JEOPOLİTİK KÖRLÜK MÜ, SERMAYE BAĞIMLILIĞI MI?

Türk Dış Politikasının Yemen, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu Sınavı

Adnan DEMİR

Giriş: Doğu Akdeniz’den Babülmendep’e Türk Güvenlik Doktrini

Türkiye’nin ulusal güvenlik mimarisi, Doğu Akdeniz’deki enerji mücadeleleri, Suriye’nin kuzeyindeki terör koridoru ve “Vaat Edilmiş Topraklar” söylemleriyle biçimlenen İsrail odaklı yayılmacı tehdit algısı üzerinden kurgulanmak zorundadır (1). İsrail’in bölgesel varlığı ve askerî hırsları, Türkiye’nin güney kuşağı ve deniz yetki alanları için doğrudan varoluşsal bir jeopolitik sınama teşkil etmektedir.

Ancak Ankara’nın Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Arap Yarımadası projeksiyonu detaylıca incelendiğinde, güvenlik söylemi ile fiilî diplomatik angajmanlar arasında derin bir uyumsuzluk göze çarpmaktadır.

İsrail ve ABD’nin bölgedeki deniz hâkimiyetini ve ticaret yollarını doğrudan hedef alan yegâne aktör Sanaa merkezli Ensarullah yönetimi iken; Türkiye’nin resmî diplomasisi Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Batı destekli Aden yapılanması hattında konumlanmaktadır (2). Bu durum, “devlet aklı” olarak kavramsallaştırılan stratejik plânlama mekanizmasının uzun vadeli güvenlik ihtiyaçları yerine kısa vadeli sermaye girdilerine ve konjonktürel dengelere öncelik verdiğini ortaya koymaktadır.

1. Sanaa Hükümetinin Jeopolitik Değeri ve Anti-Siyonist Direniş Hattı

Babülmendep Boğazı, Doğu Akdeniz ve Süveyş Kanalı’nın güney kapısını oluşturan, küresel deniz ticaretinin ve enerji hatlarının en kritik geçiş noktalarından biridir (3). İsrail’in Eylat (Ümmü’l-Heraş) Limanı’nı işlevsiz hâle getiren, Kızıldeniz ticarî trafiğinde Siyonist lojistiğe ağır darbe vuran ana unsur, Sanaa hükümetinin füze, İHA ve insansız deniz aracı kabiliyetleriyle kurduğu askerî denetimdir (4).

Jeopolitik Eşleşme: Türkiye’nin Suriye, Lübnan ve Doğu Akdeniz’deki İsrail nüfuzuna karşı koyabilmesi, İsrail’i güneyden kuşatan ve deniz yollarını tıkayan aktörlerle örtülü veya açık bir stratejik paralellik kurmasını gerektirir (5).

Sanaa’nın Konumu: Körfez hanedanlıklarının aksine Sanaa hükümeti, Batı emperyalizmi ve İsrail ile hiçbir diplomatik ya da ekonomik pazarlığa girmeyen, bölgesel bağımsızlık söylemini fiilî askerî eyleme dönüştüren bir aktördür (6).

2. Ankara’yı Suud ve Körfez Eksenine İten Ekonomi-Politik Çelişkiler

Ankara’nın Sanaa yönetiminin sunduğu jeopolitik imkânları göz ardı ederek Suudi Arabistan ve Körfez çizgisiyle stratejik ortaklıklar kurmasının arkasında temel ekonomi-politik ve ideolojik nedenler yatmaktadır:

a) Sermaye Önceliği ve Finansal Bağımlılık

Türk dış politikasının son yıllardaki ana yönelimlerinden biri, stratejik ve güvenlik hedeflerinden ziyade sıcak para akışına, swap anlaşmalarına ve Körfez sermayesinin doğrudan yatırımlarına endekslenmesidir (7). Suudi Arabistan ve BAE ile yürütülen savunma sanayii ihracatı ve ortak yatırımlar, uzun vadeli jeopolitik önceliklerin önüne geçmiş görünmektedir.

