MURADI KESTİREBİLMEK VE DİYALEKTİK
Selim Gürselgil
İbda Diyalektiğinin temel ölçülerinden biri de, “muradı kestirebilmek”tir.
Hangi din, dâvâ, doktrin, ilim, sanat, teori olursa olsun, onun esas ve kurallarını ne kadar iyi öğrenirsen öğren, her yeni durumda gaibe karşı karar vermek ıztırabı ile karşı karşıya kalırsın. İnsan, her ân gaibin sorduğu sorulara cevap üretmekle mükellef bir idrak ıztırabından başka nedir ki?
İşte diyalektik, kural merkezli değil, durum merkezli düşünüştür derken bunu kasdediyoruz. Yani diyalektik, kural mantığı değil, dinamik bir mantıktır, yürüyen hakikattir ve bundan dolayı da muradı kestirebilme dâvâsının dayanağıdır.
O Üstün Haberci, Yemen’e gönderdiği sahabiye sorarlar: “Orada ne ile hükmedeceksin?” Sahabi: “Kur’ân ve Sünnetle…” Allah’ın Elçisi yine: “Ya onlarda aradığını bulamazsan ne yaparsın?” Sahabi cevap verir: “İçtihad ederim…” İşte muradı kestirebilme dâvâsının özü!
Sapık kollara mensub kimseler veya İslâm’a uzaktan bakan oryantalistler bunu anlamaz. İslâm, bir camekân içinde zabtedilecek bir -sözümona- İlâhî mesaj değildir. O, insan idrakiyle tamam olan bir İlâhî mesajdır. Zamanüstü olduğu gibi, aynı zamanda zamanîdir; zamanın içinde yürüyen zamanüstü hakikattir. Kur’ân’ın özü kabûl edilen Fatiha Sûresi’nde bunu görürsünüz. İlâhî ve insanî birliktedir. Hristiyanlıktaki gibi ayrı ve karşıt değil, bir bütün hâlindedir. Bunu, asrın geri zekâlıları Kur’ân müslümanları(!) ve İslamoğlu gibi “ilmi nisbetinde cahil” tiplere anlatamazsın. Kur’ân’ın mukadder oluşu Sünnet, onun mukadder oluşu İcmâ, onun da Kıyas’tır. Bunların tümü yerli yerince olmadan namaz bile kılamazsın. Ve kıyamete kadar tecdid (muhatap anlayışın yenilenmesi) dâvâsı devam eder.
Bunu başka kime anlatamazsın? “Kaba softa-ham yobaz” takımına anlatamazsın. Onlar, bir hükmü, onun muradıyla birlikte anlamazlar. Kaba saba, küçük anlayışlarına sığdırmaya çalışırlar. İşte, bakın, ortalık fotoğraftan geçilmiyor, cebindeki hüviyetinde, cüzdanındaki parasında sûret taşıyor, ama ona haram demeyip, bir ilkokul çocuğunun çizdiği resme haram diyor. Hiçbir elle çizim, fotoğraftaki tamlığı vermeyeceği halde, oralara kadar gidecek cesareti gösteremiyor. Kendi küçük anlayışına göre, para taşımak haramdır diyemiyor. İlkokul çocuğuna gücü yetiyor. Hâlbuki dinde sûretten sakındırılmış olmakla, din, Hristiyanlıktaki gibi sûret ve heykeller çöplüğüne dönmekten korunmuştur. Putlardan ve putlaştırmadan uzak tutulmuştur. Muradın mücerred olduğu belirtilmiştir. Nerede muradı kestirebilen Müslüman?
Her mevzuda da bu böyledir. Namazda bile, o ibadetin muradını kestirememek, sûrette kalmak olur. Hâlbuki gaye sûrette kalmak değildir. “Allah’ı görür gibi ibadet” ve bu ibadetin her ân, her nefeste yaşatılacak şuurudur. Tasavvuf büyüklerinin hemen hepsi bu noktaya dikkat çekmişlerdir. Namaz sadece emir değil, hem emir, hem de oluş tavsiyesidir.










