YENİDEN YAPMAK
Salih MİRZABEYOĞLU
Evvelâ Doğu’yu ve Batı’yı keşfetmek… Kendi kendimizi keşfetmek… Ruhumuzu ve maddemizi keşfetmek… Maden damarlarımızdan evvel duygu ve düşünce damarlarımızı keşfetmek… Edebiyatımızı, musikimizi, mimarimizi keşfetmek… İmân ve inkâr hedeflerimizi keşfetmek… Muaşeret edebimizi, kılığımızı, tavrımızı keşfetmek… Dinimizi, dilimizi, tarihimizi, siyasetimizi keşfetmek…
Anadolu’yu, Rumeli’yi, isterseniz İstanbul’u, Boğaziçi’ni, Adalar’ı keşfetmek… Hâsılı şehri keşfetmek… Ve köyü…
Nasrettin Hoca’nın teker teker üzerlerine işedikten sonra, “Buna değmiş, buna değmemiş!” diye yine teker teker yediği meyvelerden öz meyvelerimizden üzerlerindeki 150 yıllık pisliği temizleyip asıllarının “pir-ü pâk” olduğunu keşfetmek…
Partiyi, derneği, sendikayı, hükümeti, demokrasiyi, mektebi, üniversiteyi, öğretmeni, profesörü, çocuğu, anneyi, kadını, erkeği, köyü, kenti, herşeyi, herşeyi yeni baştan…
Sürek avına çıkar gibi, bütün madde ve ruh kıymetlerimizi, çepçevre sardığımız, bunların tahlilini, terkibini, nisbetini, mukayesesini yaptığımız ve herşeyi bir kıymet hükmüne bağladığımız gündür ki:
— “Keşfolunmuş olacağız!”
Ancak bundan sonradır ki, kurtuluşun boşlukta mekân işgal etme hakkının müzâkeresine sıra gelebilir.
Başlıca keşif mevzuumuz bilindiği sanılan İslâm’ı keşfetmek… Yobazı, satıhçıyı, sahtekârı, gerçeği, istismarcıyı ve samimiyi keşfetmek…
150 yıldır yapılan her şeyi yıkıp yenilerini keşfetmek…
Maddede ve mânâda her şey yeniden yapılmaya muhtaç…
İSLÂMA MUHATAP ANLAYIŞ gerek!
(Salih Mirzabeyoğlu, İslâma Muhatap Anlayış, İbda yay., 3. Basım, sh: 77-78)










