AKP LÂLE DEVRİ’NİN SONU

Ahmet ÖLÇÜLÜ

İnce bir işçilik ve hesaplama ve iktidarın da göz yumması ile manipüle edilerek şişirilen fiyatlar üzerinden Anadolu ahalisinin soyulamsı olarak kısaca tarif edeceğimiz fon vurgununun patlamış olmasını, AKP’nin Lâle Devri’nin sonu diyebiliriz.

Sonun başlangıcı…

Bu başlangıç nelere gebe, yaşayanlar görecek.

Biz, yaşanmış olan Lâle Devirleri ve onların sonlarına bakalım.

İlk ve gerçek ve günümüzle bir nebze benzerlik kurabileceğimiz Lâle Devri bundan 400 sene önce, 1636’da Hollanda’da son buldu. Hollanda’daki “Lâle Çılgınlığı” sürecinden fiyatlar o kadar arttı ki, bir lâle soğanı bir köşk parası eder hâle geldi. Neticede bir gün, öyle sıradan bir gün, lâle borsasında kimse alım yapmayınca, panik hâlinde satışlar başladı ve lâle piyasası tepetaklak gitti. Yıllarca süren ve organik bir çerçevede gelişen bu süreç, görünür bir sebep de yokken bir ânda son buldu.

AKP Lâle Devri ise organik değil, gayet sentetik bir süreç. Fiyatlar soygun yapmak üzere bile isteye, plânlı ve kasıtlı bir şekilde belli kişiler tarafından özellikle şişiriliyor… Soygun yapabilmek için örgütlü bir yapı eliyle tezgâh kuruluyor. İktidar ve yetkili merciler de mesuliyet sahibi olmalarına rağmen bu sürece müdahale etmeden, vatandaşın soyulmasını seyrediyor. Oysa Hollanda’da lâlelerin fiyatların artması plânlı ve kasıtlı bir süreçle olmuş değil. Piyasa şartları ve yeni zenginlerin kendi statü arayışının neticesi…

Bu vakanın Hollanda’ya büyük çaplı tesiri olmadı. Etkilenenler daha çok statü arayışından dolayı gösteriş yapmak için lâle spekülasyonuna kapılan zenginlerdi. Onların da servetlerinin bir kısmını kaybetmeleri, makroekonomik düzeyde büyük bir tesire yol açmadı. Hollanda, hâlâ sömürgelerinden gelen büyük servetlerin, Avrupa finansının, tefeciliğin merkezi idi ve merkez bankası da bu spekülasyonlara prim vermemişti. Sistem buna dönüp bakmamıştı bile. Hatta mahkemeler, yapılan işin ticaret değil de kumar olduğu gerekçesiyle davalara bakmayı bile reddetti. Devlet sonradan devreye girerek alacaklıların, ellerindeki senetlerin yüzde beşini tahsil edebilmelerini mümkün kılacak bir düzenlemeye gitmesiyle süreç son buldu.

Osmanlı’nın Lâle Devri ise lâle ile doğrudan bir alâkası olmayan bir süreç…

Yaşanan zevk ve safahat dönemine, yıllar sonra Yahya Kemâl’in verdiği isim; Lâle Devri (1712-1730)…

Devlet ve çevresindeki kişiler halkın yoksulluğuna rağmen zevk ve safa içinde yaşarlarken, bir gün geliyor ve sosyal bir patlama ile Lâle Devri son buluyor.

Bu patlamanın adı Patrona Halil İsyanı…

1718 yılındaki Pasarofça Antlaşması sonrasında zevk ve safaya dalan saray ve çevresi, İran-Safevî devletini hedef alan Afgan istilâsından faydalanmak için, İran’ın bu zaaafından istifade ederek, İran’la savaşa girmişken, savaş uzadıkça uzuyor ve netice bozguna dönüyor.

Savaşın uzaması ile halka-esnafa yüklenen vergiler bir taraftan artarken diğer yandan da genç işssizler (baldırı çıplaklar) ve ulufeleri ödenmeyen, başında yetkili komutanlar bulamadığından cephede mağlubiyet yaşayan Yeniçeri de huzursuzluğun piştiği odaklar hâline geliyor. 28 Eylül 1730’da patlayan ihtilâl Sadrazam Nevşahirli Damat İbrahim Paşa’nın kellesine, Padişah 3. Ahmet’in de tahtına maloluyor…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin