TARİHSEL BİR REDDİYE
Ramazan Serbest
Uluslararası ilişkiler literatüründe “güvenlik” ve “istikrar” gibi kavramlar, çoğu zaman tahakkümcü güçlerin kendi ajandalarını meşrulaştırmak için taktıkları birer maskeden ibarettir. Bugün Türkiye topraklarında yapılması plânlanan NATO toplantısı, bu sahte kavramların, onları kullananların suratlarına bir tokat gibi çarplması için altın bir fırsattır. Bu, sadece diplomatik bir zirve veya askerî bir protokol değil; halkın iradesini ortaya koyması ve geçmişin hesabını sorması gereken bir dönüm noktasıdır.
NATO’nun son otuz yıla yayılan müdahalelerine baktığımızda, karşımıza çıkan tablo bir “koruma” senaryosu değil, “operasyonel bir emperyalizm” projesidir. Kuveyt’ten Irak’a, Bosna ve Kosova’dan Afganistan’a kadar uzanan bu yıkıcı müdahaleler, girdiği her toprak parçasına bir daha toparlanamayacak yaralar ve derin enkazlar bırakmıştır. “Demokrasi” ve “barış” vaadiyle girilen coğrafyalarda; parçalanmış devletler, yurdundan edilmiş milyonlar ve bitmek bilmeyen iç savaşlar bırakılmıştır. NATO, savunmacılık bahanesiyle girdiği topraklarda kapıları ardına kadar açık bırakarak bölgemizi sömürgeye ve kaosa hazırlamıştır. Bu bir hata değil, bilinçli bir deccaliyet faaliyetidir; örgütün temel çalışma biçimidir.
Türkiye halkı, kendi tarihsel ve kültürel bağlarının olduğu coğrafyalarda acılara, gözü yaşlı annelere ve bitmeyen ağıtlara sebep olan bu yapıya müsaade etmemeli, tüm iradesiyle karşı durmalıdır. İnsanlığın vicdanı sızlatan o büyük acılarda, melek yüzlü çocukların kanı söz konusu olduğunda barıştan yana tek bir adım atmayan bu zihniyet, geldiği topraklarda da gerektiği gibi karşılanmalıdır.
Buraya gelen misafir değil, işgalcidir.
Selâm olsun direnen halklara, selâm olsun devrimci İran halkına! Selâm olsun tünellerini anti-emperyalist güneşle aydınlatan Gazze’nin yiğit evlatlarına! Ve selâm olsun, bu topraklarda emperyalizme karşı haysiyetli bir duruş sergileyen Türkiye’nin onurlu evlatlarına!










