ERDOĞAN BATI HAYRANI MI KARŞITI MI?

ERDOĞAN BATI HAYRANI MI KARŞITI MI?

Sabah’ın başyazarı Mehmet Barlas yazmış: “Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’ye çağdaşlık dersi veriyor.”

Ne bakımdan?

“CHP muhalefetinin sözcülerini dinlerken, geçmişe dönüyorum. Çünkü bunlar geçen yüzyıldaki “3’üncü Dünyacı” söylemler…

Yabancı sermaye düşmanlığı ya da Batı hayranlığı bu söylemlerin ana çizgilerini oluşturuyor. Bu açıdan Cumhurbaşkanı Erdoğan bunlardan 100 yıl ileride. Her konuşması ile CHP muhalefetinin sözcülerine çağdaşlık dersi veriyor.”

Yabancı sermaye düşmanlığı ya da Batı hayranlığı?!

İfadeye bakın. “Yabancı sermaye düşmanlığı”yla “Batı hayranlığı”nın ne alâkası var? Batı hayranları aynı zamanda yabancı sermaye düşmanı mı oluyorlar? Yahut yabancı sermaye düşmanları, aynı zamanda Batı hayranı mıdır?

İkisi de değil. Barlas da biliyor böyle olmadığını.

Buraya, tamamen alâkasız şekilde “Batı hayranlığı” ibaresini sokuşturarak, muhafazakâr okuyucusuna rüşvet veriyor. Rüşveti alıp koltuğunda geniş geniş yayılan muhafazakâr okuyucu, o saat zokayı yutuyor:

– Bunlar Batı hayranı! Bunlar yabancı sermaye düşmanı! Kapitalizme bile düşman bunlar!

“Batı hayranları”nı insiyakî olarak karşısına alan muhafazakâr okuyucu, yabancı sermaye dostluğuyla kapitalizm sevgisini onun yanında ikramiye olarak alıyor, hazmediyor, bünyeye dahil ediyor. Öyle ya, Batı hayranlığı yabancı sermaye düşmanlığını “gerektirdiği” için, Batı hayranlarına karşı olmak da otomatikman yabancı sermayeye ülkenin varlıklarını peşkeş çekmeyi “gerektiriyor.”

İşte bu Başyazarın zihniyeti, ekonomiyi yöneten zihniyet. Onlar muhazakârların sırtına binip, onları istedikleri yöne sevkediyorlar. Arada bir Erdoğan İslâm ekonomisine övgüler düzüyor, millî ekonomiden bahsediyor. Fakat düşünce ufuklarını bunlar tutuyor. Hâkim zihniyeti oluşturuyorlar. Muhafazakâr da rüşvetini alıp yoluna bakıyor.

Bir başka örnek. “İnadına Batı ile Bütünleşmeyi Savunmak”.

Şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti’nin temel rotasının Batı medeniyeti olduğuna inanmış ve konjonktür ne kadar değişirse değişsin bu çizgiden dönmemiş bir yazarım.

Yeri geldi kelaynak kuşu gibi kaldım ama hep Avrupa Birliği kriterlerini ısrarla savunmaya gayret ettim.

Cumhurbaşkanı dün muhteşem bir konuşma yaptı.

Kendisini büyük bir mutlulukla dinledim ve duygulandım.

Türkiye, Avrupa Uygarlığının Müslüman bir mensubudur.

Tüm yazarlık hayatım boyunca bu düşünceyi savundum.”

Kim yazıyor bunları? Nagehan Alçı. Ak Parti destekçisi çağdaş kadın; Ak Parti yöneticilerinin en çok değer verdiği destek.

Şimdi bir saniye? Barlas muhalefeti “Batı hayranı” diye suçlarken, tavizsiz Batı hayranı olduğunu belirten Alçı, Erdoğan’ı yere göğe koyamıyor. Bu işte bir yanlışlık yok mu?

Var, hem de çok fazla: Birincisi, muhalefet (CHP) Batı hayranı olabilir ama “yabancı sermaye düşmanı” değildir. Yabancı sermayeye Arap sermayesi olduğunda düşmandır. Yahudi sermayesi olsa, Amerikan sermayesi olsa, hiçbir düşmanlığı yoktur.

İkincisi, güya Batı hayranı olmayan AKP, Batı hayranlarının öve öve bitiremeyeceği derecede yabancı sermaye ve tahakkümün boyunduruğuna girmiştir. Soros’un Türkiye şubesini başyazar yapması bundandır.

Bize gelince: Büyük Doğu’da yabancı sermaye diye bir şey yoktur. Açın Üstad’ı okuyun. Abdülhamid’e bakın. Ne Arap ne Amerikan. Biz kapitalizme boyun eğmek değil onu yok etmek istiyoruz

“Türkiye Avrupa Uygarlığının Müslüman bir mensubu” (intisab etmişi) değildir. Belki “edememişi”dir. Türkiye, asıl İslâm Medeniyetinin doğal bir mensubu, davacısı ve öncüsü olmalıdır. Türkiye’nin Avrupa ile tek alâkası, bir zamanlar ona yenilmiş ve hâlen tutsağı olmasıdır.

Selim Gürselgil

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: