GAZZE’DE SÖZDE ATEŞKES, ÖZDE KATLİAM; NEREDESİNİZ GARANTÖRLER?

İsraii’in üzerindeki baskıyı hafifletmek ve Trump’ın şahsî şovuna hizmet etmek maksadıyla, şov daha da gösterişli olsun diye, garantör adıyla yanına aldığı sözde müslüman devletleri de işin içine katarak Gazze’de ilân edilen ateşkesin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, İsrail’in katliamları ve insanî kriz artarak devam etmekte.

Garantörler nerede?

Hani garantiniz?

Trump’a yaranabilmek için, “Hamas esirleri teslim etsin, ateşkes olsun” diye can attılar, ve “biz garantörüz” dediler…

Ama ateşkese değil, katliama garantör olmuşlar…

Katliam sürüyor…

Aralarında Uluslararası Af Örgütü, Norveç Mülteci Konseyi, Save the Children, Oxfam ve Greenpeace’in de yer aldığı 100’den fazla uluslararası sivil toplum kuruluşu ortak bir bildiri yayımladı.

Kuruluşlar, İsrail güçlerinin ölümcül saldırılarını ve insanî yardım kısıtlamalarını sürdürdüğünü belirterek ateşkesin gerçekte uygulanmadığını vurguladı.

Şuna bakar mısınız?

Müslümana acıma, ona sahip çıkma da elin gâvuruna kalmış durumda…

Sözde müslüman liderler mi?

Malûm, onlar İsrail’le değil, İsrail’le savaşanla savaşmayı tercih etmekteler…

“Ateşkes sadece isimden ibaret”

Yayımlanan ortak raporda, ateşkes ilanından bu yana İsrail ordusunun Filistinlilere yönelik saldırılarına ara vermediği ifade edildi. 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren uzlaşmadan bu yana geçen bir yıllık süreçte en az 327’si çocuk olmak üzere 1.471 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 5 binden fazla kişinin ise yaralandığı kaydedildi.

Save the Children İcra Kurulu Başkanı Inger Ashing, konuya ilişkin değerlendirmesinde ateşkes sürecinde neredeyse her gün bir çocuğun öldürüldüğünü belirterek, “Çocuklar öldürülmeye devam ederken ve aileler hayatlarını yeniden kuramazken ateşkesin hiçbir anlamı yoktur” dedi.

Norveç Mülteci Konseyi Genel Sekreteri Jan Egeland ise imzalanan anlaşmanın sahadaki şartları iyileştirmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Ateşkesin imzalanmasının üzerinden tam bir yıl geçmesine rağmen Gazze’deki Filistinliler için hiçbir şeyin değişmemiş olması utanç vericidir. İsrail’in getirdiği kısıtlamalar, halkın hayatını yeniden kurabilmesi için elzem olan inşaat malzemeleri ve ekipmanların girişini engelliyor.”

Özetle:

Gazze’de dört ülkenin (Katar, Mısır, Türkiye, ABD) garantör olduğu ateşkes anlaşmasının üzerinden 1 yıl geçti.

– Şimdiye kadar anlaşmaya uyan tek taraf Hamas oldu. Tüm rehineler serbest bırakıldı

– İsrail 5 bin 223 kez ateşkesi ihlâl etti. 327’si çocuk, 1471 Gazzeli şehid edildi

– İsrail Gazze’ye girmesi gereken yardımların yalnızca %30’una izin verdi.

– Kassam Tugayları’nın birçok üst düzey yönetici ve komutanı İHA saldırılarıyla şehid edildi.

Anlaşmanın garantör ülkeleri İsrail’e yönelik hiçbir caydırıcı ve somut adım atmadı…

Foreign Affairs: Gazze ateşkesi tehcir aracına dönüştü

Foreign Affairs’te yayımlanan kapsamlı analiz, yürürlükteki ateşkesin yıkımı durdurmaktan ziyade 2 milyondan fazla Filistinliyi temel yaşam ihtiyaçlarından mahrum bırakan sistematik bir çıkmaza dönüştürdüğünü ortaya koydu. Yeniden imar faaliyetlerinin kasıtlı olarak engellenmesi, aralıksız süren askeri baskınlar ve İsrail’in kontrol sahasını genişletmesi, bölgenin tamamen insansızlaştırılması hedefine hizmet ediyor.

Yani?

Garantörler sayesinde İsrail sadece katliamlar yapmakla kalmıyor, işgâli de genişletmekte…

Devam: Analizde, Washington yönetiminin hazırladığı barış planının sahadaki gerçeklerle örtüşmediği vurgulanıyor. Binyamin Netanyahu hükümetinin ihlallerine göz yuman Beyaz Saray politikalarının, Gazze’yi geri dönülemez biçimde yok oluşun eşiğine getirdiği belirtiliyor.

Ateşkes sürecinde düzenlenen saldırılarda 1.400’den fazla Filistinli hayatını kaybederken, İsrail ordusunun doğrudan askeri kontrol sağladığı alan Gazze Şeridi topraklarının yaklaşık yüzde 65’ine ulaştı. Sahadaki fiili durumun yalnızca insani bir kriz yaratmakla kalmadığı, bölgeyi bilinçli biçimde “yaşanamaz bir enkaza” çevirerek yerel halkı zorunlu göçe zorlama stratejisinin bir parçası olduğu ifade ediliyor.

Bir başka haber:

İsrail işgal güçleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde ateşkesinin birinci yıl dönümüne denk gelen 11 Ekim’de Gazze’de kontrol ettiği alanı genişletti ve bombardımanı yoğunlaştırdı.

Arab48’in haberine göre İsrail ordusu, pazar günü Şucaiyye mahallesinde onlarca metre ilerleyerek Gazze kentinin doğusundaki kontrol alanını genişletti. “Sarı Hat”tı belirleyen beton bloklar da batıya taşındı.

Haberde, “Böylece daha fazla Filistinlinin evi İsrail’in kontrol ettiği alana dahil edildi ve ateşkes anlaşmasının birinci yıl dönümünde onlarca aile kaçmak zorunda kaldı” denildi.

Arab48, son ilerlemelerle İsrail’in Gazze’nin yüzde 63’ünü kontrol ettiğini bildirdi. Bununla birlikte, son bir yılda işgal edilen alanın büyüklüğüne ilişkin farklı oranlar açıklanıyor; bazı kaynaklar bu oranı yüzde 70 veya daha yüksek gösteriyor.

Kudüs Haber Ağı (QNN) da saldırıları ve İsrail güçlerinin işgal alanını genişlettiğini bildirdi. Yeni ilerlemenin, saldırılardan kaçan Filistinli aileler arasında bir yerinden edilme dalgasına yol açtığını aktardı.

ABD destekli ateşkes planına aykırı biçimde Gazze’ye yönelik abluka da ağırlaştı. İsrail güçleri, tekerlekli sandalyeler dahil acil ihtiyaç duyulan tıbbi ekipman ve malzemelerin girişini engellemeyi sürdürüyor. Bölgeye ulaşan yardım miktarı ise kritik ölçüde düşük kalıyor.

İsrail basınında yakın zamanda yer alan haberlere göre ordu, Gazze’yi bölmek için kazdığı devasa hendekte çalışmaları büyük ölçüde tamamladı.

“Sarı Hat”, geçen yılki anlaşma kapsamında İsrail güçlerinin ilk aşamada çekileceği sınırı belirlemek üzere oluşturulmuştu.

Ancak işgal güçleri, Washington’ın Ekim 2025’te açıkladığı “barış planı” ve sözde ateşkesten bu yana hattın ötesine geçiyor ve hat boyunca kalıcı askeri mevziler kuruyor.

SÖZDE ATEŞKES

Gazze Şeridi’nde ilan edilen ateşkes mutabakatı birinci yılını geride bırakırken, bölge halkı sahada İSRAİL SALDIRGANLIĞINA DUR DENİLMEYEN fiili bir savaş ortamıyla yaşamaya devam ediyor. İsrail ordusunun hava, kara ve denizden sürdürdüğü operasyonlar ateşkesi kâğıt üzerinde bırakırken, sahadaki uygulamalar uluslararası baskıları hafifletmeye yönelik taktiksel bir hamle olarak değerlendiriliyor.

Siyasi analist Ahmed et-Tanani, İsrail yönetiminin ateşkes masasına savaşı sonlandırmak amacıyla oturmadığını savundu. Tanani, mutabakatın uluslararası diplomatik baskıyı kırmak, kamuoyu tepkisini azaltmak ve sahadaki askeri hedefleri gizli bir şekilde sürdürmek için bir perde olarak kullanıldığını kaydetti.

Hükümet Medya Ofisi tarafından açıklanan verilere göre, İsrail ordusu geride kalan bir yıllık ateşkes sürecinde 5 bin 474 ihlal gerçekleştirdi. Gazze Sağlık Bakanlığı’nın son verileri, söz konusu ihlaller neticesinde 1.481 Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 5 bin 254 kişinin ise yaralandığını ortaya koydu.

GERÇEK DESTEK YEMEN’DEN

Gazze’de yaşanan katliamlar karşısında sözde müslüman rejimler tabandan gelen tepkiler karşısında İsrail’e karşı tepkilerini “çok şiddetli” kınamalarla göstererek ne kadar sıkı Filistinci olduklarını kanıtlarlarken, malûm, İsrail’e karşı fiilî müdahalenin gerçekleştiği merkezlerden biri de Yemen’di…

Yemen, sırf Gazze için İsrail’e saldırıp bundan dolayı da bedel ödedi ve ödemeye de devam etmekte.

Lâkin Yemen, ödediği, ödemeye devam ettiği bedellere rağmen daha fazla bedel ödemeyi de göze alarak, Filistin’e, Gazze’ye desteğini açıklamaktan geri durmuyor.

Yemen kınamıyor, vururum diyor; vuruyor…

Aksa Tufanı’nın üçüncü yıldönümünde Saada’da düzenlenen gösteride de, Filistin’e desteğin süreceği ve saldırılarla abluka sona erene kadar Yemen’in haklarını savunmayı sürdüreceği belirtildi.

Yemen’in Saada vilayetinde, “Filistin’e bağlılık, Suudilerin saldırı, abluka ve karalama kampanyalarına karşı seferberlik” sloganıyla eşi görülmemiş bir kitlesel gösteri düzenlendi.

Aksa Tufanı operasyonunun üçüncü yıldönümüne denk gelen gösteride, Yemen’in Filistin halkına ve davasına desteğinin süreceği, Suudi rejiminin Yemen’e yönelik saldırı ve ablukasına karşı mücadelenin devam edeceği vurgulandı.

Katılımcılar, Siyonistlerin suçlarına karşı Filistin halkına desteklerini sürdüreceklerini belirtti. Yemen’in son yıllarda resmî, halk düzeyindeki ve askerî alanlarda verdiği fedakârlıkların bu tutumu değiştirmeyeceği; Filistin halkına ve Mescid-i Aksa başta olmak üzere Müslümanların kutsal mekânlarına desteğin devam edeceği ifade edildi.

Katılımcılar, Aksa Tufanı’nın başlangıcından bu yana Yemen’in tutumunun inanç, insani sorumluluk ve ahlaki ilkeler temelinde sürdüğünü kaydetti.

Gösteri sonunda yayımlanan bildiride, Aksa Tufanı’nın üçüncü yıldönümünün 7 Ekim 2023’ten bu yana bölgede yaşananları ve bölgesel ve uluslararası alandaki değişimleri hatırlamak için bir dönüm noktası olduğu belirtildi.

Operasyonun farklı tarafların Filistin meselesine yönelik tutumlarında geniş çaplı etkiler yarattığı kaydedildi. Bildiride Filistin direnişine destek yinelenirken, Siyonist rejime karşı mücadele eden lider ve savaşçılar anıldı; Filistin halkının fedakârlıkları ve direnişi övüldü.

Göstericiler, Suudi rejiminin Yemen’e yönelik saldırı ve ablukasına karşı tutumlarının değişmeyeceğini, baskı ve tehditlerin Yemen halkını özgürlük, bağımsızlık ve onurlu yaşam taleplerinden ya da Filistin’e destekten vazgeçiremeyeceğini söyledi.

Bildiride “ablukaya abluka, tırmanışa tırmanış” denkleminin sürdürüleceği belirtilerek, Yemen’i hedef alan askerî yığınağa karşı koyma ve saldırılar sona erip abluka kaldırılana, halkın çektiği sıkıntılar giderilip meşru hakları geri alınana kadar mücadele etme kararlılığı dile getirildi.

Suudi rejimine bağlı paralı milislerden kurtarıldığı belirtilen Taiz vilayetindeki ilçelerin sakinleri de kutlandı.

Saada’daki göstericiler, Arap ve İslam halklarını ve kutsal mekânlarını hedef alan komplolara karşı kararlı tutum almaya çağırdı; dinî meselelerin siyasi çatışmalarda kullanılmasının tehlikesine dikkat çekti.

Bildiride, Yemen’i kutsal mekânları hedef almakla suçlayan Suudi medya kampanyaları kınanarak bu iddialara karşı bilinçli bir tutum alınması istendi.

Kutsal mekânların korunması için siyasi amaçlardan uzak, sorumlu ve somut adımlar atılması, Filistin’e desteğin ve Arap-İslam halkları arasındaki dayanışmanın sürdürülmesi çağrısı yinelendi.

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin