batağına saplanan kadınların, açlıktan uyuyamayan, okuyamayan, ekmek-simit çalarak hırsızlığa alışan çocukların vebali, ekonomi bakanlığı yaptığı için bizzat Çağlayan’ ın üzerindedir. Kolunda taşıdığı saatin mahiyetiyle ise vatanına, milletine ihanet eden bir vekildir. Vicdani, insani, imani hassasiyetleri hiçe sayan bir kişiliğe örnektir. Esasen Tayyip Erdoğan da velevki; hiçbir şeye bulaşmamış, para aşırmamış bile olsa;  emrinde çalışan bakanların sorumluluğundan dolayı ve Bilal’in babası (yetiştiricisi) olması hasebiyle daha büyük vebal ve daha büyük ihanet içerisindedir.

 

Zeliha Arslan

ADIMLAR DERGİSİ

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on pinterest
Pinterest
Share on pocket
Pocket
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

İletişim Formu