İSRAİL, İÇ SAVAŞA VE ÇÖKÜŞE GİDİYOR

Dünya genelinde tüm rejimlerde büyük bir çürüme söz konusu.

Hemen hemen hiçbir rejim bundan muaf değil.

Türkiye’de yaşananlar, bu kokuşmanın en üst boyutlarından birini ifade etmekte.

Kimi rejimler -Rusya gibi- arınma için çırpınıyor, yolsuzluk operasyonları rejim içinde kime uzanırsa uzansın hesaba çekiliyor. Sırf bu yolsuzluklarla mücadele etsin diye Savunma Bakanı olarak bir maliyeci atanmıştı. Kimi rejimlerde aydınlar devreye girerek -İsrail gibi- yöneticileri uyarıyor…

İsrail’de yaşanan çürüme ve kokuşma ile ilgili iki ayrı rapor yayınlandı. Raporlardan ilki İsrail’in önde gelen düşünürlerinden…

İsrail’in önde gelen 100 düşünürü “içsel çöküş” konusunda uyarıda bulundu.

İsrail malûm…

Orada da yolsuzluk almış başını gitmiş ama boyutları bizimkine göre devede kulak. Bir de farklı olarak mahkemeler bir nebze de olsa çalışabiliyor, Netenyahu’nun yargılaması devam etmekte.

İsrail’de mahkemelerin bu pozisyonuna rağmen önde gelen düşünürlerin raporunda şu ifadeler kullanıldı:

“Literatürü inceledik ve uygarlıkların dışarıdan yok edilmediğini, aksine intihar ettiğini gördük. Güçlü olduğu dönemde hiçbir uygarlık dışarıdan işgâl edilmedi. Aksine, içeride yaşanan süreçler bu uygarlıkları parçaladı. Birçok kez dışarıdan gelen gelişmeler de tabutlarına çakılan son çivi oldu. Bir uygarlığın yıkımına yol açan reçete; toplumsal birlik duygusunun aşınmasını, devlet kurumlarına duyulan güvenin zedelenmesini, uzun vadeli ulusal çıkarlar yerine kısa vadeli siyasi kazançların tercih edilmesini ve uyum sağlamayı zorlaştıran düşünsel katılığı içeriyor. Bu reçete her İsrailliyi endişelendirmeli. Biz dış politika ve güvenlikle meşgulüz, ancak gözlerimizin önünde yürütülen iç tartışmaların sonucunda zarar göreceğiz.

Bizim istediğimiz ve engellemeye çalıştığımız şey de bu.”CIA ise, İsrail’in iç savaş yoluyla çöküşe gittiğini rapor etmiş…

İsrail’in iç savaş ve çöküşe gitmesine üzülecek değiliz elbette ama akıllı olan insan başkasının hâlinden kendisine ders çıkartmasını bilendir.

Şimdi de CIA raporuna da kulak verelim:

ABD istihbaratı, 27 Ekim’deki seçimler öncesinde İsrail’de sivil huzursuzluk ve devletin çöküşü endişelerini dile getirdi.

CIA’nın değerlendirmesine göre, Gazze’deki soykırımın ve Lübnan ile İran’daki savaşların ülke içindeki siyasi, ekonomik ve sosyal kırılmaları derinleştirmesiyle İsrail iç savaş veya devletin çöküşü riskiyle karşı karşıya.

Ağustos ayında yayınlanan ve “İçeriden Kırılma” başlıklı raporda, 27 Ekim’deki İsrail seçimleri öncesinde bir araya gelen çeşitli baskıların tehlikeli bir karışımına işaret edildi: Ekonomik kriz ve hızla artan askeri harcamalar; uzun süreli çatışmalardan dönen ve birçoğu ciddi psikolojik travma taşıyan ağır silahlı gaziler; askerlik hizmetinden muaf tutulan ultra-Ortodoks erkeklere yönelik artan öfke; işgal altındaki Batı Şeria’da yerleşimcilerin şiddetinin artması; ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun iktidarda kalma mücadelesiyle anayasal krize yol açması.

Ultra-Ortodoks Yahudi erkekler, devlet yardımlarından yararlanmaya devam ederken askerlik hizmetinden geniş ölçüde muaf tutuluyorlar; bu durum, onlar askere gitmezken, tekrarlanan yedek asker seferberlikleri nedeniyle peş peşe askere gitmek zorunda kalan yedek askerlerin tepkisinin artmasına yol açıyor.

Hane halkı da İsrail’in saldırgan politikalarının maliyetini üstleniyor. Gıda fiyatları rekor seviyelere ulaştı; taze meyve ve sebzeler de dahil olmak üzere gıda fiyatları son iki yılda %9,5 arttı ve yıllarca süren savaştan sonra zaten ciddi olan yaşam maliyeti krizini daha da derinleştirdi.Ancak Netanyahu’ya yönelik muhalefetin büyük bir kısmı, İsrail’in Filistinlilere karşı uyguladığı vahşete değil, bu vahşeti nasıl yönettiğine duyulan öfkeye dayanıyor.

Kaynaklar, siyasi bölünme ve ağır silahlı, travma geçirmiş gazilerin artan nüfusunun tarihsel emsalleri olduğunu belirtti.Bir kaynak, “Almanya’nın Freikorps’u (1. Dünya savaşında savaşan askerlerin daha sonra Hitler’in altyapısını oluşturması), silah ve kan dökme arzusuyla dolu, travma sonrası stres bozukluğu yaşayan gazilerden oluşuyordu” diyor.

“Gazze sonrası İsrail’in I. Dünya Savaşı sonrası Almanya’ya benzediğini söylemiyorum ama bunun bazı yönleri kesinlikle benzerlik gösteriyor.”

İsrail, ABD’deki desteğinin azalması da dahil olmak üzere, yurtdışında giderek artan bir izolasyonla karşı karşıya.İsrailli yetkililer bunu özel olarak uzun vadeli bir tehdit olarak değerlendiriyor. Ağustos ayındaki raporda, İsrail’in giderek dışlanmış bir devlet haline gelmesinin devletin çöküşüne yol açabilecek bir faktör olduğu belirtilmişti.

Temmuz ayında Capital & Empire’ın bildirdiğine göre, CIA’nın bir başka değerlendirmesi, İsrailli yetkililerin, ittifakın temelini oluşturan Amerikan siyasi uzlaşmasının bozulmakta olduğuna ve milyarlarca dolarlık doğrudan ABD askeri yardımına bağımlılığın sonunda siyasi olarak sürdürülemez hale gelebileceğine inandıklarını ortaya koyuyor.

Buna karşılık İsrail, Amerikan ordusu, istihbaratı ve savunma teşkilatına daha derin bir entegrasyon arayışına girdi; bu bağları gelecekteki hükümetlerin çözmesi daha zor olacaktır.Pew Araştırma Merkezi’nin bir anketine göre, bu baharda Amerikalıların %60’ı İsrail’e olumsuz bakıyordu; bu oran bir yıl öncesinde %53’tü.

Bu desteğin azalması, ABD ulusal güvenlik teşkilatı içinde de giderek daha belirgin hale geliyor.

Kaynak, “İstihbarat camiası, Amerika gibi, ordu gibi, her yer gibi, İsrail’i desteklemek için harcanan gerçek ve siyasi sermayeden giderek daha fazla hayal kırıklığına uğruyor” dedi.

İsrail’in uluslararası alanda yalnızlaşması ve ABD desteğindeki aşınma da çöküş dinamiklerini hızlandırabilecek unsurlar arasında ele alınıyor.

“Askeri-sanayi kapasitemizi onlarla daha da entegre etmeye çalışırken, bizi kaybettiğimiz bir savaşa sürükleyen, bizi casus faaliyetiyle gözetleyen bir ülke için bunu yapıyor olmaktan derin hayal kırıklığı yaşıyoruz.”

CIA raporu ayrıca, İsrail’in iç krizi derinleşirse bu baskıların nasıl etkileşime girebileceğini, tek bir kıvılcımın siyasi kırılmayı açık bir iç çatışmaya nasıl dönüştürebileceğini ve bundan sonra ne olacağını da ele almaya çalıştı.

Ortaya atılan senaryolar arasında, yabancı teknoloji ve yapay zeka şirketlerinin İsrail’den yatırım veya personel çekmesi, zaten gergin olan ekonomiyi daha da aşındırması, bölge hükümetlerinin İsrail ile daha derin normalleşme ilişkilerinin siyasi ve stratejik etkisini yeniden değerlendirmesi ve Hamas veya Hizbullah’ın İsrail’in iç zayıflık döneminden faydalanması yer alıyordu.

Kaynaklara göre, raporda özellikle “iç çatışma” terimi kullanıldı.On yıllarca İsrail’in gücü sadece silahlara ve Amerikan desteğine değil, aynı zamanda askeri üstünlüğü, istihbarat üstünlüğü ve iç bütünlüğünün devleti fiilen yıkılmaz kıldığı algısına da dayanıyordu.

Ancak analizin uyardığı gibi, bu ezici güç algısının altında, İsrail, askeri gücün tek başına kontrol altına alamayacağı ekonomik, siyasi ve sosyal çelişkiler biriktiriyor.

Bir istihbarat kaynağı, raporu hazırlayan ekibin İsrail sahasına hakim uzmanlardan oluştuğuna işaret ederek, “Bu, hayal ürünü bir ‘ya şöyle olursa’ senaryosu değil.

Yaklaşan seçimler ve İsrail’deki ayrışmalar düşünüldüğünde, ülkenin gerçek bir iç çatışmadan yalnızca bir kıvılcım uzakta olduğu yönündeki sonuçlarını ciddiye almalıyız” değerlendirmesini yaptı.

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin