FAİLİ MEÇHUL BİR DOSYA – KAPLANCILAR
Ulaş TUNCA
Kaplancıları, ellerindeki tahta tüfeklerle Almanya’da gösteriler düzenleyerek cihad ilân eden bir grup olarak tanıdık. Liderleri zamanında Adana Müftülüğü de yapmış olan Cemalettin Kaplan’dı.
Cemalettin Kaplan’ın 1995 yılında Almanya’da ölümünün ardından grubun lideri oğul Metin Kaplan olmuştu. Baba ve oğul kendilerini müslümanların halifesi olarak lanse ediyorlardı.
Anıtkabir’e kamikaze saldırısı, Fatih Camii ve Ayasofya’ya bombalı saldırı yapma hazırlığındayken yakalandıkları iddiasıyla tutuklanarak Metris Cezaevine getirilmişlerdi. Cezaevi idaresi tarafından başka koğuşlarda yer olmadığı gerekçesiyle geçici olarak bizim koğuşa verilmişlerdi.
Koğuşun fiziki şartları imkân vermemesine rağmen kendi ranzalarımızı dönüşümlü olarak paylaşarak bu arkadaşları misafir ediyorduk.
Sivas’ta bir camide imamlık yapan, okuduğu Kur’ân-ı Kerim’in tınısı kulaklarımızda olan dâvudi sesli Mehmet Demir rüyasında 12 yaşındaki kızını gelinlikler içerisinde görmüştü. Sabah olunca gördüğü rüyayı bize anlatıyordu. Bu rüyayı gördükten bir gün sonra kızının şehâdet haberini alacaktı.
Sivas’tan yola çıkan ve İstanbul Metris Cezaevi’ne kendilerini ziyaret etmek için yola çıkan akraba ve yakınlarının içerisinde bulunduğu otobüse bombalı bir saldırı düzenlenmişti.
Sivas-İstanbul seferini yapan Sivas Tur’a ait 34 RDD 58 plakalı otobüste, Kırıkkale’ye yaklaştığı sırada TNT’den yapılan bombanın infilak etmesi sonucu 4 kişi ölmüş, 18 kişi de yaralanmıştı.
Bu bombalı saldırıda Mehmet Demir’in 12 yaşındaki kızı, 65 yaşındaki babası şehit olurken, eşi ve 8 yaşındaki diğer kızı da ağır yaralanmışlardı. Ayrıca yaralananlardan 14 kişi kendisini ziyarete gelen akrabalarıydı.
Aldığı acı haberle yıkılan fakat Allah’a olan tevekkülünü kaybetmeden, metânetini koruyarak sabreden Mehmet Hoca, derecesinin çok yüksek olacağı bir imtihana tâbi tutuluyordu belki de! Mehmet Hoca, Allah’a olan teslimiyeti, tevekkülü ve vakûr duruşuyla hepimize örnek olmuştu.
Yarım saat yemek molası verdikleri dinlenme tesislerinden ayrıldıktan bir saat sonra patlama gerçekleşmişti. Gece yarısı olduğu için yolcuların çoğu uykudaydı. Bombanın araca Sivas’ta mı yoksa mola yerinde mi konulduğu hala çözülemeyen bir sır olarak kalmıştı. Olayın failleri yakalanamamış ve bu dosya da diğerleri gibi tozlu raflara kaldırılmıştı…










