HIRSIZLIĞI FATMA YAPARSA ONA DOKUNMAYIN!
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Fatma’ya dokunmayın!
Çok zorda kalırsanız, dokunurmuş gibi yapın.
Hesap soruyormuş gibi yapın!
Ama gerçekte dokunmayın.
Başkalarına yaptıklarınıza ona ve diğerlerine yapmayın.
Lekelenmeme hakkını ileri sürün meselâ…
70-80 yaşındaki ihtiyarları gözaltına alırken, ters kelepçeyle, başlarına bastırarak basına servis edin ama, Fatma ve diğerlerini gözlerden kaçırın.
Allah’a yemin olsun!
“Hırsızlık yapan kızım Fatma da olsa elini keserim” diyenin şeriatı kıyamete kadar bâkî kalacaktır.
Ama…
Fatma Betül’lere, (Fatma) Zehra’lara dokunmayan, dokunurmuş gibi yapanların saltanatı sürse ne sürmese ne…
Onlar dünyalarını kurtarmak adına ahiretlerini berbat ettiler etmesine de bakalım dünyalarını kurtarabilecekler mi…
Çocuğuna mama alabilmek için bedenlerini satan anneler…
Marketten yiyecek çalarken yakalanan babalar…
Canı istediğini alamayınca gözyaşlarına boğulan çocuklar…
Hayatının son deminde kuru ekmekle gün geçiren yaşlılar…
Hastalanıp, parasızlıktan doktora gidemeyenler…
İçini boşalttıkları devlet hazinesini, mehmetçiği ihraç malı olarak kullanarak doldurmaya çalıştıklarını görüp, asker ettiği çocuğu için, “evladımı gavura hizmet ederken ölsün diye mi yetiştirdim!” diye yüreği yanan anne babalar…
“Bu hayatı yaşayamıyorum, hayat yaşanmaya değmezmiş!” diye, bunların dar ettiği hayatlarına intihar ederek son verenler…
Hayatta kendilerine ideâl namına bir şey verilmeyince, yaşamayı sefahat ve hiçlikte arayanlar…
Herkesin ve her şeyin vebali…
“Dünyaları kara…
Ahiretleri zift…”
ahbesin çocukları cins cins
kimi kâfir görünür
kimi müslüman
ama hepsi
mutlak fikire düşman
kimi dıştan toslamaya memur
kimi içten yıkmaya
dıştan saldıranı tanımak kolay
kim ki fikir yok, ruh yok
anla ki o içten yıkan
sahte ile gerçeği
fikirdir ayıran
işi gücü yalan dolan
Deccâlin dostu Süfyan
dili tatlı yılan
“aman efendim aman
galiba ahir zaman!”