b) Mezhepsel Kodlar ve Soğuk Savaş Kalıntıları

Türk dış politika bürokrasisi ve karar alıcıları, Yemen meselesine uzun süre mezhepçi bir perspektifle yaklaşmıştır (8). Sanaa hükümetinin yalnızca “İran’ın vekili (proxy)” şeklinde kodlanması, bu yapının özgün anti-emperyalist ve anti-Siyonist karakterinin tahlil edilmesini engellemiş; bu da Ankara’nın ABD/İsrail ekseninde yer alan Suud rejimiyle aynı hizada durmasını kolaylaştırmıştır (9).

c) Legalizm ve Şekilci Meşruiyet Anlayışı

Ankara, uluslararası ilişkilerde meşruiyet ararken “BM tarafından tanınan hükümet” kalıbına sıkışmış; Yemen coğrafyasının ana omurgasını ve nüfusun büyük bölümünü yöneten Sanaa’daki fiilî iktidarla diplomatik temas kurmaktan kaçınmıştır (10).

3. Afrika Boynuzu Denklemi: Somaliland, İsrail Yayılmacılığı ve Türkiye’nin Pozisyon Çelişkisi

Kızıldeniz’in güvenliği ve denetimi yalnızca Yemen kıyılarına değil, doğrudan Afrika Boynuzu’na (Somali-Somaliland-Etiyopya) bağlıdır (11). İsrail’in Kızıldeniz’deki lojistik ablukaları kırma arayışı, Somaliland’ın bağımsızlık iddiaları ve Etiyopya ile yapılan liman/üs anlaşmaları üzerinden şekillenmektedir (12).

a) İsrail’in Afrika Boynuzu Hamlesi

İsrail, Filistin ve Doğu Akdeniz’deki eylemleri nedeniyle Babülmendep’te Sanaa hükümetinin fiilî deniz ablukasına takıldıktan sonra, Afrika kıyısında tutunma arayışına girmiştir. BAE desteğiyle Somaliland üzerinde askerî üs, liman ve istihbarat tesisleri kurma girişimleri, Tel Aviv’in Babülmendep’in güney çıkışını Afrika yönünden denetleme stratejisinin parçasıdır (13).

b) Sanaa Hükümetinin Çifte Jeopolitik İşlevi

Sanaa yönetimi, yalnızca Yemen coğrafyasından İsrail’e askerî baskı uygulayan bir yapı değildir; aynı zamanda Babülmendep Boğazı’nın Asya yakasından Kızıldeniz’i kapatarak BAE-İsrail ekseninin Somaliland ve Etiyopya üzerinden kurmak istediği “Kızıldeniz-Afrika Koridoru” projesini işlevsiz kılmaktadır (14).

c) Ankara’nın Somali Politikası ve Stratejik Çıkar Yolu

Ankara, Mogadişu (Somali Merkezi Hükümeti) ile güçlü askerî ve ekonomik bağlara sahip olmasına ve Somaliland-Etiyopya arasındaki liman anlaşmasına karşı Somali’nin toprak bütünlüğünü savunmasına rağmen, bu tutumunu bütüncül bir Kızıldeniz güvenlik doktrinine dönüştürememektedir (15). Türkiye, Somaliland/BAE/İsrail eksenine karşı Somali’yi desteklerken, aynı denklemin Yemen ayağında BAE ve Suud yanlısı Aden yapılanmasını meşrulaştırmakta, Sanaa hükümetini denklem dışı tutmaktadır. Oysa Somaliland üzerindeki İsrail nüfûzunu kıracak ve Afrika Boynuzu’nu dengeleyecek en doğal müttefik, boğazın karşı kıyısını kontrol eden Sana yönetimidir.

Sonuç: Stratejik Basiretsizlikten Jeopolitik Gerçekliğe

İsrail’in Anadolu coğrafyası için en büyük ve varoluşsal tehdit olduğu kabul edildiğinde, İsrail’i denizden ve karadan sıkıştıran aktörlerin desteklenmesi jeopolitik realizm gereğidir. Türkiye’nin Suud ve BAE rejimleriyle kurduğu kısa vadeli finansal ortaklıklar, bu ülkelerin güvenlik şemsiyesini tahkim etmekte; bu durum dolaylı olarak ABD-İsrail ekseninin bölgesel tasarımına hizmet etmektedir (16).

Türkiye, Doğu Akdeniz, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu’nda İsrail yayılmacılığını gerçekten dengelemek istiyorsa:

Yemen politikasını Körfez ülkelerinin finansal baskısından ve dar legalist kalıplardan bağımsızlaştırmalıdır.

Sanaa hükümetini indirgemeci yaklaşımlarla tek taraflı bir nüfûz alanı olarak görmek yerine, Kızıldeniz’de İsrail’e karşı stratejik denge kuran bağımsız bir aktör olarak değerlendirmelidir.

Somali’nin toprak bütünlüğünü -zahirende olsa- koruma kararlılığını, Kızıldeniz’in karşı kıyısındaki Sanaa yönetimiyle arka kapı diplomasisi ve lojistik/diplomatik paralellik kurarak tamamlamalıdır.

Dipnotlar

(1) Doğu Akdeniz Jeopolitiği ve Türkiye’nin Güvenlik Mimarisi üzerine detaylı tartışmalar için bkz. Mearsheimer, J. J. (2001). The Tragedy of Great Power Politics. W. W. Norton & Company; ayrıca bkz. Gözen, R. (2014). Türk Dış Politikası Analizi. İletişim Yayınları.

(2) Türkiye’nin Körfez normalleşmesi ve Doğu Akdeniz/Kızıldeniz politikalarındaki dönüşümün analizi için bkz. Altunışık, M. B. (2022). “Realism and Idealism in Turkish Foreign Policy: The Gulf Realignment”. Journal of Balkan and Near Eastern Studies, 24(3), 412-429.

(3) Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz’in küresel ticaret ile deniz stratejilerindeki yeri için bkz. Mahan, A. T. (1890). The Influence of Sea Power Upon History, 1660–1783. Little, Brown and Company.

(4) Sana (Ensarullah) hükümetinin asimetrik harp teknikleri ve Kızıldeniz’deki İsrail lojistik hatlarına etkisi üzerine bkz. Juneau, T. (2021). “How the Houthis Became a Regional Power”. Political Science Quarterly, 136(1), 129-152.

(5) Anti-Siyonist eksen ve Jeopolitik Realizm perspektifinden bölgesel ittifaklar için bkz. Walt, S. M. (1987). The Origins of Alliances. Cornell University Press.

(6) Yemen’deki iç dinamikler ve Sana yönetiminin otonom karar alma mekanizmaları için bkz. Salisbury, P. (2018). Yemen: National Chaos, Local Order. Chatham House Research Paper.

(7) Sermaye ihtiyacının Türk dış politikası üzerindeki belirleyiciliği için bkz. Öniş, Z. (2023). “The Political Economy of Turkey’s Foreign Policy Realignment”. Third World Quarterly, 44(5), 980-1001.

(8) Türk dış politikasında Ortadoğu algısı ve mezhepsel/ideolojik kırılmalar üzerine bkz. Yeşilyurt, N. (2017). Orta Doğu’da Güç Dengeleri ve Türkiye. Siyasal Kitabevi.

(9) Ensarullah hareketinin indirgemeci ‘proxy’ söyleminin ötesindeki analizi için bkz. Brandt, M. (2017). Tribes and Politics in Yemen: A History of the Houthi Conflict. Oxford University Press.

(10) Uluslararası hukukta tanınma ve fiili yönetimin jeopolitik ağırlığı için bkz. Crawford, J. (2006). The Creation of States in International Law. Oxford University Press.

(11) Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz deniz güvenliği ekseni için bkz. Berhe, M. G. (2020). The Red Sea Arena: Geopolitics and Maritime Security in the Horn of Africa. Routledge.

(12) Somaliland ve Etiyopya arasındaki liman anlaşmaları ve bölgesel güç mücadeleleri için bkz. Cannon, B. J., & Donelli, F. (2020). “Asymmetric alliances and high-stakes geopolitics in the Horn of Africa”. African Security, 13(1), 31-57.

(13) BAE ve İsrail’in Afrika Boynuzu’ndaki üs mimarisi ve Abraham Anlaşmaları’nın Afrika uzantısı için bkz. Lawson, F. H. (2021). “The Abraham Accords and the Red Sea Security Architecture”. Middle East Policy, 28(2), 77-91.

(14) Babülmendep’in çifte kıyı jeopolitiği (Yemen-Somaliland dengesi) üzerine bkz. Stansfield, G. (2019). Maritime Security in the Southern Red Sea. Royal United Services Institute (RUSI).

(15) Türkiye’nin Somali’deki askeri ve diplomatik varlığının analizi için bkz. Donelli, F. (2021). Turkey in Africa: Turkey’s Strategic Involvement in Sub-Saharan Africa. I.B. Tauris.

(16) Türkiye’nin Ortadoğu’daki güvenlik ikilemi ve uzun vadeli stratejik basiretsizlik eleştirileri için bkz. Davutoğlu, A. (2001). Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası Konumu. Küre Yayınları.

Kaynakça

Altunışık, M. B. (2022). “Realism and Idealism in Turkish Foreign Policy: The Gulf Realignment”. Journal of Balkan and Near Eastern Studies, 24(3), 412-429.

Berhe, M. G. (2020). The Red Sea Arena: Geopolitics and Maritime Security in the Horn of Africa. London: Routledge.

Brandt, M. (2017). Tribes and Politics in Yemen: A History of the Houthi Conflict. Oxford: Oxford University Press.

Cannon, B. J., & Donelli, F. (2020). “Asymmetric alliances and high-stakes geopolitics in the Horn of Africa”. African Security, 13(1), 31-57.

Crawford, J. (2006). The Creation of States in International Law. Oxford: Oxford University Press.

Davutoğlu, A. (2001). Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası Konumu. İstanbul: Küre Yayınları.

Donelli, F. (2021). Turkey in Africa: Turkey’s Strategic Involvement in Sub-Saharan Africa. London: I.B. Tauris.

Gözen, R. (2014). Türk Dış Politikası Analizi. İstanbul: İletişim Yayınları.

Juneau, T. (2021). “How the Houthis Became a Regional Power”. Political Science Quarterly, 136(1), 129-152.

Lawson, F. H. (2021). “The Abraham Accords and the Red Sea Security Architecture”. Middle East Policy, 28(2), 77-91.

Mahan, A. T. (1890). The Influence of Sea Power Upon History, 1660–1783. Boston: Little, Brown and Company.

Mearsheimer, J. J. (2001). The Tragedy of Great Power Politics. New York: W. W. Norton & Company.

Öniş, Z. (2023). “The Political Economy of Turkey’s Foreign Policy Realignment”. Third World Quarterly, 44(5), 980-1001.

Salisbury, P. (2018). Yemen: National Chaos, Local Order. Chatham House Research Paper.

Stansfield, G. (2019). Maritime Security in the Southern Red Sea. London: Royal United Services Institute (RUSI).

Walt, S. M. (1987). The Origins of Alliances. Ithaca: Cornell University Press.

Yeşilyurt, N. (2017). Orta Doğu’da Güç Dengeleri ve Türkiye. Ankara: Siyasal Kitabevi.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin